reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

Akademisyenlerin Özlük Haklarına Yönelik Çalışma Ne Aşamada?

8 Şubat 2014
Akademisyenlerin Özlük Haklarına Yönelik Çalışma Ne Aşamada?
       

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, çok yakında atacakları adımla üniversite öğretim üyelerinin özlük haklarını ve aldığı ücretlerini iyileştireceklerini söyledi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, üniversitelerin cazibesini artırmak için bazı adımlar atacaklarını belirterek, “Yakında atacağımız en önemli adım üniversite öğretim üyelerimizin özlük haklarının ve aldığı ücretlerinin iyileştirilmesi. Ayrıca üniversite öğretim üyelerimizeperformans bazlı bazı ilave ödemeler yapılabilmesinin önünün açılması gibi konular üzerinde yoğun olarak çalışıyoruz” dedi.

Işık, Kamu – Üniversite – Sanayi İşbirliği Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada, bugün 26 toplantıda 141 sorun ve 191 çözüm önerisini tartışacaklarını bildirdi.

Işık, yapılacak çalışmalarda yol haritasının daha iyi ortaya çıkacağını belirterek, “2014’ün sonuna kadar Türkiye’de Kamu-Üniversite-Sanayi Strateji Belgesi yürürlüğe girmiş olacak. Bundan sonra hangi adımları atacağımızı yazılı kuralar çerçevesinde yürüteceğiz” ifadelerini kullandı.

– 60 milyar dolarlık Ar-Ge hedefi

Bugün Ar-Ge ve inovasyonun kaçınılmaz hale geldiğine değinen Işık, “Geleneksel üretimyöntemlerimizle daha fazla mesafe alamayız. Türkiye’nin bulunduğu teknolojik düzeydedünyada acımasız bir rekabet var, bu noktada üretim yapan firmaların karları gittikçe düşüyor. Yapmamız gereken teknoloji düzeyimizde vites büyütmek” değerlendirmesinde bulundu.

Ar-Ge harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payındaki artışına da vurgu yapan Işık, bu oranı 2023 yılında yüzde 3’e çıkarmak istediklerini, bunun da 60milyar dolarlık bütçe anlamına geldiğini söyledi.

Türkiye’deki üniversitelerin önemine işaret eden Bakan Işık, “Arzumuz üniversitelerimizinsadece Türkiye’den öğrenci alan değil, dünyanın her ülkesinden parlak öğrencileri kendine çeken bir cazibe merkezi olması” dedi. Işık, bu noktada çalışmalarını sürdüreceklerini de belirterek, “Yakında atacağımız en önemli adım üniversite öğretim üyelerimizin özlük haklarının ve aldığı ücretlerinin iyileştirilmesi. Ayrıca üniversite öğretim üyelerimize performans bazlı bazı ilave ödemeler yapılabilmesinin önünün açılması. Bu konuların üzerinde yoğun olarak çalışıyoruz” bilgisini verdi.

Almanya’nın Ar-Ge çalışmalarına da değinen Işık, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Önceki hafta Almanya’da bir teknoparkı ziyaret ettik. Sadece bir teknoparkın geldiği nokta, bizim bütün teknoparklarımızın toplamına eşit. ‘Siz firmalara hangi teşvikleri verdiniz’ diye sorduğumuzda ise ‘biz teşvik vermeyiz’ dediler. Şu an Türkiye’deki teşvik dünyada çok az ülkede bulunuyor. Ama onların bizden farkı Ar-Ge ekosistemlerinin çok güçlü olması. Bu işte benim payımı da devlet ödesin mantığıyla her işi çözemeyiz. Devlet üzerine düşeni yapıyor. Bugün sadece bizim Bakanlığımızın bu yıl çok büyük oranda hibe olmak üzere Ar-Ge ve inovasyona ayırdığı kaynak 1 milyar 576 milyon lira. Ben istiyorum ki bu kaynaklar yetmesin ama yerinde kullanılarak yetmesin.”

Üniversitedeki her hocanın kendisini sanayicinin yerine, sanayicilerin de kendini üniversitehocası yerine koyması gerektiğini dile getiren Işık, bunun başarılması durumunda işbirliğininhızlı bir şekilde geliştirileceğini vurguladı.

– Teknoparkların mevcut durumu

Bakan Işık, Türkiye’de 2002’de 2 olan teknoloji geliştirme bölgesi (teknokent) sayısının 52’ye yükseldiğini ve bunların 39’unun faaliyette olduğunu bildirdi.

