reklam
reklam
Akademik Personel | 05 Aralık 2016, Pazartesi

Daha Çok Kadın Akademisyen İçin

8 Şubat 2014
Daha Çok Kadın Akademisyen İçin
       

Bu yazı Japonya doktoralı Çağrı Yalgın’ın yazısından alıntılanmıştır.

 

Japonya’nın RIKEN Beyin Bilimleri Enstitüsü’nde biz genç araştırmacılar için enstitü müdürü Susumu Tonegava ile sohbet toplantısı düzenlenmişti. 1987 yılında Nobel Ödülü aldıktan 25 sene sonra laboratuvarından hâlâ her sene birkaç son derece önemli araştırma çıkaran bu çok hırslı ve azimli hoca sorularımızı yanıtlayacaktı. Tanıdığım bir araştırmacı arkadaşımız sordu: “Biz kadınlar, nasıl hem çocuk yapıp hem de araştırma dünyasının ağır rekabeti içinde ayakta kalabilir, kariyerimizi sürdürebiliriz?”

 

“İsveç’e gidin” dedi Tonegava. “Orada kadınların çok geniş hakları var.” Ne Boston’daki kendi laboratuvarında ne de müdürlüğünü yaptığı bizim enstitüde kadınlara bir ayrıcalık tanıma gibi bir niyeti yoktu. Dediğine göre bizim enstitünün kuruluşunda hocalar seçilirken erkek ve kadın adayların sayısının eşit olması kuralı varken her nasılsa sonunda hocaların ancak bir-ikisi kadınlardan seçilmişti.

 

Bunu aklıma getiren İlker Birbil’in yazısı… İlker Hoca diyor ki aynı konuma başvuran iki denk adaydan kadına öncelik tanınmalı. Bu olabilir, ancak fazla işleyeceğini sanmıyorum. Sonunda herkesin topu birbirine attığı bir duruma dönüşebilir:

 

Ancak, belki de Tonegava’nın dediği gibi İsveç’e bakmak lâzım. Bu noktada ha İsveç ha Finlandiya diyerek buradaki gözlemlerimi (biraz üstünkörü de olsa) anlatayım.

 

Burada doktorası boyunca bir değil, iki hamilelik geçiren çok öğrenci gördüm. Bu öğrenciler, her çalışanın hamilelik-doğum avantajlarından yararlanabiliyor. Doğumdan itibaren 9 ay doğum izni var. Bunu belirli bir şekilde anne ve baba bölüşebiliyor. Hattâ bir kısmı babaya mecburi bile, ki baba da çocuğun bakımında ve gelişiminde rol oynasın. Bu sürede anne ve baba sosyal sigortadan hem kendileri hem de çocukları için iyi bir maddi destek görüyor. (Çocuğun doğumunu ve sonraki tıbbi muayanelerini zaten tamamen devlet karşılıyor.) Bu 9 ay bitince işine dönebildiği gibi, bunu 2 yıla kadar desteksiz olarak uzatabiliyor.

 

Ama daha ilginci bu sürece bakış açısı. Bu süreç garip bulunmuyor, hocalar hamilelik/doğum izni alan öğrencilerinden şikâyet etmiyor. Bu benim tahminim yalnızca ama, gördüğüm kadarıyla yalnızca kadının toplumda ve iş yaşamında kendine yer bulabilmesi açısından değil, gelecek nesillerin sağlıklı yetişmesi açısından da önemli görülüyor bu durum.

Bu sistem mükemmel değil, ancak kadınlara hem rahat bir hamilelik ve annelik dönemi geçirme, hem de başvuracakları kadrolar için gerekecek bilimsel üretimi gerçekleştirme fırsatı tanıyor.

 

Bu nedenle, denk adaylardan kadınlara öncelik tanımak kadar, kadınlara gerçek bilimsel potansiyellerini ispatlama imkânı vermek de bana iyi bir politika olarak görünüyor. Ama o politikayı kim uygulayacak?

Kaynak: Çağrı Yalgın Blog

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz