reklam
reklam
Akademik Personel | 07 Aralık 2016, Çarşamba

Bakan Işık: TÜBİTAK’ın Adli Bilirkişi Sorumluluğu Yok

27 Mart 2015
Bakan Işık: TÜBİTAK’ın Adli Bilirkişi Sorumluluğu Yok
       

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikir Işık, İstanbul’da “Intel Galileo-İcat Kiti Programı”nın tanıtım toplantısına katıldı. Bakan Işık burada gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, TÜBİTAK’ın mahkemelerin talep ettiği inceleme yazılarına, eleman yetersizliği nedeniyle yanıtlayamadığı iddialarına ilişkin soru üzerine, “TÜBİTAK’ın adli bilirkişilik sorumluluğu yok. Yani TÜBİTAK’ın ne kanununda ne mevzuatında, ‘bu adli bilirkişilik yapacak’ diye bir sorumluluk TÜBİTAK’a yüklenmemiştir” dedi.

Bakan Işık , “Sizlerde çok iyi biliyorsunuz ki TÜBİTAK, özellikle bu Balyoz, Ergenekon, Böcek davaları gibi davalarda maalesef mahkemeler tarafından, özellikle belirlenen bilirkişilerin verdiği raporlardan dolayı ciddi yıprandı, çok tartışıldı. Delil eklendi, şu oldu, bu oldu falan filan… Ben de Bakanlık görevini devraldığım zaman bu konularda gerçekten kamuoyunda TÜBİTAK’ın güvenilirliğine zarar verdiğini düşündüğümüz o paralel yapıyla ilgisi olduğunu düşündüğümüz 8 kişiyi, bunlar oraya bilerek gelmişler. Yani 8 kişi var ve tamamı bu yapıyla ilgili ve bilerek gelmişler. Başka kimseyi de barındırmamışlar. Onun için nasıl rapor isteniyorsa öyle rapor da yazılmış. Bu insanların iş hukuku çerçevesinde TÜBİTAK ile ilişiğini kestik” diye konuştu.“BUNLAR PROJE PERSONELİ. KENDİ PROJELERİ VAR”

Bakan Fikri Işık, TÜBİTAK’ta yeni insanların istihdam edildiğini ifade ederek, “Fakat bu insanların böyle tek bir sorumluluğu yok. Sadece gelecek, mahkemeler tarafından görevlendirilen veya verilen işlere bakacaklar diye bir sorumluluk yok. Bunlar proje personeli. Kendi projeleri var. BU projelerde çalışacak ama aynı zamanda da bu konularda mahkemelerin istedikleri desteği sağlayacak” dedi.

“SANKİ SORUMLUYMUŞ VE SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRMEMİŞ GİBİ”

“Takdir edersiniz ki, her mahkemeden gelen her harddiski istenen zamanda bu insanların yetiştirme şansıda yok” diyen Bakan Işık sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı mahkemeler de şöyle bir şey yapıyorlar; hem şeyi gönderiyor, hem de diyor ki ‘sen bunu bir ay içersin de sonuçlandırmadın’. Sanki sorumluymuş ve sorumluluğunu yerine getirmemiş gibi mahkeme, uyarı yazısı gönderiyor. Yarın orada ki çalışan insanlarda bir endişede oluşabiliyor, ‘benim sorumluluğum olmadığı halde, bir cezai yaptırımla karşı karşıya kalabilirim’ endişesi oluşuyor. Dolayısıyla burada çok grift, inceleme gerektiren mahkemelerde TÜBİTAK şunu söyleyebilir; ‘bu konuyu adli bilir kişlere siz gönderebilirsiniz ve adli bilirkişiler bu konuda değerlendirme yapabilir. Bizim bunu sizin istediğiniz sürede cevap vererek yetiştirme şansımız yok’. Yazının içeriği budur. Bu da yanlış değildir. Ama buna rağmen şu ana kadar TÜBİTAK, özellikle pek çok mahkemenin bu konuda ki taleplerine imkanları ölçüsünde cevap verdi. O gayretin de içerisindeyiz. Ona yönelik belki eleman takviyesini de süreç içerisinde yapıyoruz. Yapmakta durumundayız. Ama bir de şunu takdir etmenizi beklerim; bu işlerde alınan eleman, bugün alındı yarın rapor verecek düzeyde bir bilgi birikimine ulaşmasını da bekleyemeyiz. Bunların yetişmesi için belirli bir süre gerekiyor. O sürede, bir boyacı küpüne daldırıp çıkaramıyorsunuz. Mutlaka bir eğitim süreci gerekiyor, mutlaka bir tecrübeyi kazanması gerekiyor. TÜBİTAK’ın o mahkemeye gönderdiği yazı bu söylediğim konularla ilgili. Bizim açımızdan anormal bir yazı değil”

