reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

Akademisyenlerin Kişilik Özellikleri Nelerdir?

24 Nisan 2014
Akademisyenlerin Kişilik Özellikleri Nelerdir?
       

Akademikpersonel.org’un Akademisyenler üzerinde gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre Akademisyenlik için önemli görülen kişilik özellikleri belirlenmiştir

Yöntem olarak İnternet üzerinden anket yapılan çalışmada toplamda 342 adet farklı bilim dalında çalışan ve akademik kariyerin değişik noktalarında bulunan akademisyenlere ulaşıldı. Akademisyenlere, “Akademisyenlik için aşağıda verilen kişilik özellikleri sizce ne derecede önemlidir” sorusu yöneltildi. Kişilik özelliklerinin belirlenmesi esnasında ise öncesinde yurt dışında yapılmış çalışmalar incelenerek anket formu soruları son haline getirildi.

Akademikpersonel.org’un Araştırma sonuçlarına göre akademisyenlik için gerekli olan ilk beş kişilik özelliği şu şekilde belirlendi:

1-Bilgiye değer vermek

2- Fikirlerini özgür bir şekilde ifade edebilmek

3-İstekli-hevesli olmak

4- Objektif ve tarafsız olmak

5- Güvenilir olmak

Akademisyenlik için çok da önemli görülmeyen kişilik özellikleri ise şu şekilde belirlendi:

1- Problemleri yüzeysel geçiştirebilmek ve derinlemesine yaşamamak

2- Sıcakkanlı ve candan olmak

3- Neşeli olmak

4- Olaylar, gelecek ve kişiler hakkında pozitif olmak

5- İnsanlarla iyi geçinebilmek

Mevcut çalışmanın önemini Türkiye’de ilk defa böyle bir çalışma yapılmış olması olarak aktaran ÖYP Araştırma Görevlisi Murat Aktan, bu sayede yüksek lisans, doktora yapmak veya sonrasında akademik kariyerde ilerlemek isteyen adaylara genel bir bilgi verilmesinin amaçlandığını belirtti. Murat Aktan, insanların yanlış meslek ve kariyer tercihlerinden dolayı mutsuz bir hayat geçirebildiğine değinerek meslek tercihi ve kişilik uyumunun önemine değindi.

Akademikpersonel.org ailesi olarak mevcut çalışmanın sonuçlarının bireylerin eğitim, kariyer tercihlerine ışık tutmasını temenni ediyoruz.

İlişikteki grafiğe bakarak hangi kişilik özelliklerinin akademisyenlik için önemli ve önemsiz olduğunu 100 üzerinden değerlendirilen skor derecesine göre inceleyebilirsiniz.


KİŞİLİK

Akademik Bakış
       

Yorumlar

  1. sevgipıtırcığı diyor ki:

    Ya biri diyelim sana akedemisyen olmasın diyor ?siz ce bu konuda ne düşünmeliyim?

  2. Serkan diyor ki:

    Unutulanlar,
    Fakat günümüzdeki akademisyenler, Yrd. Doç.’ten itibaren çok daha farklı.

    *Son derece çıkarcı,
    *işi olmayanın yüzüne dahi bakmak
    *Ek ders saatleri bütün haftayı kapsar ancak, Araştırma Görevlilerini hamal gibi gibi kullanarak kendi bir kaç saat derse girer,
    *Dersine soktuğu Araştırma Görevlilerine, gönül almak için bile, ek ders ücretlerinden bir kuruş koklatmaz,
    *Kimisi derslerde “AA-500TL, BA-450TL, BB-400TL……” tarzı espirileri kendilerine marifet sayar.

  3. Kırıkkale diyor ki:

    üniversitede bir kişilik kadroya ihtiyaç vardır ama o kadro en az 10 olur torpilliler alınır 1 kişi hakkıyla alınmalıdır… hakkıyla alınan kişiye ilk cevap “seni biz aldık” sen kimsin ki? en çok o çalışır en çok o okur en çok o yazar… ama o asla başarılı olamaz diğer torpilliler yol alır aşar gider her şey onlar içindir izinler kurslar, yurtdışı burslar sen kadronu korumak adına mücadele edersin ve bakarsın ki yıllar geçmiş pes edersin ve yeniden sınavlara çalışırsın kazanırsın ve gider ciddi devlet kurumlarında kariyer kadroları alırsın ve sonra… (Allah’ın sopası yok Allah haklı olanlara daima hakkını verir…) sonra kelli felli adamlar televizyona çıkar Türkiye’de akademisyen yok derler 🙂 bazıları da bırak gidip görmeyi araştırmayı hakkında bir makale bile okumadıkları ülkeler ve sorunlar hakkında stratejiler geliştiril analizler yapar 🙂 ülkelerle diplomatik ilişki düzeyinin ataşelik düzeyine çekilmesinden bahseder 🙂 🙂 🙂 neyse Bu ülke de namuslu insanlar namussuzlardan daha çok çalışır unvan istemez onların yüzü suyu hürmetine her şey yolunda gider….

