reklam
reklam
Akademik Personel | 03 Aralık 2016, Cumartesi

Bir ÖYP’linin Hikayesi

1 Nisan 2014
Bir ÖYP’linin Hikayesi
       

2010 Senesinden Bugüne Toplamda 9.500  ÖYP’li Oldu. Her Ne Kadar Farklı Hikayeleri Olsa da Artık Ortak Bir Noktaları Var ÖYP…

 

ÖYP, yani Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı, özellikle son birkaç yıldır çok sayıda genci akademik hayata çekti. Programın anlatılan avantajları, özel bir kadro olduğu algısı çoğumuzu bir şekilde cezbetti ve hayatımızla ilgili ciddi kararlar vermemize neden oldu. Peki aslında ÖYP gerçekten nedir?

ÖYP, cari kadronun aksine kişilerin hocaları, jüriyi tanımadan, siyasi bir taraf tutmadan akademik hayata girilebilmesine olanak sağlayan nispeten de olsa objektif bir sistem. Peki bu durum her zaman böyle mi?  Elbette belirli istisnaları mevcut. Ancak bu yazıda ÖYP’nin barındırmış olduğu bu tür problemlere değinilmeyecek, aksine genel bir bilgi verilmeye çalışılacak.

Kendi hikayemi anlatacak olursam, sene 2010’du. Şimdi almış olduğum asistan maaşımın neredeyse 2 katı bir maaşa ve çok daha iyi özlük haklara sahip olarak köklü bir Amerikan firmasında çalışırken, belki babamın da öğretim üyesi olmasının etkisiyle, belki de idealist bir bakış açısıyla ÖYP’yi tercih ederek hayatımı değiştirdim. Bunda en temel etken ÖYP’nin sunmayı vaat etmiş olduğu imkanlar ve olanaklardı. Örneğin, doktora esnasında 1 sene boyunca araştırma bursunun olması gibi. Ama soracak olursanız şu an böyle bir burs durumu yok, hatta YÖK’ün doktora sırası araştırma bursları bile dondurulmuş durumda. Yani, Almanya’da ücretsiz yüksek lisans yapmış birisi olarak, şimdiden yurt dışında doktora araştırma fırsatım elimden alınmış gibi gözüküyor.
 

 

Zorunlu görev de cabası. Bilmeyenler için söylüyorum, ÖYP bir senete imza atılmasını gerektirmekte.. Kısaca anlatmak gerekirse, mecburi hizmetin yapılmadığı veya başarısız olunduğu takdirde, devletin vermiş olduğu bütün maaş yüzde ellisi ve yasal olarak en yüksek faiziyle beraber ÖYP’lilerden geri alınmakta. Kabaca bir örnek verecek olursak toplam 100 TL maaş aldığınızı varsayalım vereceğiniz miktar neredeyse 170 TL civarı.

Evet işte en kritik soru şimdi geliyor… Acaba, ÖYP’liler zorunlu görev, tazminat gibi ağır yaptırımların altına sokulurken, karşılığında kendilerine verilen sözlerin hangileri yapılıyor? İşte bu biraz tartışmalı, olumlu yönler de var olumsuz yönler de var.

 

Birkaç örnek vermek gerekirse:

  • Dil sınavlarından 65’ten yüksek olanların yurt dışına dil eğitim için gönderilmeleri – Çoğu ÖYP’li gidemedi ve 2014 senesi için de rafa kaldırılmış gibi gözüküyor.
  • Yüksek lisans ve doktora tez zamanında yurt dışına ÖYP bütçesiyle çıkılması – Şu ana kadar böyle bir uygulama olmadı. ÖYP’liler de mecburen YÖK bursları için müracaat ettiler, ancak görülen o ki, 2014 senesinde yurt dışı araştırma bursları YÖK tarafından askıya alınmış gibi gözükmekte.

