reklam
reklam
Akademik Personel | 03 Aralık 2016, Cumartesi

Akademisyenlik Masa Başı İşi Değildir

2 Mayıs 2014
Akademisyenlik Masa Başı İşi Değildir
       

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan, “Masa başı iş terimi Türkiye’de çok yaygın ve çok sevilen bir iştir.

 
OMÜ ve TÜBİTAK tarafından “Sağlık Bilimleri Alanında Proje Hazırlama, Yazma ve Yürütme Eğitimi” düzenlendi. OMTEL Hotel’de düzenlenen eğitime OMÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan ve öğretim üyeleri katıldı. Eğitim hakkında bilgi veren OMÜ Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Etkinlik Koordinatörü Prof. Dr. Erdal Ağar, “Bu program TÜBİTAK tarafından desteklenen en az doktora yeterlilik sınavından geçmiş ve akademik kariyerlerin herhangi birinde olan akademisyenlere yönelik düzenlenen bir programdır. Samsun’da ilk kez sağlık bilimleri alanında böyle bir program oluyor” diye konuştu.
 
MASA BAŞI AKADEMİSYENLİK YAŞAM HAKKI BULAMAYACAK”

 

Türkiye’de en çok sevilen işin ‘masa başı iş’ olduğunu belirten OMÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan, “Akademisyenlikte işsizlik söz konusu olduğu için birçok kişi iş başvurusuna gelir. Bizim alabileceğimiz taşeron işçidir. İş başvurulara gelenlere sorarız, ‘ne yapabilirsin’ diye. Bize ‘ne iş olsa yaparız’ diye cevap verirler. Bir süre sonra da işe aldığımız zaman birkaç ay sonra eğer torpilde bulmuş ise, ‘acaba bir masa başı işe geçebilir mi?’ diyenler olur. ‘Masa başı iş’ terimi Türkiye’de çok yaygın ve çok sevilen bir iştir. Türkiye’de masa başı iş eşittir hiçbir şey yapmamaktır. Hiçbir sorumluluk almamak, hiçbir şey yapmamaktır. ‘Masa başı akademisyenlik’ de artık bundan sonra Türkiye’de yaşam hakkı bulamayacak diye düşünüyorum.

Kadro garantisi ve akademik özgürlük olarak da ‘ben istediğim saatte gelir, istediğim saatte giderim, istersem dersimi anlatırım, istersem anlatmam’ şeklinde akademik özgürlüğünü anlarsak Türkiye’de ne bir bilim ne de güzel bir meslek sahibi insanlar çıkartamayız” şeklinde konuştu. Proje başvurularında Süleyman Demirel Üniversitesi’nin ön sıralarda yer aldığının altını çizen Akan şunları kaydetti: “Orada bir yazım ekibi gelişmiş, özellikle de eğitim projelerinde. Genelde kabul oranı yüzde 20 ile 30 arasındadır. Biz OMÜ olarak 15 proje vermiş isek, bizim kabul edilecek proje sayımız 3 ya da 4’tür. Bu projelerde alacağımız destek 70 bin, 80 bin ya da 100 bin ise yıllık alacağımız destek ise 300 bindir. Ama buraya 60 proje verirsek muhtemelen 12 projemiz destek görecektir. 100 proje verirsek belki 30 projemiz destek görür.”

Projeler Yasaklandı

 

Bir dönemler üniversitelerin zor durumlardan geçtiğini söyleyen Rektör Akan, “Öğretim üyelerinin proje hazırlayıp TUBİTAK’a sunması yasaklandı ve engellendi. YÖK Başkanı rektörlere ‘Bırakın canım bir iki yıl proje yapmayın’ diye talimat verdi. Bu Türkiye’nin önünü tıkayıcı bir anlayıştır. Biz ise yeter ki öğretim üyelerimiz proje hazırlasın, biz ne destek varsa hazırız tavrında bulunduk. Yeter ki insanımız proje üretsin ve bunların sonunda ülkemiz için bir katma değer sağlansın” şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA

       

Yorumlar

  1. lazımdeğil diyor ki:

    Kırıkkale üni.de araştırma görevlileri ve idari personele kartlı ve görüntülü giriş çıkış takip sistemi kuruldu. Acaba oy hakkı olmadığından mı dışta tutuluyoruz yoksa masa başı iş olarak mı görülüyor araştırma görevliliği. Ben ünvanımı aldım istersem haftada bir gelirim siz ne halt ederseniz edin mi deniyor çok merak ediyorum!

  2. onur diyor ki:

    Hem masa başı iş değil diyor hem de istediğim saatte gelirim diyemezsin diyor. Masa başı iş değilse dersi olmayan masa başında ne yapacak onu söylemiyor. Araştırma yapmak isteyeni masa başında tutarak zaten bir şey de elde edemezsin ama önce sormak lazım iyi diyorsun da sen kütüphaneye ne kadar yatırım yapıyorsun? Uluslararası Veritabanlarının ne kadarına üye oldun? Sempozyuma gideceklere ne kadar destek veriyorsun? Nutuk atmayla bilim gelişecek olsaydı Türkiye dünya lideri olurdu. Sen önce kendi yaptıklarını sağladığın imkanları anlat. Ayrıca bilim hakkında ders vermeden önce rektör seçimlerinde 1. seçildiği halde atanmayan rektörlerden bahset, Türkiye’de üniversite özerkliğinden bahset. Tabi bunları eleştirmek kolay değil sen anca altında çalışanlara laf edersin. Ayrıca araştırma beklediğin öğretim elemanlarının 30-40 saat derse girdiğinden de bahsetmen gerekir çalışma koşullarından bahsetmen gerekir, üniversitelerde fikrini dile getirme özgürlüğünden bahsetmen gerekir sen hiçbir şey verme ama herşeyi bekle ne kadar güzel

Yorum Yaz