  4. ersin diyor ki:

    enstitüde ya da fakültede adamı olmak, yani sağlam torpilli olmak.önemli yerlerde aileden gelen köklü adamları olmak

  5. kkk diyor ki:

    odada oturup, sabahtan akşama kadar (öğle yemeği hariç) çay, kahve sigara içmek. Biri odaya girince bir şeyler yazıyormuş gibi görünmek. Arada Amerikalı araştırmacılardan arak yapıp 3-5 sayfa bir şey yazmak. Derse girip artizlik yapmak (zira öğrencili sınıf dışında gücünün yeteceği başka bir toplumsal alan yok), arada anahtarla sıraya vurmak (lisede miyiz?). 5-10 yıl ve hatta daha uzun süre önce yazılmış sararmış kağıtlı notlarla derse gelmek, ezbere birşeyler söyleyip çıkmak, biri soru sorunca da o konulara girmeyelim demek (Kimi kandırıyorsunuz, özgür düşünceymiş ehe ehe. Biri parmak kaldırıp özgürlükle başlayan laf söylese, panikleyip nereye kaçacağınızı şaşırıyorsunuz), Spontane bilimsel tartışma içine giremeyecek kadar sığ olmak, kadroya kapağı attıktan sonra okumamak, kendini geliştirmemek, yatmak, koltuktan koltuğa devrilmek… Bu böyle gider. Üniversite koltuk yastıklarının değil, biraz delilerin yeri olmalıdır. Bu ülke de deli yok, olanı da üniversiteden şutluyorlar zaten. Şimdi çok bilmiş bir akademisyen bozması çıkıp burda geveler bir şeyler. Heyecanla bekliyorum.

    1. can diyor ki:

      ahahahahahaha, ya doğru söze ne denir 😀

  6. Mahmut diyor ki:

    Her konuda ahkam kesmek, laf ebeliği yapmak, başkalarını adam yerine koymamak ama özgün bir şey ortaya koyamamak, kibirli olmak, döner sermaye, ek ders, performans puanı v.b. her türlü avanta imkanına atlarken maaşlar yetmiyor, sürünüyoruz diye şikayet etmek, bir yandan da 2-3 seneye bir arabasının modelini değiştirmek, lisansüstü öğrencisini nasıl sömüreceğinin hesabını yapmak, eleştiriye kapalı olmak gibi gider bu özellikler.

  7. Mustafa diyor ki:

    Araştırma yanlış bir şekilde anlatılmış: Bu araştırmanın verileri akademisyenlik için gerekli kişilik özelliklerini değil, mevcut akademisyenlerin fikirlerini ortaya koymaktadır. Eğer gerçekten bu özellikler ortaya konulmaya çalışılacaksa bir başarı kriteri belirleyip, bu kritere uyan örneğin bin kişilik bir akademisyen grubunun kişilik özellikleri incelenebilir. Bu şekilde yapılacak bir araştırma bile mevcut iyi akademisyenlerin özelliklerini belirleyecektir, olması gerekeni değil!!!