KİMSE TÜRKİYE’DE KRİZ BEKLENTİSİ İÇİNDE DEĞİL

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikir Işık, katıldığı toplantıda bir gazetecinin dolar kurunda ki artışın sanayiciyi nasıl etkilediği şeklinde sorusu üzerine, “Dolar şu anda euro ve diğer para birimlerine göre ciddi değer kazandı. Bu bütün dünyadaki sanayiciyi de Türkiye’deki sanayiciyi de etkiliyor. Bunlar Türkiye’nin kendi içinden kaynaklanan problemler değil. Bir kaç ay içerisinde eurodaki değer kaybı neredeyse yüzde 30’ları geçti. Bu global bir problem” dedi.
Bakan Işık ayrıca “Kimse Türkiye’de kriz beklentisi içinde değil. Dolardaki yükselişin ekonomide kalıcı bir etki bırakmayacağına yönelik kanaatimiz güçlü” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN KATMADEĞERİ YÜKSEK ÜRÜNLERE VE GÜÇLÜ OLDUĞU ALANLARDA KATMA DEĞERİ ARTIRMAYA İHTİYACI VAR.”

Bakan Işık, “Intel Galileo-İcat Kiti Programı”nın tanıtım toplantısına katıldı. Bakan Fikri Işık toplantıda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Fikri Işık, bir gazetecinin işsizlik verilerine ilişkin sorusu üzerine, Türkiye’de son bir yılda nüfus artışı yaklaşık 1 milyon, son bir yılda Türkiye’de iş gücüne katılımın 1 milyon 890 bin olduğunu, iş gücüne katılanların 1 milyon 300 binine iş bulunduğunu ve istihdam açısından bunun son derece güçlü olduğunu ifade etti.
Işık, Türkiye’de iş gücüne katılımın çok daha hızlı arttığını belirterek, “Türkiye’nin katmadeğeri yüksek ürünlere ve güçlü olduğu alanlarda katma değeri artırmaya ihtiyacı var. Yeni başarı hikayesini burada yakalayacağız. Bunu başarabilmek için Türkiye’nin tamamında 5. bölge teşviğinden yararlanmasını istiyoruz. Bununla ilgili karar Bakanlar Kurulu’nda imzaya açıldı, yakında yürürlüğe girecek” dedi.
Fikri Işık, işsizlik oranlarını makul seviyeye çekmeyi hedeflediklerini ve yakında istihdam paketini, imalat sanayisini güçlendirmeye yönelik programın içerisinde açıklayacaklarını dile getirdi.

