reklam
reklam
Akademik Personel | 04 Aralık 2016, Pazar

Akademisyenler ve Tükenmişlik Sendromu

20 Şubat 2014
Akademisyenler ve Tükenmişlik Sendromu
       

Sakarya Üniversitesi’nden Prof.Dr.Rana Özen KUTANİS ile Arş.Gör.Ahmet Karakiraz’ın çalışmasına göre akademisyenlerde tükenmişlik sendromu görülmekte.

Tükenmişlik sendromu başarısız olma, yıpranma, aşırı yükleme sonucu güç ve enerji kaybı veya karşılanamayan istekler sonucu bireyin iç kaynaklarında tükenme durumu” olarak tanımlanabilmektedir. Peki tükenmişlik sendromuna yakalandığımızı nasıl anlayabiliriz?

Tükenmişlik sendromunun belirtileri nelerdir?

  • Yetersiz kalma, yıpranma ve tükenme hissi,
  • İşe bağlılığın azalması,
  • Yaratıcılığın kaybı,
  • Hizmet verilenlere, çalışanlara, işe ve örgüte karşı kayıtsızlık,
  • Sürekli mükemmel olmaya yönelten baskılara tepki gösterme,
  • Hizmet verilen bireylere ve kendine karşı olumsuz tutumlar geliştirme

Araştırma Nasıl Gerçekleştirildi?

Prof.Dr.Rana Kutanin’in 119 akademisyen üzerinde gerçekleştirdiği çalışmanın sonuçlarına göre, akademisyenlerde tükenmişlik sendromu sıklıkla görülmekte. Ancak, akademisyenlerin tükenmişlik düzeylerinin çalışılan bilim alanı ve sahip olunan akademik unvana göre anlamlı bir farklılık göstermemekte. Yani bu demek oluyor ki, akademik kariyerin tükenmişlik sendromu ile bir ilişkisi bulunmamakta, akademik ünvana sahip öğretim üyeleri de tükenme duygusu yaşayabilmekte.

Bunun yanı sıra; idari görevi, ders yükü olan ve ikinci öğretimde görev alan akademisyenlerin tükenmişlik sendromunu daha çok yaşadıkları görülmekte. Bu durum, özellikle akademik kariyerin ilk senelerinde çok sayıda idari görev yapan bazı araştırma görevlilerinin neden meslekten soğuduğunu da bir bakıma açıklamaktadır. 

Buna karşın unutulmamalıdır ki, her mesleğin ilk yılları genelde daha çileli ve zor geçmektedir.

Derleyen: Akademikpersonel.org

       

Yorumlar

  1. ihsan kalkavan diyor ki:

    Türkiyede dünyanın en kaliteli patlıcanı, patetesi,domatesi,kaliteli salatalık,meyve sebze yetişiyor,yani her türlü ürünün yetiştiricilik tekniği var kaliteli de yetişiyor fakat gelir düzeyimiz artmasına rağmen kaliteli insan yetişmiyor,birbirine saygılı, birbirinin hakkını gözeten,aldığı parada milletinin hakkını gözeten kaliteli insanlar yetişmiyor,yetişemiyor.Artık herkes rutinleşmiş,bilinç altına programlandığı gibi ev al,araba al,yazlık al ama nasıl alırsan al,akraba komşuluk bitir. modunda yaşıyor.Böyle insanlardan kaliteli akademisyenler çıkabilir mi sizce,akademisyenler toplumun aynasıyken,toplumu iyi yönde sevk edecek kudreti elinde tutuyorken.SONUÇLAR ORTADA….BİR an önce kaliteli insan yetiştirme prosedürleri geliştirmeliyiz ve sıkı sıkıya uygulamalıyız.Bugünün gençlerinin hali içler acısı içler acısı yazık ki ne yazık…Lisans mezunu olsun doktoralı olsun hemen hemen aynı maalesef. Ülkenin önde gelen bilim adamları olağanüstü hal derecesinde toplanmalı ve acilen yarın değil hemen bugün bu konu masaya yatırılmalıdır.Suç sadece akademisyenlerde değil, tüm toplumdadır.

    1. Fevzi diyor ki:

      Toplum mu kaldı! Suriyeli bilgisayar mühendisi yetiştiği ülkeye savaşta yardım edeceğine gelip burada üniversitede hocayım diyerek keyif çatıyor. Teknik açıdan yetişmiş personelin ülkesini bırakmasına daha çok kızıyorum. Katıklı vatan hainlerinden ülkelerine yarar gelmezken, bunların bizim ülkemize ne yararı olacak? Nükleer felaketi önlemek için hayatlarını hiçe sayan Japonlar var ya, onların bir tanesinin tırnağı bile bu Suriyeli sürüsüne bedel.

  2. kürşat diyor ki:

    evet, özellikle iktisat bilimi, kendini cam fanusa kapatmış durumda. biraz işlerliği olan, yaşama adapte edilmiş bilim olmalı. soru çözmüş olmak için hayali talep problemi üretip çözmeye çalışmanın mantığı yok. ve bildirilerde salonlar bomboş; en büyük sebebi günlük yaşama, yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik bir düşünceden yoksun olunması…hocaların da biraz takip etmemeleri ve öğrencileri katılmaları yönünde teşvik etmemeleri ve birçok akademisyenin de sadece masabaşında çalışma yapıyor olması kendi çalıp kendi oynayan bir grubun oluşumunundan öteye gitmemekte. bilimin biraz insan için işlevselliği olması gerekli diye düşünüyorum.

    1. Mahmut diyor ki:

      Tespite katılıyorum, fakat pek çok kişi bu durumdan memnun görünüyor, o yüzden sesimiz çıkmıyor. Tavşanın önündeki havuca koştuğu gibi akademik ünvanlara koşanlar yaptıkları işin özünden saptığını sorgulayamıyor.

  3. aktan diyor ki:

    Özkan Bey,
    Bu makale ile magazin haberleri arasında bir ilişki göremedim.
    Tükenmişlik sendromu, İşletme bölümü yönetim anabilim dalı hocalarının ilgilendikleri bir konu. Konuyla ilgili araştırma yaparsanız benzeri konularda çok sayıda araştırma yapıldığını görebilirsiniz.

  4. Özkan diyor ki:

    Magazin haberlerine bakarak akademik çalışmamı yapılır? Hürrem tükenmeden önce neredeydi bu konudaki çalışmalar ???

  5. aktan diyor ki:

    Çözüm akademisyenliği teşvik eden bir sistem ve daha iyi yaşam koşulları.
    Ancak, akademisyenlerde bence özel sektör mantığıyla toplum refahına yönelik çalışmalar yapmalılar.

  6. smyrna diyor ki:

    Peki çözüm?

    1. Mahmut diyor ki:

      İşin iki çözümü var, 1-) iş olsun diye yapılan işler bırakılmalı (niteliğe bakılmadan nicelik odaklı eğitim ve araştırma), 2-) Mobbingin engellenmesi ( şu anki akademik yapıda çok zor görünüyor…)

Yorum Yaz