reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

Çetinsaya: “30’lu, 40’lı yaşlar tekrar Yükseköğretim ile tanışmalı”

23 Eylül 2014
Çetinsaya: “30’lu, 40’lı yaşlar tekrar Yükseköğretim ile tanışmalı”
       

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, küresel ekonominin yeni bilgi istediğini belirterek, “Sadece yükseköğretim çağındaki nüfusa değil; 30’lu, 40’lı yaşlarındaki nüfusa da yükseköğretim sağlamamız gerekiyor. Onları tekrar yükseköğretim ile tanıştırmamız gerekiyor” dedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, 4’üncü İslam Dünyası Kalite Güvence Ajansları Birliği( AQAAIW) toplantısına katıldı. Baltalimanı Sosyal Tesisleri’nde yapılan toplantıya Gökhan Çetinsaya’nın yanı sıra, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay, Sakarya Üniversitesi Prof. Dr. Muzaffer Elmas, İslam üniversiteleri rektörleri ve çok sayıda akademisyen katıldı.

“ÖDEVLERİMİZİ HAKKIYLA YAPMIŞ BİR ÜLKEYİZ”

İngilizce olarak gerçekleştirilen toplantının ardından bir açıklama yapan Gökhan Çetinsaya, yüksek öğretimde kalitenin çok önemli olduğunu belirterek, “Yükseköğretimde kalite konusu bizim en önemli meselelerimizden bir tanesi. Önümüzdeki yıllarda da Türk yükseköğretiminin en önemli meselelerinden biri olacak. Bu konuda 4 koldan çalışıyoruz. Polonya sürecinin Avrupa yükseköğretim alanının en önemli katılımcılarından biriyiz. Ödevlerimizi hakkıyla yapmış bir ülkeyiz. Şimdi bütün dünyaya açılıyoruz” dedi.

İslam Dünyası Kalite Güvence Ajansları Birliği Toplantısı’nı gelecek yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) yapmayı planladıklarını kaydeden Çetinsaya, “Bu gün burada İslam Ülkeleri Kalite Güvencesi Ajansları Birliği’nin toplantısındayız. Hem yönetim kurullarını hem genel kurullarını Türkiye’de yapıyorlar. Son 5 yıldır aktif olan bir kurum. Biz de Türkiye olarak katkı veriyoruz. Geçen yıl, YÖK adına Türkiye adına bu toplantıya katılan Prof. Dr. Mahmut Özer aynı zamanda 10 kişilik yönetim kuruluna seçildi ve başkan yardımcısı oldu. Aynı şekilde bizim çabalarımızla KKTC de yönetim kuruluna seçildi. Önümüzdeki dönemde amacımız bundan sonraki toplantıyı Kıbrıs’ta yapmak. Öncelikle Kıbrıs’ı uluslararası yükseköğretim alnında temsilini sağlayacak bir kapasiteye ulaştırmak. Türkiye’nin uluslararası çalışmalarında yükseköğretimin kalite sürecine önemli katkılar yapacağını düşünüyorum” diye konuştu.

“30’LU, 40’LI YAŞLARA DA YÜKSEKÖĞRETİM GEREK”

Küreselleşmenin ardından yaşanan değişimle 30’lu, 40’lı yaşlara da yükseköğretim sağlanması gerektiğini kaydeden Çetinsaya, “İslam ülkelerindeki üniversitelerde meselelerimiz var. Bunların en önemlisi küreselliğin önümüze getirdiği dinamikler var. 21. Yüzyılın meseleleriyle yüzleştiklerinde üstesinden gelebilecekleri bilgi beceri ve yetkinlikler ile donatmak. Hayat boyu öğrenme fenomeni var karşımızda. Küresel ekonomi bize hayatımız boyunca birkaç kez meslek değiştirmemizi, bildiklerimizi birkaç kez tazelememiz gerektiğini söylüyor. Bütün küresel dünyanın meselesi bu. Sadece yükseköğretim çağındaki nüfusa değil; 30’lu, 40’lı yaşlarındaki nüfusa da yükseköğretim sağlamamız gerekiyor. Onları tekrar yükseköğretim ile tanıştırmamız gerekiyor. Onlara yeni bilgiler, yeni beceriler aktarmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA

       

Yorumlar

  1. İrfan diyor ki:

