reklam
reklam
Akademik Personel | 03 Aralık 2016, Cumartesi

Doçentlik Sınavları YÖK’e Devrediliyor

13 Haziran 2014
Doçentlik Sınavları YÖK’e Devrediliyor
       

TÜRKİYE SAĞLIK ENSTİTÜLERİ BAŞKANLIĞI KURULMASI İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI

Meclise sunulan tasarıya göre, doçentlik sınavları ÜAK’tan alınarak YÖK’ verilmektedir

Tasarıda yer alan ilgili hüküm şu şekildedir:

“MADDE 24- 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasına (p) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (r) bendi (s) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.

“r) Doçentlik sınavlannı düzenlemek ve ilgili yönetmelik gereğince doçent adaylarının yayın ve araştırmalarının değerlendirilmesi ve doçentlik sınavı ile ilgili esaslan tespit etmek ve jürileri seçmek,”

Bu hüküm ile Doçentlik sınavıyla ilgili düzenleme yapma yetkisi YÖK’e verilmektedir.

 

Öğretim Elemanlarının Araştırmasına Sınırlama Getiriliyor

 

Hükümetten YÖK’e Yeni Yetkiler Geliyor

 

Kaynak: Memurlar.net

       

Yorumlar

  1. Mirzabey diyor ki:

    “akademi” sözüm sana; ilerici, aydın, çağdaş dediklerin(sen bu sıfatları kime söylediğini iyi biliyorsun) bu ülkeyi şimdiye kadar çok ileri götürmüş olduğu için; şimdiki değişimi kendi beklediğin kesimden olmayınca, tu kaka demeyi, yobaz, gerici söylemlerini diline bulamış, fikrinde zikr etmişsin. bu sebeple iyileri(eksikleriyle beraber) görmen mümkün değil. senin o çağdaş dediklerin; bu ülkeye hangi dikili taşı olmuş? sen onları bir izah et. yıllar yılı insanlar hep böyle uyutuldu ve hala aynı senaryo. teknolojiye, bilime düşman mış. senin o modern çağdaş, ilerici dediklerin zahirde bu rolü oynayıp, yıllar yılı ülkeyi çok ileri götürdü değil mi? sen taşı nereye attığının farkında mısın? herkesin, bu vatanıma sinsice veyahut açıktan saldırılara maruz kaldığını gördüğümde, birilerinin işine gelmediği pekala belli oluyor. neyse…

    1. akademi diyor ki:

      ah ah. ülke bölünmüş, doğu pkk ya teslim edilmiş, bürkorasi paralelci denilen Amerikan ajanlarının elinde, başbakan ne istediniz de vermedik deyip duruyor, 100’e yakın insanımız bu seninkilerin beslediği IŞİD’in elinde rehin, telafer denilen Türkmen kentindeki soydaşlarımız IŞİD tarafından katlediliyor, devlet içerde bölücülere, dışarda herkese şamar oğlanına çevrilmiş. cumhuriyet tarihinin %14 ü gibi bir süresidir tek başına büyük bir siyasi güçle iktidar olan partinin Türkiyeyi getirdiği nokta bu. sen neyin kafasını yapıyorsun onu anlamadım. TOKİ, doğalgaz, iki köprü, bir tüp geçit. yap/işlet/devret. bu ülke bunların karşılığı mı bu hale getirildi. bunlar olmasaydı zaten bunca müteahhit, işadamı “voleyi” nereden vuracaklardı. ceplerini nereden dolduracaklardı. bu ülkede insana, işçiye, çalışana verilen değeri “soma” olayından anlayamadıysan sen o kafayla bişey anlayamazsın. Pakistan/Afganistan/türkiye madencilikte dünyanın en geri kalmış uygulamalarına sahip üç ülke. şunu iyi anla, türkiye çok geri kalmış bir ülkeydi ve halen daha da öyle. ben geçmiş iktidarları savunmuyorum. bunların da bir balon oldukarını, esasen yaptıkları ele avuca gelir, dişe dokunur bişey olmadığını söylüyorum. bunu ben de değil zaten seçimden önce Bülent arınç ta söyledi. dediki, “bizim dışımızda bir iktidar gelirse 3 ay sonra memur maaşlarını ödeyemez”. eğer birazcık aklın varsa onu kullan. bu cümleden çıkarılacak en önemli sonuç şudur. bu ülkenin ekonomisi 3 ayda batacak kadar kırılgan, çürük ve perişan halde. amerikaya, almanyaya, hollandaya bir iktidar gelsin 3 ayda batsın bu mümkün olabilir mi? olamaz. demek ki uyutuluyoruz, kandırılıyoruz. bunlar siyasi tarafı. akademi de ise işler daha da kötü. milli eğitim, cumhuriyet tarihinin en kötü dönenmini yaşıyor. uygulanan yanlış ve kasıtlı politikalarla çocuklar ilköğretimden üniversiteye kadar bomboş yetiştiriliyor. sınıfta kalmak yok, üniversiteden atılmak yok, kalite yok, eğitim yok, yok ta yok. bomboş bir nesil. ver eline tableti foto çeksin, facebooklarda gezsin, her türlü boş işlerle uğraşsın. akademisyenlik ise gönüllülük esasına bırakıldı. lafı uzatmaya gerek yok kafası çalışan bu ülkeyi terketsin politikası uygulanıyor. bu ülkede eğitim kalitesi düşürüşürken, bir taraftan da kendi kendine yetişen, istisna okullardan kaliteli yetişen gençlere de beyin göçü projesi uygulanıyor. özet: geçmişle kıyaslamak için değil. siyaseten değil. olup bitenle, neden sonuç ilişkileriyle değerlendirerek söylüyorum: “iktidarıyla da muhalefetiyle de bu ülke çok kötü yönetiliyor”

