reklam
Akademik Personel | 17 Ocak 2017, Salı

Doçent Adaylarından ÜAK’a Çağrı

26 Ocak 2016
Doçent Adaylarından ÜAK’a Çağrı
       

Bilindiği üzere Üniversitelerarası Kurul, düzenli olarak Doçentlik sınavının objektifliğini ve şartlarını düzenlemek ayrıca ülkemizin uluslar arası akademik camiadaki yerini yükseltmek için bazı kriterler getirmektedir. Getirilen her yeni kriter bir yandan Doçent olmayı biraz zorlaştırırken diğer yandan da yadsınamaz bir şekilde Türkiye’den çıkan makale ve bilimsel faaliyetlerin gözle görülür bir şekilde artmasına katkı sağlamıştır.

Bu nedenledir ki getirilen bu kriterler Akademik çevrelerce de her zaman kabul görmüştür. Bunun yanı sıra ÜAK mevzuatında bulunan getirilen yeni kriterlerin 1 yıl sonra uygulanması kuralı ise daha önce Danıştay içtihadlarında da geçen bir kriter değişikliğinin uygulanmasında geçiş sürecinin olması gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. Bununla beraber ÜAK aldığı kararı 31 Aralık 2015 tarihinde yayınlayıp 1 yıl kavramının 1 takvim yılı olmasına sağlarken (2015 de yayınlandığı için 2016 da geçerli olduğundan Ekim 2016’da yeni kriterler geçerli oldu) Doçentlik dosyasını tamamlamak üzere olan genç akademisyenleri oldukça güç durumlara düşürmüştür. Her ne kadar yapılan bu değişiklikler her seferinde ülkemizin bilimsel verimliliğine ve akademik saygınlığına olumlu katkı yapmışsa da geçiş sürecinin bu kadar kısa olması genç doçent adaylarını oldukça sıkıntıya sokmuştur.

Dosyasını Nisan 2016’ya yetiştirme gayretinde olan birçok genç akademisyen makalelerini kabul edebilecek ve Nisandan önce yayınlayabilecek dergiler aramanın stresine düşmüşlerdir. Oysa ki ÜAK aldığı bu kararları Nisan 2017 ‘den itibaren hayata geçirecek olsa genç akademisyenlere de bir yıllık geçiş süreci için dosyalarını tamamlama fırsatı tanınmış olacaktır. ÜAK ve YÖK’ün bu konuda gerekli düzenlemeyi yapabilecek olgunlukta olduğunu biliyor, bu konuda yetkili ve ilgililerimizden destek bekliyoruz.

Saygılarımızla…

Bir Grup Doçent Adayı….

Kaynak: Memurlar.net

       

Yorumlar

  1. adem dedi ki:

    Ne getirirseniz getirin…

    Ama…

    Benim yeterliliğimi denetleyecek ve beni sinava tabii tutacak hocalar da en az 100 puan almiş olsun.

  2. Omer dedi ki:

    Sosyal Bilimler alanında SSCI olmaması özellikle (İİBF) çok üzücü bir durum. Yrd. Doç. kadrosunu alan yata yata doçent olacak bu gidişle. 1 tane SSCI yapamayan adamdan doçent filan olmaz.

  3. AklınYoluBir dedi ki:

    Yerinde bir talep, Doçentlik gibi bir kriteri kısa süreli planlarla değiştirmek bu işe yıllarını veren hocaları gerçekten zorluyor, umarım gerekli düzenlemeler yapılır,
    Ayrıca Sosyal bilimler içinde en azından 1 adet SSCI tarafından taranan bir dergide yayın yapmak şartı konulur umarım. Bu kriterler çok ulusal odaklı, Uluslararası arena da gücümüzü gösterebilmek adına SSCI yayın şartı mutlaka konulmalı, ayrıca doktora sonrası puanlamanın dikkate alınması demek, doktora öncesi fazla çalışma sen demektir. Bu duruma ülkemiz açısından baktığımızda maalesef doktora sonrası öğretim üyeleri çeşitli sebepler dolayısıyla (örneğin fazla gelir için ek derslere yüklenme, aile yapısı vb.) akademik çalışmaları ikinci plana atmaktadır. Bu nedenle aslında olması gereken durum araştırma görevlisi iken ya da doktora öncesi yapılan çalışmalarında puanlamada ciddi bir katkısı olmasıdır. Bu durum doktora öncesi çalışma disiplinini araştırmacılara kazandıracak ve bir alışkanlık haline getirecektir. Aksi durumlarda bilim insanı olabilmek için harcanan ilk yıllarda tembelliğe yönlendirilen bilim insanları geliştiklerini gösteren ve yeterli olduklarının ispatı olan doktora unvanını aldıktan sonra çalışma yapmayı bir külfet olarak görmektedirler. Oysaki ülkemizin fazlasıyla çalışan akademisyene ihtiyacı vardır.Akademisyenliğin idealist bir meslek olduğu yalnızca kalıplaşmış bir mit şeklindedir. Umarım çalışmanın bir alışkanlık meselesi olduğunu değerli büyüklerimiz göz ardı etmezler ve doktora öncesi insanları çalışmaya teşvik edecek hamleler yaparlar.
    Bu noktadaki önerim ise; istenilen puanların daha da arttırılması ve doktora öncesi puanların da dikkate alınmasıdır. Eğer şuanda 5 istiyorlarsa 10 istesinler, yeterki doktora öncesi çalışmayı bilim insanlarına adapte edebilsinler, bunu kazandığımızda en azından yapılan bilim çalışmaları bakımından geri de bırakıldığımız ülkeleri (örn. İran) geçebiliriz.

    1. Bilim dedi ki:

      Araştırma görevlilerine ve doktora öğrencilerine araştırma yapmayı açıkça yasaklasaydılar daha anlaşılabilir kriterler olabilirdi…

Yorum Yaz