Şu anda 39 teknokentte yer alan firma sayısının 2 bin 508 olduğunu açıklayan Işık, “Teknoparklardaki firmalarda çalışan toplam personel sayısı 26 bin 500. Devam eden Ar-Geprojesi sayısı 6 bin 888, tamamlanan ise 10 bin 774. Teknokentlerden yapılan ihracat 1,5 milyar dolar, yurtiçi satışı 8,9 milyar lira, vergisel istisnalar ise 1,9 milyar lira” dedi.

Teknoparkların performanslarına ilişkin de bilgi veren Işık, şöyle devam etti:

“2002-2005 yılları arasında faaliyete geçen teknoparklardan en önemli performansı gösteren ODTÜ Teknoloji Geliştirme Bölgesi. Bir ODTÜ’lü olarak 60 puanı yeterli görmediğimi belirtmek istiyorum. İkinci olan Bilkent Teknokenti, üçüncü ise İTÜ. 2006-2009 yılları arasında faaliyete geçen teknoparklar arasında ise en önemli performansı Gazi Üniversitesi gösterdi. İkinci,Mersin, üçüncü ise Trabzon teknokent.

2010-2011 yılları arasında faaliyete geçen teknoparklar arasında en iyi performansı ise SakaryaÜniversitesi Teknokenti gösterdi. Sakarya Üniversitesi 19 basamak birden yükseldi. Buüniversiteyi Erzurum ve İstanbul Üniversitesi Teknokenti izledi. 2013 performans endeksi çıktığında total bir artış olacağına inanıyorum.”

Bakan Işık, konuşmasının ardından Teknoloji Geliştirme Bölgeleri 2012 yılı Endeks Sonuçlarınagöre en iyi performansı gösteren ODTÜ Teknokent, Ankara Teknokent, İTÜ Arı Teknokent,Sakarya Üniversitesi Teknokent yetkililerine de plaket takdim etti.

 Kaynak: AA
       

Yorumlar

  1. araştırma görevlisi diyor ki:

    Peki bu düzenlemeler vakif üniversitelerini de etkileyecek mi? Vakıf üniversiteleri 1600 TL ye doktora öğrencisi çalıştırıyor. Acaba bunun farkında olan var mı? Üniversitenin açıköğretim mezunu bir idari çalışanı bile daha fazla maaş alıyor. Üstelik de bu araştırma görevlileri yüksek puanlı ALES ve dil puanları ile işe başlıyorlar. Devlet üniversitesinde bir arkası olmayan ve bilimle uğraşmak isteyen bu kesimi ne zaman göreceksiniz acaba? Daha fazla olsun demiyorum. Fakat devlet üniversitesindeki bir meslektaşından da az almama koşulunun ve dikkatli bir denetimin olmasını istiyorum. Zaten az personelle değirmenini döndürmeyi amaçlayan bu kurumlar fazla iş yükünün yanı sıra az maaşla karlarına kar eklemeye çalışan kapitalist bir çark gibi emek ve bilgi sömürüsü yapıyor. Bunu nasıl açıklarsınız?

  2. yağız diyor ki:

    2003 yılından beri hep kandırılıyoruz yazık günah değilmi mesleği öğretim görevlisi okutman ve araş.grv olan arkadaşlara yetiştirdikleri öğrenciden daha az maaş alıyorlar aldıkları maaşlarını sır gibi utancından saklayanlara. Tek maaş ile geçinmeye çalışan bir akademisyeni rezil bir şekilde geçim sıkıntısı ile baş başa bırakan zihniyeti ayıplıyorum

  3. Hadi Ordan diyor ki:

    Akademisyenlere ait bir sendika olmadan kimse Öğretim elemanlarını görmez.. Burası kapitalist bir ülke artık. Hak hukuk aramak boşadır. Memurlar bugün hem de üniversitelerde akademisyenlkerden çok daha iyi konumdadırlar. Hem memurun hem akademiğin hakkı aynı şekilde savunulmadığı açıktır. Akademisyenlerden oluşan bir sendika şarttır. 10 15 senedir mal meydanda kimin özlük hakları ne kadar savunulmuş ortada. Hükümetin açık olarak akademisyenlere karşı tavrı bütün camia tarafından görülüyor. Bu tavrı da , kimi akademisyenlerin hükümet karşıtı davranışlarıyla açıklamak akılsızcadır. Öyle olsaydı hakimlerin savcıların maaşları 1000 tl olurdu. Madem paranız yok özel okulda okusun diye öğrencilere 3000 tl para vermek gibi saçmalıkları nasıl üretebiliyorsunuz. Dönem başına alınan 100-200 tl gibi komik harçları kaldırmak çok mu ferahlattı öğrencileri. O öğrenci arabasıyla okula gelirken ben minübüse binmeyim otobüse bineyim, daha ekonomik olur diye yolda bekliyorum. Sizin ya beyniniz kıt ya da dünyadan habersizsiniz. Kötü söz gelsede aklıma ben politikacı değilim.

  4. öğretim üyesi diyor ki:

    akademisyenler “eşit işe eşit ücret” uygulamasından sonra Cumhuriyet tarihinin en düşük maaşıyla çalışmak zorunda bırakılmıştır. sanayi ve üniversite işbirliğinin faydalı ürünlere dönüşmesi için öncelikle sağlam bir sanayii ve ileri düzey teknolojik ve bilimsel çalışmaların yürütüldüğü üniversitelerin hayata geçirilmesi gerekir. bu iş ise aklı başında stratejiler üreten, dünyanın başarılı örneklerinin çözüm yöntemlerini analiz edip politikalarına uygulayan hükümetlerin başarabileceği bir meseledir. açıkçası bu döneme kadar hükümetler bu konuda sınıfta kalmıştır. bu dönemde ise problemler daha da büyümüştür. YÖK kanunu mutlaka çağdaş formlara kavuşturulacak şekilde yeniden yapılmalı. Akademisyenlerin mali ve özlük hakları mutlaka ciddi bir şekilde iyileştirilmeli. bir arş. gör. bugünün şartlarında 4000 TL den az maaş almamalı. bir yrd. doç.dr. en az 5000 TL, doçent 6000 TL ve Prof. 7000 TL asgari alabilmelidir. bu maaşlar ne diğer memur maaşlarına ne de özel üniversitelerdeki öğretim elemanlarının maaşlarına göre hiç mi hiç fazla değildir. bu maaşlar türkiye şartlarında normal dünya şartlarında ise asgari ücretlerdir. bunları akademisyenlere fazla gören varsa dünya örneklerine bakabilirler. yok efendim veremeyiz, vermeyiz diyen varsa buyursun akademik ve bilimsel çalışmaları yapsın, ülkeyi kalkındırsın geliştirsin. bir öğretim elemanı maaşının yarısını sempozyumlarda, bilimsel faaliyetlerde, materyal temininde harcar ve de harcamalıdır. bu maaşlarla ise imam gibi üniversiteye gider dersine girer çıkar. hepsi bu. selamlar anlayana. anlamayan bizden uzak olsun.

  5. öğretim üyesi diyor ki:

    Almanyanın bugünkü şartlarını değil gelişme dönemindeki şartlarını örnek almak gerek. benzer şekilde Japonya ve güney kore örnekleri incelenmeli. ama herşey bir yana bir polisin, kamudaki mühendisin 3200 TL, imamın 2800 TL, bir yüksek okuş sekreterinin 3500 TL maaş aldığı yerde bir akademisyen araştırma görevlisine 2400 tl, bir öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. a 2700 TL maaş verip sonrada üniversitelerden bilim yapmasını beklemek akıl karı bir iş değil. Türkiyede akademisyenlerin 15 yıldır düşürüldüğü ekonomik, mali darboğaz akademik çalışmaları da durma noktasına getirdi. hele de “eşit işe eşit ücret” uygulaması akademisyenleri bilimsel çalışmaları bırakıp ek ücret elde edebilecekleri arayışlara yöneltti. bugün akademisyen kitap alamayacak durumdadır. sonra kalkıp “bu üniversitelerden bir şey olmaz”, “akademisyenler bir şey üretmiyor” şeklinde haksız ve bilinçsiz eleştiriler yapmak akademisyenlerin durumunu anlamamaktır. dahası bu problemlerin çözülmemesi ve giderek daha da büyümesi, üniversite eğitiminin kalitesinin düşmesi, bilimsel çalışmaların daha da düşük seviyelere inmesi şeklinde cereyan edecektir.

Yorum Yaz