      1. mirzabey diyor ki:

        yazdıklarinin birçoğunda haklılık payı olmakla birlikte, ülkemi yönetene karamsar bir gözle bakmamı gerektirmez. elin abd si (güya düşman) iran ile anlaşıyor, ticaretini el altından yapıyor, başkası yaptığında “olmaz, olamaz ” diyor. şu an için yarı-bağımlı olduğun bazı konularda(askeri) tamamen tavır alamıyorsun, fakat şu ana kadar hükümeti abd ci diye suçlayanlar, an itibari ile kendileri abd, almanya yollarını kendileri almadı sanki. türkiyede abd düşmanı görünen bilakis abd yanlısı, ve abd, israil politikaları lehine yorum yapıyor. iyiye “iyi olmuş” bile demeyip, alabildiğince karalıyor, ülke menfaatini hiçe sayıyor. dış politika kalmadı, herkes ile küstük diyen; herhalde ülkenin izzetini ayaklar altına alıp, herkese kuyruk sallamamızı istiyor. bu tam bağımsız türkiye öyle mi? her komşu ülke ile iyi olmak, dış politikanın iyi olduğu anlamına mı geliyor? siyasi ideolojisine katılmadığım halde, deniz gezmiş savunmasında, 25 milyon metre kare vatan toprakları için, tam bağımsız bir türkiye istemesi neydi acaba? amerikan sömürgesinden kurtulmak, onların politikalarını uygulamamak, mazlum halkları ezmemek bilakis yardım etmek değil midir? ama birileri geldi onları da astı, şimdi bazıları solculuk oynuyor, kusura bakılmasın; müslümanım demekle müslüman olunmadığı gibi, solcuyum demekle de solcu olunmuyor. bu ülkede muhalefet eksikliği var ondan şüphem yok, oyu için çırpınıyor, ülkesinin çıkarları için değil. elbette iktidarın getirdiği tekliflleri olumlu pozitif katkısı olacak, halkın menfaatini gözetecek eleştiriler maalesef olmuyor, sadece “eleştirmek ” için eleştiriliyor. bunu dinlemek bile sıkıyor. mantıklı öneri ver, alternatif sun, gerekçeni iyi bir şekilde delillendir, ama yok bunlar. neyse ” akademi” bey. ayna siyah olursa, aynadan yansıyan görüntüler de siyah olacağı gibi, ben aynamı temiz tutuyorum, elbet hatalar, ihmaller olabilir, ama bir insana(hükümete) muhabbetim, iyilikleri fenalıklarına galib ise, o insan(hükümet) hürmete(muhabbete) layıktır kaidesince bu şekilde bakıyorum vesselam. selam ile.

        1. mirzabey diyor ki:

          düzeltmemdir:
          ” türkiyede bazı kesimler, abd düşmanı görünen bilakis abd yanlısı, ve abd, israil politikaları lehine açıktan değil alttan yorum yapıyor, zahirde ülke menfaati savunuyor görünüyr”

  2. akademi diyor ki:

    geri kalmış ülke türkiye. demokrasi, insan hakları, adalet senin neyine. seni yönetenler eğitim düşmanı, üniversite düşmanı, bilim düşmanı. tablet dağıtmakla, bina yapıp kağıt üzerinde üniversite açmakla, niteliği bir kenara itip sayıları şişirip, övünüp, böbürlenenlerin yönettiği ülke türkiye. lafın çok icraatın az olduğu ülke türkiye. sıradan memur kadrolarının öğretim üyesinden fazla maaş aldığı tek ülke türkiye. teknoloji, bilim, yüksek öğretimde kalite senin neyine.

Yorum Yaz