reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

Akademisyenler Şirket Kurmalı

21 Şubat 2014
Akademisyenler Şirket Kurmalı
       

Türkiye Bilimsel Araştırmalar ve Teknoloji Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak, Türkiye’de akademisyenlerin şirket kurma konusundaki tutumlarının olumsuz olduğunu belirterek, bu anlayışın ortadan kalkması gerektiğini söyledi.

 

Altunbaşak, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından “TÜBİTAK Destek Programları” konulu bilgilendirme toplantısında, TÜBİTAK ile üniversiteler arasında işbirliğinin artması için tanıtım programları düzenlediklerini söyledi.

Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması için, bilimsel proje sayısını artırması gerektiğine dikkati çeken Altunbaşak, “2023 hedefinin TÜBİTAK’a bakan kısmı var. Bizi ilgilendiren kısmını gerçekleştirebilmemiz için, proje sayısını her yıl yüzde 22 artırmamız gerekiyor. Bazı yıllar bu rakamı yakalamak mümkün olmayabilir. O yüzden bu rakamı yüzde 25 olarak hedef belirledik” diye konuştu.

Standford’da her iki öğretim üyesinden birinin şirketi var
Altunbaşak, Türkiye’de akademisyenlerin, şirket kurma konusundaki tutumlarının olumsuz olduğunu belirterek, bu anlayışın ortadan kalkması gerektiğini dile getirdi.

Öğretim üyelerinin, sanayi ile işbirliği içinde olması gerektiğini vurgulayan Altunbaşak, şunları belirtti:

“Stanford Üniversitesi dünyanın sayılı üniversitelerinden biridir. Buradaki her iki öğretim üyesinden birinin şirketi var. Şirket derken, 10 milyon doların üzerinde bir fon bulmuş olanlara şirket diyoruz. Bütün dünya buraya doğru gidiyor. Türkiye de öyle veya böyle buraya doğru gidecek. Yaptığımız bir araştırmayı bir şekilde faydaya dönüştürmek zorundayız. Bu, şirketler üzerinden veya enstitüler üzerinden olur, ama mutlaka dönüşmesi lazım. Çünkü üniversitelere daha fazla kaynak ayırabilmemiz için o kaynaklardan geri dönüşümün bir şekilde artması lazım.”

“TÜBİTAK desteği için üniversite şart”

TÜBİTAK’ın sanayiye ciddi destekler verdiğine işaret eden Altunbaşak, şöyle devam etti:

“Artık sanayiciye diyoruz ki; TÜBİTAK’tan destek alacaksan, yanında üniversite getirmek zorundasın. Yanında üniversite getirmezsen projen sekreterya seviyesinde kalıyor, hiç işleme girmiyor. Büyük bir proje getirirlerse, bunun limitini 10 milyon lira olarak belirledik. Bir sanayici TÜBİTAK’a 10 milyon liralık proje için başvurduğunda, içinde öğretim üyesi görmezsek, direkt iade ediyoruz. TÜBİTAK’ın her alanda kaynağı var. Her alana destek veriyoruz.”

Kaynak: Hurriyet

 

       

Yorumlar

  1. tfvrrdc diyor ki:

    Bu şirketler ile ihalelere girilebilir mi ?

  2. ogretim_uyesi diyor ki:

    akademisyen: 1) lisans derslerine girecek öğrenci yetiştirecek 2) Yüksek Lisans/Doktora derslerine girecek lisans üstü öğrenci yetiştirecek 3) tez verecek ve danışmanlık yapacak 4) konferanslara katılacak, uluslar arası indekste taranan dergilerde yayın yapacak 5) proje yapacak 6) patent alacak 7) yurt dışına çıkıp araştırma yapacak 8) bunlar yetmeyecek bir de şirket kurup girişimci olacak 9) bunları yapmasını istediğiniz akademisyene ne kadar maaş veriyorsunuz. akp den önce zaten iyi olmayan akademisyen maaşlarının akp iktidar olduktan sonra iyice rezil hale getirildiğinden haberiniz var mı sizin? polise 3200 verirken arş. gör. 2400 tl veren bir hükümetimiz var maalesef. şu yukarıda saydığım işleri yapacak akademisyenlerin dünyada aldığı maaşlara bakın sonra aynı ülkelerde polislerin, din adamlarının ve diğer memurların akademisyen maşlarının yarısına değil dörtte birine çalıştığını öğrenince bu ülkede bir şeylerin neden yanlış gittiğini anlayacaksınız. en başarılı olanını bilim adamı yapacak yerde verdiği maaşla polis, imam olmaya yönlendiren zihniyetin iktidar olduğu bir ülkenin bilimsel kalkınmasını beklemek mümkün müdür? böyle bir durumda ne düşünmek gerekir? bu ülke sömürülüyor, beyin göçüne zorlanıyor düşünmez misiniz? halen daha akademisyenler ne yapıyor, çok bile alıyorlar diyen, dünyadan haberiz, büyük ülkelerin gelişiminin nasıl sağlandığından bihaber, değil geleceği burnunun ucunu göremeyen cahil insanların yorum yapması, yorum yapmak bir yana bürokraside yer bulmuş olması ne kadar acı. maalesef eğitimli kesime son derece garez besleyen bir dönemi yaşıyoruz. bunun sonucu olarak 90’lı yıllardan bu yana kalitesi giderek düşen bir eğitim sistemi ve maalesef başarı düzeyi azalan akademisyen camiasıyla karşı karşıyayız. bir akademisyenin maaşı polisin maaşının bile altına düştüğü dünyada başka bir ülke yok.

    1. maho diyor ki:

      tebrik ederim mükemmel üstü cevap

  3. C. Çetin diyor ki:

    TÜBİTAK önce linux dağıtımını milli işletim sistemi diye yutturmaktan vazgeçsin.

  4. aktan diyor ki:

    Hocam, galiba Türkiye’deki akademik hayat devlet memurluğu gibi görülüyor. Yani, iş garantisi olması ve sağlık sigorta sistemin dahil olmak gibi.
    Zaten, az bir ücrete tamah eden genç akademisyenlerin çoğunluğu da dışarıdaki zorlu rekabetten uzak durmak için bu mesleği yapmakta. Yani biz akademisyenler olarak riski sevmiyoruz.
    Belki de bundan dolayı doğal olarak kendi işimizi yapmaya çok niyetli değiliz.

    Ancak, her akademisyenden de şirket kurmasının beklenmesi mantıklı değil. Benim akademisyenim işini bilir mantığı gibi..Zaten öğretim üyeleri özel üniversitelerde para kazanmak için devlet üniversitelerindeki görevlerini ve öğrencilerini yeterince ihmal ediyorlar. Acaba, bir de şirket kurup riski göğüsleseler ne olacak merak ediyorum.

    1. girişimci diyor ki:

      akademisyenlerin şirket kurması için yasal zeminin de oluşturulması gerekiyor. halihazırdaki mevzuat bu kadar engel çıkarırken neden şirket kurup başını belaya soksun ki akademisyenler?

  5. ogretim_uyesi diyor ki:

    sayın Altunbaşak, önce akademisyenlerin sorunlarını çözün bakalım. imam, vaiz, polis bir arş. gör. den 500-1200 tl arası fazla maaş alıyor. bunlar bir yrd. doç.dr. dan fazla maaş alır durumdayken siz halen daha neden bahsediyorsunuz. ciddi misiniz gerçekten? açlık sınırında çalıştırılan akademisyenlerden beklentilerinizi güncelleyin

    1. maho diyor ki:

      kesinlikle haklısınız…

Yorum Yaz