reklam
reklam
Akademik Personel | 07 Aralık 2016, Çarşamba

Çetinsaya: Herkes Topu YÖK’e Atıyor

31 Ekim 2014
Çetinsaya: Herkes Topu YÖK’e Atıyor
       

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, “Üniversiteler kendi senatolarında çözebileceği sorunları sürekli YÖK’e paslıyor, bunu hep yaşıyoruz. Aslında senatolar kendi yetkilerini kullanmak istemiyor. YÖK bazı alanlarda güçlü ama üniversite senatosu birçok konuda iş yapabilme gücüne sahip” diye konuştu.

SİYASET, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları (SETA) Vakfı tarafından düzenlenen ‘Yük-seköğretimin Yeniden Yapılandı-rılması’ paneline katılan YÖK Baş-kanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, üniversitelerin sorunları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Üniversite senatolarında çözülmesi gereken sorunların da YÖK’e gönderildiğini belirten Çetinsaya’nın açıklamaları özetle şöyle:

YÖK’ü bir yandan eleştiri-yoruz, bir yandan da ona büyük kabiliyet yüklüyoruz. Hem YÖK’ün olmamasını istiyoruz, hem de üni-versitelerin bünyesinde çözmesi gereken sorunları YÖK’ün çözmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yükse-köğretimde yeniden yapılandırma tartışılırken bence ilk masaya otururken buna karar vermeliyiz, YÖK’ü istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Doğası gereği üniversiteler kendi senatolarında çözebileceği sorunları sürekli YÖK’e paslıyor, bunu sürekli yaşıyoruz. Aslında senatolar kendi yetkilerini kullanmak istemiyorlar. Şehir efsanesi dekanlar bölüm başkanlarına, rektörler herkese “YÖK buna karşı, bunu onaylamaz” diyor. Herkes de bu masaldan çok mutlu. Evet YÖK bazı alanlarda güçlü ama üniver-site senatosu birçok konuda iş yapabilme gücüne sahip.

AÇIKÖĞRETİM YÜZDE 47

Bugüne kadar liselerden 800 bin öğrenci mezun oluyordu. 2016- 2017’den itibaren teorik olarak 1 milyon 200 bin genç liselerden mezun olacak. Gelecek yıllarda yükseköğretimin kapasitenin arttırılması gerekiyor. Sistemde büyümenin bir kısmı açıköğretimle sağlanmış. Öğrencilerin yüzde 47’si açıköğretimde okuyor. Önümüz-deki 10 yılda açıköğretim oranını dünya ortalamalarına çekmemiz, azaltmamız lazım. Yüz yüze ve uzaktan eğitim vermemiz lazım, ikinci mesele akademisyen yetiş-tirmek. Öğretim üyesi yetiştirmek konusunda biraz geride kaldığımızı görüyoruz. Öğrenci sayısı ile aynı oranda artış göstermiyor. OECD ortalamalarında öğretim üyesi Hoca başına düşen öğrenci sayısı 21. Doktoralılara baktığınızda bu rakamın 48 olduğunu görüyoruz.

GELENEKSEL ANLAYIŞ VAR

Önümüzde bir gerçek var. Kalite çalışması yapmak istiyorsak hoca başma düşen öğrenci sayısını aşağıya çekmemiz lazım. OECD’de bu rakam 16. Bunu yakalamak için 45 bin doktoralı öğretim üyesine ihtiyaç var. Bunların yamnda sis-teme yeni dahil olacak öğrenciler var. Her yaştan nüfusa yükseköğ-retim imkam sunacak sisteme, her sektörden doktoralı insana ihtiyacı-mız var. Her yıl 4 bin 500 doktora mezunu veriyoruz. Kürsülere hoca yetiştirmemiz lazım OECD’yi yaka-lamak için 10 yıl içinde 10-15 bin doktora mezunu vermemiz lazım. Doktoranın tamamen parasız yapılması gerekir. Doktora için özel teşvikler getirmeliyiz. Türkiye’de kalite çalışması yapılıyor. Eksik olan yasal mevzuat itibarıyla sistemin adı konulma-mış. Yapılanlar sistemi besleyici model belirlendiğinde aslında kolayca bu çalışmalara adapte ola-cağız. Yani şu an yapılanlar yasal zorunluluk değil.

Zihniyet ve etik sorunlarımız da var. Bunlarla yüzleşmemiz gerekiyor. Bunlar yasa ve yönetmeliklerle çözülebilecek bir şey değil.

Akademik özgürlüklerin kullanımıyla ilgili yasa boyutları var ama tecrübeler gösteriyor ki ak-törlerin akademik kültür meselele-riyle yüzleşmemiz gereken konular var. Bunların sebep ve sonuçlarını I analiz etmeliyiz. Yasa ve yönet-meliklerden çözüm beklemeden bunları çözebilmeyiz.

Yükseköğretim dünyada değişiyor. Üniversitelerimiz çeşitlenecek ve serbest olacak ama hayal ettiğimiz üniversitelere dönüşebilecek mi? Geleneksel üniversite ile küresel üniversite anlayışım nasıl bağdaştıracağız. Öğretim üyeleri olarak buna hazırlıklı mıyız bilmiyorum. Geleneksel üniversite anlayışımız var. Bunlarla küresel dinamikleri nasıl bağdaştırabileceğiz? Bu da önemli.

Kaynak: Memurlar.net

 

       

Yorumlar

Yorum Yaz