Akademik Personel | 20 Eylül 2017, Çarşamba

Akademisyenlere Özel Sektörde İş Bulma Teknikleri

26 Haziran 2014
Akademisyenlere Özel Sektörde İş Bulma Teknikleri
       

Özellikle mezuniyet sonrasında bir takım ciddi kararları kısa süre içerisinde vermek zorunda kalıyoruz. Bazılarımız reel sektörde kariyere başladı, bazılarımız ise akademik hayata girdi. Peki acaba, akademisyenlik son nokta mı, akademisyenler özel sektörde iş bulabilirler mi?

Akademisyen olarak işverenleri ikna edebilmemiz aslında kendimizi hangi oranda onların yerine koyabilmemizle ilgili. Dolayısıyla, reel sektörün ihtiyaçlarını düşünerek ona uygun davranılması gerekmekte. Bilinmesi gereken en temel fark ise işverenlerin akademik dünya dışından olmaları ve bizim tez, makale yazımında kullanmış olduğumuz süslü ve bilimsel dile hakim olmamaları. Dahası reel sektörün işleyişinin ve önceliklerinin farklı olması da başka bir problem. Peki o zaman akademisyenlikten ayrılırsanız özel sektörde nasıl iş bulabilirsiniz?

 

1- Yetkinliklerinizi Öğrenin ve Belirleyin.
Akademisyen olarak aslında ne kadar çok yönlü ve becerikli olduğunuzun farkında olmayabilirsiniz. Bunun temel sebebi, akademisyenlerin sadece yaptıkları araştırmalar kapsamında kendilerini becerikli hissetmeleri, yani araştırma becerileri (Literatür taraması yapma, teoriler arası bağ kurabilme vb.) dışındaki becerilerin değer görmeyerek körelmesi. Bu açıdan, ilk olarak yetkinlik ve becerilerinizin nelerden oluştuğunu belirlemeniz gerekmekte.

2- İşverenlerin Beklentilerini Belirleyin.

İstediğiniz alanlardaki işverenlerin aramış olduğu kriterleri belirleyerek kendi becerilerinizle karşılaştırın. Bu sayede güçlü ve zayıf olduğunuz yönlerinizle yüzleşmiş olursunuz.
Ayrıca, akademik hayat boyunca edinmiş olduğunuz araştırma deneyim ve becerilerinin başvurmayı düşündüğünüz işin tanımına nasıl bir katkı sağlayacağını belirleyin.

3) Jargonlara Hakim Olun, Pratik Yapın

Aynası iştir kişinin sözü gereğince, akademisyenlikten ayrılmayı düşünüyor olsanız da öncesinde neler yaptığınız aslında çok önemli. Ancak, daha da önemli olan başarı ve bilgilerinizi akademisyenlerin değil dışarıdaki insanların da anlayabileceği şekilde anlatabiliyor olmanız. Bu açıdan, yakın aile ve çevrenizle mülakat pratiği yapılması faydalı olacaktır. Yapacağınız mülakat pratikleriyle kendinizi sesli bir şekilde ailenize anlatın ve onlardan geri bildirim alın. Hatta onların size soru sormalarını sağlayın, bu sayede, kendinizi görüşmelere daha hazır hissedeceksiniz. Aynı şekilde, CV’nizi öncesinde güvendiğiniz kişilere göstererek fikir almak, tavsiyelerini değerlendirmek iş bulma şansınızı arttıracaktır.
Ayrıca, kendisine ait olan jargonları olan tek meslek elbette ki akademisyenlik değil. Aksine özel sektörün de, kendisine ait bir takım jargonları bulunmakta. Dolayısıyla başvurduğunuz sektörün, işin iç dinamikleri ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olmanız, terim ve jargonlarını öğrenmeniz ve görüşme esnasında kullanmanız işverenin sizi sektöre hakim görmesini sağlayacaktır.

4-  Kanıtlarınızı Ortaya Koyun ve İşveren İçin Neler Yapabileceğinize Konsantre Olun.

İş görüşmelerinde becerilerinizle ilgili somut örnekler vermeniz gerekmektedir. Bu açıdan, “Zaman yönetimi konusunda çok becerikliyim” gibi bir ifade yerine, akademisyen olarak yönetmiş olduğunu bir projede zamanı nasıl yönettiğinizi anlatmanız gerekmektedir. Dolayısıyla, kendinizi ve ortaya koyacağınız savları daha iyi belirlemek adına, yapmış olduğunuz bütün akademik araştırmalarınızı ve idari görevlerinizin bir kez daha üstünden geçin.
Ayrıca, işverenler kendilerinden kişisel olarak faydalanabilecekleri, kurmuş oldukları sisteme katkı ve fayda getirebilecek kişilerle çalışmak isterler. Dolayısıyla, onlardan ne istediğinizden çok aslında onlara sunabileceğiniz somut yararlar üzerine konsantre olun.

5- Beşeri Becerilerinizi de Unutmayın ve Dürüst Davranın.

Şirkete katacağınız teknik faydaların yanı sıra işverenler açısından beşeri becerileriniz de oldukça önemlidir. Örn, kurum kültürüne uyabilmek, baskı ve stres altında çalışabilmek, insanları ikna edebilmek ve benzeri özellikler de unutulmamalıdır. Bu açıdan, akademisyenlik yaparken karşılaşmış olduğunuz zor durumlarda stresi nasıl yönettiğiniz, öğrenci ve yöneticilerle kurduğunuz iletişime ilişkin örnekleri de zihninizde hazırlayınız.
Ayrıca, unutmayın ki insanlar doğası gereği mükemmel olmayan varlıklar ve kendinizle ilgili dürüst davranmanız, zayıf olduğunuz alanlarda öğrenmeye ve gelişime açık olduğunuz göstermeniz işverenlerin değer verdiği bir özellik.

 

Not: Akademisyenlik, bu dünyadaki en kutsal ve keyifli mesleklerden bir tanesidir. Yaşadığınız zorluklarda özel sektöre geçmenin en son alternatifiniz olması dileğiyle..

Hazırlayan: Akademikpersonel.org

       

BENZER HABERLER