    1. aktan diyor ki:

      Mustafa Bey,

      Araştırmada, akademisyenlere, ” Akademisyenlik için aşağıda belirtilmiş olan kişilik özellikleri sizce ne derece önemlidir” sorusu yöneltildi. Kendilerinden gelen cevaplar ile de kişilik özelliklerinin önem dereceleri belirlendi. Bu bakımdan araştırma kurgusunda hiçbir problem bulunmamakta..Ayrıca, belirtmiş olduğunuz objektif bir başarı kıstasının belirlenmesi pek gerçekçi değil.
      Üniversitelerin sıralamaları bile farklı kurumlar tarafından farklı şekilde olmaktayken, en başarılı 1000 akademisyenin belirli bir kritere göre belirlenme fikri ne yazık ki problemler barındırmakta.
      Neden mi? Akademisyenlerin başarı durumu, ne biz ne de bir başkasının değerlendirebileceği kadar basit bir konu değil. Devletin resmi kurumları bile hala bu problemle uğraşmakta.
      Dahası, her bilim dalında akademik kriterler değişkenlik göstermekteyken, bilim dalına göre uluslar arası yayın imkanlarında farklılıklar varken, doçentlik sınavının objektifliği bile halen tartışıla dururken; galiba elimizde bulunan mevcut akademisyenlerimize güvenmek durumundayız…

      Ayrıca, sizin de belirtmiş olduğunuz gibi araştırmanın amacı “mevcut akademisyenlerin fikirlerini ortaya koymak”, ve aslında bu yönüyle çok önemli bir araştırma.
      Akademikpersonel.org, siz öğretim üyelerinin yanı sıra genç dimağlarında takip etmiş olduğu bir site. Bu bakımdan, akademisyen olmaya gönül vermiş arkadaşlara sadece -böyle bir sıralama olmuş olsaydı bile- ilk 1000’in düşüncesini vermiş olsak bu hiç doğru ve objektif bir yaklaşım olmazdı. Çünkü, bu tür araştırmalar kişilerin tercihini kısmen de olsa etkileyebilmekte.
      Ayrıca, bu çalışma, sizin arzulamış olduğunuz değerli ve yetkin hocalara da ulaşılmış olması bakımından Türkiye akademi ortamını iyi temsil etmekte. Yani ütopya akademisyenliği değil, gerçekliği göstermekte.

    2. can diyor ki:

      haklısınız.

  8. arş.gör. diyor ki:

    ne saçma sonuçlar. bir kere akademisyen olduğunuz/olacağınız yer Türkiye. bu nedenle fikirlerinizi özgür bir şekilde dile getiremezsiniz, eleştirel olamazsınız, yaratıcı olamazsınız, inisiyatif alamazsınız, dışa dönük olsanız da kısa süre içinde içinize kapanırsınız, bırakın uzun dönemli plan yapmayı burnunuzun ucunu bile göremezsiniz, insanda ne neşe kalır ne de can. boyun eğeceksin, eleştirmeyeceksin, sorgulamayacaksın, belirsizlik ve stres senin için hava ve su gibi olacak. neyse uzatmıyım. anlayan anlamıştır, anlamayana yakında anlatırlar merak etmeyin, malasef.

    1. Ar. Gö. diyor ki:

      Yahu adamlar araştırma yapmış sonucunu yazmış. teker teker denekleri ne kadar saçma cevap verdikleri için yadsıyacak mıyız 🙂 yapmayın:)

      1. arş.gör. diyor ki:

        araştırmada denmiş ki, “insanlar yanlış meslek ve kariyer tercihlerinden dolayı mutsuz bir hayat geçirebilirler. bu nedenle meslek tercihi ve kişilik uyumu önemlidir.” ben de diyorum ki, evet çok doğru fakat bu özelliklere sahip bir kişi Türkiye’de akademisyen olmaya kalkarsa mutsuz olur. çünkü üniversitelerde (hocaların-danışmanların-yöneticilerin) özellikle akademisyenliğin alt basamaklarında yer alan araştırma görevlilerinden bekledikleri nitelikler kesinlikle bunların tam tersi. siz bu özelliklere sahipseniz duvara toslarsınız. siz de bir arş.gör.sünüz fakat bakın eleştirel yanınızı törpülemişler bile çalışmaya eleştiri yapılmasını kabul etmiyorsunuz 🙂 uyanın!

  9. Bahadır diyor ki:

    Bazı kişilik testlerinde katılımcı cevap verirken gerçekten olduğu kişiyi yansıtan değil, toplum tarafından “daha” kabul edilebilir olduğuna inandığı şıkları işaretler (cümleleri söyler). Bu da biraz onun gibi olmuş kanımca. Yani buradaki üst sıralardaki cevaplar pratik hayatta en kabul edilenlerini değil de sanki en kabul edilmesi gerekenleri yansıtmaktadır ve yine kanımca akademisyen derken işin sadece “araştırma” kısmı düşünülmüştür…

Yorum Yaz