Bu örneklerin yanı sıra, ÖYP kapsamında eğitim aldıkları büyük üniversitelerde kullanılan, değer görmeyen, ayak ve bölüm işlerine koşturulan ÖYP’lilerde cabası..Ne yazık ki çoğu genç hayal ettikleriyle gerçekler arasında bocalamış durumdalar.

Acaba Problem Nerede?

Problemin temel unsuru doğru bir bütçe planlaması yapmadan ülkemizin gençlerini ÖYP ’ye çeken, akademik gelişime gereken önemi vermeyen akademik sistem. ÖYP bünyesinde bulunan akademisyenler arasında hayal kırıklıkları ve pişmanlık duygusu hakim.

Sonuçta, insanlar başka fırsatları bırakarak ÖYP’yi tercih ettiler. Buna mikro iktisat da alternatiflerin maliyeti denilmekte. Yani kişi bir tercih yaptığı zaman, vazgeçtiği diğer tercihlerin kazanımlarından feragat etmekte.

Bireyin mutlululuğu ise, alınan kararların faydasının, alternatiflerin maliyetini geçmesine bağlı. Ancak, mevcut ÖYP sisteminde bulunan ağır yaptırımlar ve baskılar ne yazık ki genç akademik bireylerin mutluluğunu sağlamaya yetecek seviyede değil. En azından özel sektörü bilen birisi olarak benim gözlemlerim bu şekilde..

Elbette bu durum tüm ÖYP’lileri kapsamamakta, halinden gayet memnun ve mesut olanlar da mevcut.

Özel sektörün acımasızlığı ve eğitimli iş gücünün yüksek işsizlik oranları ÖYP’yi hala bir cazibe merkezi yapmakta. Devlet işinin garanti olması ve sunulan diğer avantajlar ise cabası.

ÖYP araştırma görevlilerine, yüksek lisans eğitimi boyunca akademik gelişim, kongre, teçhizat ve benzeri masraflar için 20.000 tl, doktora için ise 30.000 tl bütçe ayrılmış durumda. Belirtilen bu rakamlar, işinin takipçisi olan sorumluluk sahibi bireyler için gelişim adına gayet önemli bir fırsat. Tabi umarım YÖK bu bütçede de bir kısıtlama yoluna gitmez.

Ayrıca, zorunlu görev bir bakıma iş garantisi anlamına da gelmekte. Bu durum, kişinin bir yandan akademik eğitim alıp geleceğine yatırım yaparken diğer yandan da akademik kadroyu garanti altına alması demek. Çünkü bilindiği üzere, doktora sonrası ÖYP araştırma görevlileri atanmış oldukları üniversitelerde öğretim üyesi olmaya en yakın olan adaylar.

 

Yazı Hakkında: Bu yazı, ÖYP sistemini iyi ve kötü yönleriyle ele almaya çalışmakta. Bu bakımdan, yazıdan kesin yargılar çıkarmak ve herşeyi 100% doğruymuşcasına değerlendirmek tavsiye edilmemekte. Dolayısıyla bu yazı genel bir fikir vermeye çalışmakta.

Kaynak: Bir ÖYP’liden sitemizde yayınlanması için gönderilmiş olan bir mektup. Yazının sahibi kişisel bilgilerinin paylaşılmasını istememiştir.

Siz de kendi hikayenizi veya yayınlanmasını istediğiniz yazıları BURADAN “Haber Gönder” başlığı ile yollayabilirsiniz.

       

Yorumlar

  1. derya diyor ki:

    Birde sunu merak ediyorum gittigimiz okulda 6 yil kalmak mi zorundayiz sonrasinda ne olucak ve eş durumu nasil isliyor ?

  2. derya diyor ki:

    Merhaba ben sunu cok merak ediyorum neden öyp ? Yani diger arastirma gorevlileri daha cok zorlukla ugrasmakta neden öypyi tercih etmediler ne farki var bunlarin bunu anlayamadim

  3. hacer diyor ki:

    Ben su an sosyoloji ögrencisiyim bu yil bitecek insaallah. Öypyi düsünüyorum ancak kafamda cok fazla soru isareti var rahatlikla iletisim kurabilecegim kimseyi bulamadim. Ales puanim lisans ortalim ve yabanci dil sinavi ortalamam iyiydi ve atandim sayalim bi egitim surecine girip o egitim sureci bittikten sonrami maasimi aliyorum yoksa yuksek lisansa baslar baslamaz maas sistemi basliyor mu ?