“BU BÜTÜN DÜNYADAKİ SANAYİCİYİ DE TÜRKİYE’DEKİ SANAYİCİYİ DE ETKİLİYOR”

Bakan Işık bir gazetecinin, dolar kurundaki yükselişin sanayicileri nasıl etkilediği sorusu üzerine, dolar kurundaki artışın sadece Türkiye’deki sanayiciyi etkilemediğini belirterek, “Dolar şu anda euro ve diğer para birimlerine göre ciddi değer kazandı. Bu bütün dünyadaki sanayiciyi de Türkiye’deki sanayiciyi de etkiliyor. Bunlar Türkiye’nin kendi içinden kaynaklanan problemler değil. Bir kaç ay içerisinde eurodaki değer kaybı neredeyse yüzde 30’ları geçti. Bu global bir problem. Bu problemle bu dalga boyunun mümkün olan en düşük seviyede tutulması için volatilitenin minimize edilmesi için gereken çalışmalar yapılıyor” dedi.

“BU DENGELER SAĞLAM OLDUĞU İÇİN KİMSE TÜRKİYE’DE KRİZ BEKLENTİSİ İÇİNDE DEĞİL”

Fikri Işık, sanayici için istikrarın önemli olduğunu ifade ederek, “Allah’a şükür Türkiye’de siyasi istikrar sağlam ve devam ediyor. Önümüzde seçim var ama kimse seçime yönelik endişe taşımıyor. İkincisi ekonomik istikrarda da Türkiye’nin makro dengeleri çok sağlam. Bu dengeler sağlam olduğu için kimse Türkiye’de kriz beklentisi içinde değil. Dolardaki yükselişin ekonomide kalıcı bir etki bırakmayacağına yönelik kanaatimiz güçlü. Türkiye’nin döviz cinsinden kamu borcu çok az. İkincisi hane halkının borcu döviz cinsinden değil. Daha önce hane halkının döviz cinsinden borçlanma imkanı vardı, yasa ile değiştirerek bunu engelledik. Bunu bazı basın organları ‘bakan dövizin artışı haneyi etkilemez’ diye vermişti. Hane halkının borcunun döviz cinsinden olmaması ekonomide kalıcı hasar bırakmama noktasında önemli bir avantaj. Dövizin yükselmesi herkesi etkiler, bu oynaklık herkesi etkiler” diye konuştu.

“DOLARIN DEĞER KAZANMASI BİR YERDE İSTİKRARA KAVUŞACAK”

Işık, “Türkiye’de döviz borcu olan şirketlerin geliri de döviz cinsinden” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dolayısıyla eğer volatilite çok yüksek olmadıkça, belirli yerde istikrar kazandıktan sonra döviz kuru, sanayici ve Türk sanayicisi üzerine etkisinin çok olacağını düşünmüyorum. Sadece bizim başımızdaki problem değil bütün sanayicilerin, üreticilerin başındaki temel bir problem, euro/dolar paritesi bir yerde istikrara ulaşacak. Doların değer kazanması bir yerde istikrara kavuşacak. FED de faiz artırımı ile kararını kararlarını bu hafta içerisinde verecek. Bütün bunlardan sonra belki sükûnet istikrar oluşmuş olur.”

“SADECE KİŞİ İLAHİYATÇI DİYE ÇARMIHA GEREK HER HALDE İNSAFLA BAĞDAŞMAZ”

Bir gazetecinin, “SGK’nın bilişim projelerinin başına genel müdür olarak ilahiyat formasyonlu biri geldi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Bakan Işık, “Mantığın bir temel kuralı vardır, eksik bilgi yanlış sayılır, temel mantık kuralıdır. Ben sizin bir tek cümlelik bilginizle size cevap verirsem yanlış cevap veririm. Acaba bu arkadaşın başka bir formasyonu var mı? İlahiyatın yanında başka bir birikimi var mı, deneyimi var mı? Bütün bunlara bakmadan sadece kişi ilahiyatçı diye çarmıha gerek her halde insafla bağdaşmaz. Onu atayan yöneticinin mutlaka o noktada belli bir kalifikasyonları aradığını düşünmemiz gerekir. Onun için bu tip böyle sembolik sorulara isterseniz cevap vermemek daha iyi olur” dedi.

 

Kaynak: AA

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz