reklam
reklam
Akademik Personel | 09 Aralık 2016, Cuma

Profesörler Genç Akademisyenlere Göre Daha Mutlu

27 Ağustos 2014
Profesörler Genç Akademisyenlere Göre Daha Mutlu
       

Akdeniz Üniversitesi’nden Yrd.Doç.Dr. Boran TOKER’in Procedia Social and Behavioral Science’da (2012) yayınlanmış olan makalesine göre genç akademisyenler pek de mutlu sayılmazlar.

Bireylerin yaşamış oldukları hayata olumlu bakmaları, aslında yaşantılarından ne kadar memnun olduklarını göstermektedir. Ayrıca mutlu olan bireylerin daha yaratıcı, açık fikirli ve üretken olduğu düşünüldüğünde, akademisyenlerin mutlu olmasının ülkemiz ve bilimin kendisi için ne denli önemli olduğu ortadadır.

Bu yazıda, Yrd.Doç.Dr.Boran TOKER’in makalesi incelenecektir. Dr.Toker makalesinde  Türkiye’de bulunan üniversite hocalarına e-mail vasıtasıyla anket formu göndermiş, toplamda 648 akademisyen araştırmaya katılmıştır.

Araştırmaya dahil olan akademisyenlerin sayısı ve ünvanı ise şu şekilde: 90 Profesör, 65 Doçent, 133 Yardımcı Doçent, 109 Öğretim Görevlisi, 232 Araştırma Görevlisi, 4 Okutman ve 13 Uzman.

Araştırmanın Sonuçları:

1. Akademik kariyer arttıkça, yani birey Profesörlüğe doğru yaklaştıkça ve profesör oldukça akademisyenler kendilerini daha mutlu olarak tanımlamaktadır.

2. Bayan akademisyenler, erkek akademisyenlere göre hayatlarından daha memnun gözükmektedirler. Bu sonuç akla bir takım sorular da getirmektedir. Bilimin konu olduğu bir meslekte cinsiyete göre bir fark çıkması çok şaşırtıcı.

3. Aylık gelir ve yaş arttıkça, akademisyenlerin hayat memnuniyetlerinde bir artış gözlenmektedir.

4. Üniversiteye daha uzun sene hizmet etmiş akademisyenler hayatlarından daha memnun çıkmışlardır.

5- Yurt dışı deneyimi olan ve yurt dışında belirli süre yaşayan akademisyenler, daha mutlu olduklarını ifade etmişlerdir.

Akademikpersonel’in Değerlendirmesi:

Araştırmanın, farklı ünvana sahip çok sayıda akademisyen üzerinde gerçekleştirilmesi, çalışmanın önemini arttırır nitelikte. Belki de Türkiye’deki akademisyenliğin durumuna ayna tutmakta.

Gelelim yukarıdaki maddelerin incelenmesine:

1,3 ve 4 nolu maddeler aslında birbirini destekler niteliktedir ve anlaşılmasında bir problem yoktur. Akademik kariyer yapabilmek için uzun sene üniversitede çalışmak gerekmektedir. Kariyerinde yükselmiş olan akademisyenlerinde yüksek maaş alması ve mutlu olması gayet normal bir durumdur. Buna karşın, bu sonuç aklımıza doktora öncesi akademisyenlerin çektiği olası çileyi de getirmektedir.

Bunun yanı sıra, bayan akademisyenlerin daha mutlu olması, acaba ülkemizde akademisyenliğin erkeklere çok hitap etmemesinden mi kaynaklanmaktadır. Ülkemizde, akademisyenliğin öğretmenlik gibi algılandığı ve yapıldığı kısmen de olsa bir gerçektir. Acaba, öğretmenlik mesleğine bayanların olan talebiyle bu sonuç arasında bir ilişki var mıdır? Bunun yanı sıra, bilim gibi objektif bir branşın cinsiyete göre ayrışmasından nasıl bir sonuç çıkarmalıyız?

Son olarak, yurt dışı deneyimi olan bir akademisyenin Türkiye’de olan sistemsel problemleri daha fazla idrak ederek, en azından Avrupa, Amerika vb. ile karşılaştırarak, beklentisi yükselmez mi? Beklentisi yükselmiş olan kişiler ise daha az tatmin ve mutlu olmaz mı? Her ne kadar bu yorum araştırma sonucuyla tam örtüşmese de galiba tartışmaya açık olan bir konu.

İşte bu sorular aslında cevap bulması gereken sorular. Siz ne dersiniz??

Hazırlayan: Akademikpersonel adına Murat Aktan

 

 

 

 

       

Yorumlar

  1. symo++ diyor ki:

    ya çok pardon ben öteki yazımı hiç beğenmemiştim allahtan yayınlanmamış editore söyleyecektim kaldırın diye ,tabi dürüstçe söylenmiş realitelerdi ama ..

    ben bu fikre katılmıyorum ..mutluluk benimde araştırmakta olduğum ve kendimin de mutlu olduğunu idda eden biriyim.

    kısaca ,mutluluk bence başkalarına ne kadar faydalı olabildiğinizle alakalıdır ..
    akademide birsürü yayın da yapabilirsiniz ancak fayda farklı birşeydir. tabi partiküler düzeyde değil evrensel fayda önemli.

    şunlar arasındaki hiyerarşi gibi.

    1)bilimsel kanun 2) bilimsel teori 3)lemmalar 4)bilimsel iddalar (önermeler)

  2. Cemile diyor ki:

    Bu da profesör düzeyinde düşen yayın miktarının nedenini açıklıyor. Psikolojiye göre ilerlemenin temelinde mutsuzluk yatar ve aslında eğitim düzeyi düşük Türkler-Kürtler çok mutlu insanlar.

  3. Artin diyor ki:

    Genç akademisyenlerin çoğunluğunu araştırma görevlileri oluşturuyor. Dolayısıyla araştırmanın değişkeni üniversitelerde mobinge en çok uğrayan, akademik çalışmaların haricinde “asistan” sisteminden gelen eski kafa hocaların fatura borçlarını yatırmalarına kadar varan angaryalarına maruz araştırma görevlilerine dayanmaktadır. Hainden memnun araştırma görevlisi nadir. 50d, 35, öyp hepsinin adı araf kadro olsun.

Yorum Yaz