    1. akademikportal diyor ki:

      ÖYP ile atandığınız gün başlar maaşınız.

      1. hacer diyor ki:

        Kusura bakmayın bir sorum daha olacak maaşa dair. Atanılan her okulun maaş durumu farklı mı yoksa standart bir ücretmi vardır ? Tercih yaparken bunu nasi öğrenebiliriz?

        1. akademikportal diyor ki:

          Taban maaş aynıdır ancak geliştirme ödeneği olan bir üniversiteye giderseniz maaş daha da artacaktır.

  4. Erdal Yaran diyor ki:

    Göze kısmet çıkınca gözlük Bağdat’tan gelirmiş…

  5. Erkan diyor ki:

    Burada bir eksik bilgi var hemen düzelteyim. Senet imzalamak istemiyorsanız tercih işlemi yapacağınız okullarda, tercih ettiğiniz bölüme ait yüksek lisans ve doktora eğitimi vermesine dikkat edin. Eğer veriliyorsa senet imzalamazsınız. Şayet verilmiyorsa ve senetten kaçmak istiyorsanız tabi o okulu asla tercihlere yazmayın. Bunun dışında maaş az, akademik yaşamı bilen bilir ama her şeyden öte özel sektöre bin kere tercih ederim. Kim okurken maaş alabiliyor?

    1. Mahmut diyor ki:

      Evet, okurken maaş almak güzel gibi görünüyor ama akademik yaşamın getirdiği fakültedeki hocaları yağlayıp, ballamak belli yazılı olmayan kuralları uygulamazsanız dışlanan insan olabiliyorsunuz. Fakülte içi çekişmelere bulaşmamaya çalışsanız dahi yaptığınız hareketlerden, giyiminizden bile anlam çıkarılıp belirli gruptan gibi yaftalanabilme ihtimaliniz var. Bir de gereğinin 4-5 katı olan kontenjanlar sonucu sayıca şişen öğrencilerin sınav kağıtlarını dönem vizesi, finali, mazeret sınavı, bütünleme sınavı, tek ders sınavı, yazokulu vizesi, yazokulu finali v.b. okumak ve , size saygı bile duymayan öğrencilerin bile çeşitli sorunlarını aksettirmesi(amcanın oğlunun kayını öldü; ders çalışamadım, maddi durumumuz şöyle olduğu için v.b.), ve bunlarla beraber yabancı dil bilgini geliştirmeye-korumaya çalışırken bir yandan da tez yazmak, okulun düzenlediği konferansın kayıtlarını kağıda dökmek gibi üst düzey bilimsel görevlerle uğraşırken bir yandan ders-sınav programları hazırlamak ve bir taraftan elleri cebinde gezinen teknisyen v.b.’den daha az maaş almak ve diğer yandan gelire önem veren toplumun büyük kesimi tarafından küçümsenmek neticesinde amacından sapmış yüksek öğretimin vasıflı amelesi olarak tükenmişlik sendromu yaşamanıza neden olabilir. Hatta bunları dile getirirken, her yeri kendi kurumu ve herkesi kendi danışman hocası ve bölüm hocaları gibi sanan diğer araştırma görevlileri abarttığınız sanabilir.

    2. misafir diyor ki:

      En iyisi kamu KPSS YE ÇALIŞIN BENCE BEN ÇALIŞTIM RAHATIM

  6. duygu diyor ki:

    ya o değil de “kısmeten de olsa objektif bir sistem..” ne yahu 😀 “Nispeten” olmasın o ? 🙂 insanlık hali tabi…

    1. akademikportal diyor ki:

      😀 kısmettenmiş. Teşekkürler düzelttik 🙂

Yorum Yaz