reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

Akademisyenler Mesleğini Tavsiye Etmiyor Mu? O Zaman İşimiz Var!

24 Şubat 2014
Akademisyenler Mesleğini Tavsiye Etmiyor Mu? O Zaman İşimiz Var!
       

Ankara’da  Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca 4.sü gerçekleştirilen Ulusal Verimlilik Kongresi, Kamu Hizmetlerinde İş gücü Verimliliği oturumunda akademik zam konusu gündeme getirildi.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi Betül Solmaz ve Cumhuriyet Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi Mustafa Özkan’ın “Akademik Personelin Maaşlarının Verimliliğe Etkisi; İstanbul’daki Devlet ve Vakıf Üniversitelerinde İstihdam Edilen Akademik Personel Üzerine Bir Uygulama” başlıklı çalışması önemli konuları bir kez daha gündeme getirdi.

Yazarların çalışması, İstanbul’da bulunan çeşitli devlet ve vakıf üniversiteleri üzerinde 198 akademisyenin anket cevapları baz alınarak gerçekleştirildi. Elde edilen bulgulara göre; hangi tip üniversite (devlet yada vakıf) olursa olsun, akademisyenlerin büyük çoğunluğu maaşlarını yetersiz olarak değerlendirmekte.

Genç Akademisyenler Mesleği Tavsiye Etmiyorlar.

Araştırma sonuçlarındaki diğer bir önemli sonuç ise, çoğunluğunu Araştırma görevlilerinin oluşturduğu cevaplayıcıların “çevrelerine akademisyen olmayı tavsiye etmemeleri”. Bu durum, öğrenci akademisyen iletişimini düşündüğümüzde; çalışkan ve potansiyelli öğrencilerin akademik kariyer yapma konusunda kendilerini ikna edecek bir projeksiyon görememeleri manasına da gelmekte. Dolaylı bir sonuç olarak ise, nitelikli öğrenciler, daha çok diğer kamu kurum ve kuruluşlarında farklı pozisyonlara ya da özel sektöre yönelmeyi tercih etmekte.

Nitelikli insan gücü yetiştirmekle görevli kutsal bir meslek olan akademisyenliğin nitelikli iş gücünü çekememesi ülkemiz için ne yazık ki büyük bir problem ve ikilem. Belki de bu durum, teknolojiyi takip eden ama üretmekte sıkıntı yaşayan bir ülke olmamızın da temel sebeplerinden bir tanesi.

Akademisyenler Ücret Sistemindeki Dengesizliklerden Şikayetçi

Araştırmanın başka bir bulgusu ise, “akademisyenlerin hangi statüde olursa olsun maaş doyumlarının motivasyonları üzerinde önemli derecede etkili olması”. Gerçi, maaş ile motivasyon arasındaki doğrusal ilişki çoğu meslek alanı için geçerli olabilecek bir durum. Ancak burada asıl mesele, kamu çalışanları arasındaki ücret sisteminde yaşanılan dengesizlikler. Nitekim araştırma sonuçları, akademisyenlerin maaş dengesizliğinden rahatsız olduğunu göstermekte.

Peki Çözüm Nasıl Olacak?

Çalışmayla ilgili yazarların sunduğu çözüm önerileri ise şu şekilde:

  • Küresel rekabet ortamı içerisinde yer alabilmek adına yüksek öğretim reform ortamının Türkiye’de yaratılması.
  • Bilimsel kriterler baz alınarak akademisyenler arasında performans uygulamalarına gidilmesi.
  • Akademisyenlerin hayat kalitesinin yükseltilmesi ve toplumda hak ettiği saygınlığını kazanması.
  • Akademisyenlerin özlük/mali haklarının yeniden gözden geçirilmesi ve iyileştirilmesi.

Derleyen: Akademikpersonel

 

       

Yorumlar

  1. Mehmet diyor ki:

    İçinde bilim olmayan ülkemizde akademisyenliğin anlamı yok oluyor.

  2. bilgen diyor ki:

    Akademisyenlik tavsiye edilecek bir meslek dalı değildir zaten..birinin içinde o ruh yoksa sırf bi mesleği olsun diye yapılmaz, yapılamaz..bu bir kendini adamışlık, bir yaşam tarzıdır..tavsiye etmeyen arkadaşlar eminim ki 50 d kadrosunda bu işin çilesini çekerek devam etmeye çalışan arkadaşlardır..burada maaşlar konuşulmuş evet tabi ki yaptığımız iş için oldukça yetersiz ancak doktorayı bitirdikten sonra kadrosuz kalma ihtimali kadar acınası değil diye düşünüyorum..50 d ye dikkat çekelim..saygılarımla..

  3. akademisyen diyor ki:

    akademide akp dönemindeki kadar maaş zulmünün yaşandığı bir dönem olmadı.

  4. Skocadogan diyor ki:

    Konular ve şikayetler son derece doğru. Yazılan yorumlarda doğru (Bunlardan bende çok sıkıntı çekmekteyim şahsen) ancak haberin refere ettiği çalışmada veriler biraz garip geldi bana. Makaleyi tam olarak bulamadım nasıl bir analiz uyguladılar ancak sunumuna ulaşabildim.

    http://vgm.sanayi.gov.tr/Files/Documents/betul-solmaz-27122013163944.pdf

    Bu sunumda verilen verilere göre bence çalışmada yorumlama hataları var… Gerçi makaleyi tam oalrak görmeden bir şey demek zor ancak makalenin yorumlaması elde ettikleri sonuçlara göre biraz bana metoddan uzakmış gibi geldi. Yinede arkadaşların emeklerine teşekkürler. Böyle ciddi bir sorunu böyle bir platforma taşıdıkları için..

  5. yorum yazanlara diyor ki:

    akademisyenler toplumun en üst eğitim almış, nitelikli, kültürlü ve aydın kesimidir. bugün Amerika birleşik devletlerinde bir arş. görevlisi bir polis memurunun en az 3 katı maaş alır. ülkemizde ise arş. görevlisi maaşı polis, imam, vaiz maaşından bırakın 3 kat yüksek olmasını daha düşük durumdadır. benzer şekilde bir öğretim üyesi yrd.doç.dr. bir fakülte/yüksek okul sekreteri kadar maaş alamamaktadır. bunlar akp hükümeti döneminde ortaya çıkmıştır. akp hükümeti 666 sayılı kanun hükmünde kararname ile eşit işe eşit ücret adı altında sadece ve sadece akademisyenlerin maaşlarını geri bırakan bir düzenlemeyle akademisyenlerin ve ülkenin geleceğinin canına okumuştur bugün gençler akademisyen olmak istememekte, iş bulamayanlar son çare akademiye zoraki girmekte, iş bulanlar ise derhal ayrılmaktadırlar. son dönemde bölümümüze gelen öyp lilerin yarıdan fazlası görevlerinden istifa ettiler ya da hiç başlamadılar. bu bir ihanettir. bu bir beyin göçü projesidir. amerikaya giden akademisyenler bilir. Amerika birleşik devletleri beyin göçü sayesinde akademik çalışmalarını sağlamaktadır. Amerikan üniversitelerinin akademisyen profili %80 oranında yabanılar onların da önemli bir bölümü asya ve orta doğu coğrafyasındandır. herkese çok geçmiş olsun. burası türkiye. burada okumayana kız okuyana maaş vermezler.

  6. Sayın bey diyor ki:

    Bu mesleği düşünenler bir daha düşünün. Hele de şehir dışında lisansüstü eğitim yapıyorsanız, kitaplar, seminerler, bilmem neler dışında yol parasına vereceğiniz miktar ile ay sonunda cebinizde bütçe açığı bile yaşarsınız. Yani kasaya borçlanırsınız. Akademik Hayat bu işte. Şansınız varsa başka alanları tarayın derim. 🙂

  7. arş.gör.yiğit diyor ki:

    Eğitim amaçlı kitap, kongre, seminer vb. durumlar için çok ciddi maliyet gerektirdiği doğru ancak akademisyen arkadaşların bazıları bütçelerini en son çıkan marka telefon vb. şeylere harcamaktan da çekinmiyorlar ki kullandığı telefon da gayet iyi bir markanın üst bir modeli olmasına rağmen. Anlatmak istediğim şey şu: Akademik kaygısı olana maaş az vur patlasın çal oynasın diyene gereğinden fazla

    1. yazık diyor ki:

      şu yazdığın yoruma ne gerek vardı. adamın babası zengin olur en iyisini de alır. onun için akademisyen maaşı çerez parasıdır. bugün akademisyenler a dan z ye borç altında. en düşük memur maaşı seviyesinde. polisten, kurum mühendisinden a maaş alır duruma getirildiler. yazdıklarına bakınca kızmamak elde değil. akademisyenin bir çapı vardır. yazdıklarının bir seviyesi vardır. akademisyenliğin ne hale getirildiği bu yorumundan belli

  8. aktan diyor ki:

    Dilerseniz.
    Akademisyenler ve tükenmişlik sendromu makalesini de okuyabilirsiniz.

    http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/akademisyenler-ve-tukenmislik-sendromu.html

  9. Mesut keskin diyor ki:

    acaba ne kadar maaş alıyorlar ki yetmiyor diyebiliyorlar ? nitelikli eğitim şartının yerine getirilmesini bir tarafa iterek bu işe başlanması daha mantıklı olur bence? gerekli eğitimi alamayan öğrenciler her ilde olan ama eğitim standartı düşük olan üniversitelerde öğretim görerek 4 sene de ne biriktirecekki kariyer planlarına akademik kariyerliğini koyacak…

    1. Kürşat Güneş diyor ki:

      Mesut bey, bu camiadan olmadığınızı çok belli ediyorsunuz? O sebeple bence öncelikle meslek hakknda blgi sahibi olunuz… Maaş sadece bu insanların aylık kazançları değil, yapacakları çalışmaların da sermayesi… alınan kitapların, saha çalışmalarına ulaşım yerlerinin vs. hepsi akademisyenlerin kişisel bütçelerince karşılanmakta. O sebeple anlatacağınız şeyin kırk kat fazlasını bilmiyorsanız susun bence…

      1. aktan diyor ki:

        Kürşat Bey gerçekten doğru bir noktaya değinmişsiniz. Akademisyenlik mesleğinin hakkıyla yapılabilmesi; kongre, konferans, yayın takibi için akademisyenler daha iyi ücretlendirilmeli.

        Bunun yanı sıra, Mesut Bey, mesleği yakından tanımıyor olabilir. Aslında bu durum Akademikpersonel’in varoluş sebeplerinden de bir tanesi, “Kamuoyunda akademisyenler ve problemleri hakkında bilinirliği arttırmak”.

        Mesut Bey, bilimin gelişmesi, ülke gençlerinin eğitilmesi eğer akademisyenlerin elindeyse akademisyenler maddi problemlerin altında boğulup kalmamalı. Zaten akademisyenlikle zengin de olunmaz..

        İyi haftalar,
        Murat

Yorum Yaz