    Eğitim seviyesi yüksek devletlerin ekonomik seviyeleride yüksektir.Toplumda adaletin,anlayışın,hoşgörünün adıdır”Eğitim”yeterki amacına uygun olsun mesleki ağırlıklı veya birazda kültürel hiç fark etmez.İnsanın kendini tanıması;sadece karnını doyuran bir varlık olarak görmemesidir.Eşeğin semerinden,atın pulluğundan da öte bir dünyada yaşamaktayız.Traktör gelmiş at bitmiş nalbantlıkta bitmiştir.Çelik tencere çıkmış kalaycılıkta gitmiştir.Eski teknolojiyle üretim yapan fabrikalar kapanmak zorunda kalmıştır.Bunları bize eğitimin gücü yaptırırken bu gücü görmemek yanlış olur kanaatindeyim.Herkes üniversiteli olduğunda,eğitimin bir üst kademesi doğacaktır.Ekonominin çöktüğü yetmişli yıllarda başka ülkelerdeki kültür devrimleri konuşulur olmuştu,insanlığın,insanca yaşamanın sırrıdır kültürel hamle,sonuna kadar insanlığa faydalı bişeyler aramaktıır.Dünya konjüktörüne uyumdur. Kaliteli demokrasinin sebebidir”kültürel uyanış” böylelikle Üniversitelerdeki eğitimin kalitesinin düzelmesine de hizmet edeceklerdir.Muhtemelen kürsüden değil sıralardan bakış niteliği arttıracaktır.İnsanlar hep kendi branşlarından değil, tolum; mühendisler, tarihçiler, ekonomistler,sosyologlar,biyologlar,pisikologlar vs.hepsi birlikte topluma yön verirllerken,olgunlaşmak yaşlanmak değil, Olgunlaşmak yaşamaktır.Tanıdığım yetmiş yaşındaki öğrencilere selâm olsun”Ağaç kökten insan azim ve umuttan beslenir”öyle, okumamış insanlar var ki sözlükte haylaz diye geçer,insanın fıtratını eğitimlede değiştiremezsiniz ama toplumun kaderini değitirebilirsiniz.Sağlıkla ve sevgiyle kalın

  2. İrfan diyor ki:

    Bu eğitimde bir seferberlik olur.Mecburiyet değil teşvik getirilmeli,yaşlandın deyip bir kenara atılmak yerine”Beşikten mezara kadar ilim” ne güzel söz, bence değer ölçüleri artacak eğitimde kalite yükselecek kahveler boşalacaktır.”Ağaç kökten insan bilgiden beslenir.Yolun yarısı otuz beş değil altmış beş olmuştur. sağlıkta teknoloji ilerlemiştir. Şu anda Avrupada vardır.Okuma yazma seferberliğinde ülkemiz insanınıda işsizlik yüksek, gelir düzeyi ne kadar düşüktü, nice evli barklı,çoluk çocuk sahibi insanlar okuma yazma öğrendiler.Bilmemek zordur,hele öğrenmemek insan beyni değirmen taşı gibi kendini öğütür.Cehaletten kurtulup daha kaliteli demokrasi için ülkenin kaderi değişecektir.Eğitimin yaşı olmamalıdır.Umut ise can suyu gibidir.Saygılarımla…

  3. aLİ diyor ki:

    O zaman yds belasını kaldırın ve masterımızdan devam edelim.

  4. Afet diyor ki:

    yüzde otuz üniversite mezunu genç işsizken,bir de 30-40 lı yaşlardaki evli baarklı,çoluk çocuk sahibi hayatını kurtarmış adamlara mı göz koydunuz.onların da mı hayatlarını karartacaksınız.Şu andaki yeni mezun gençlere mutlu,huzurlu bir gelecek adına ne sunabildiniz ki de onları hedef tahtasına oturttunuz.Etmeyin eylemeyin,biz okuttunuz bari onları okutmayın,bırakın hayatlarını yasasılar.insan okuyunca beklentisi yükseliyor verdiği ağır emek ve para sarfiyatı neticesinde,mezun olduktan sonra da 800-900tl maaşlı işlere herkesin yapabileceği türden beden kuvvetine bağlı,pazarlamacılık işlerine yaklaşamıyor,sona da işsiz kalıyor,sonra da bunalıma girip yaşıyor,rahat yaşayamadığından,istediğini elde edemediğinden etrafındaki insanları da rahatsız ederek,zarar vererek yaşamaya başlıyor.bu insan psikolojisidir.mühendis zekasıyla insan toplulukları yönetilemez.insan makine gibi değildir çünkü.insan sosyal zeka ile yönetilir,çünkü sosyal bir varlıktır.Başımızdakiler bizi makine mühendisi gibi yönetiyorlar,insanın biyolojisini,psikolojisini bilmediklerinden felaketlere sürüklüyorlar bilmeden.

Yorum Yaz