reklam
reklam
Akademik Personel | 03 Aralık 2016, Cumartesi

Akademisyen ‘Dili Yetersiz’ Kalınca Çeviriye Koşuyor

30 Mart 2015
Akademisyen ‘Dili Yetersiz’ Kalınca Çeviriye Koşuyor
       

Başta master ve doktora öğrencileri tezlerini, akademisyenler de yurtdışı dergilerde akademik yükselme için bastıracakları makaleleri yazmaya ‘dilleri’ yetmeyince çeviriye koşuyor.

Akademisyenler ile akademik kariyerde ilerlemeyi düşünenlerin yabancı dilleritez ve makale yazmaya yetersiz kalınca çözüm de “profesyonel çevirmenler” de bulunuyor. Tezlerini başta İngilizce olmak üzere yabancı dilde yazmak zorunda olanlar da akademisyenlikte yükselmek isteyenler de “çeviri ofisleri” nin kapısını çalıyor. En popüler çevirmenler ise teknoloji sayesinde “online platformlar”.

İki genç tarafından kurulan, 9 dilde çeviri yapan ve 75 tercümanla çalışan Protranslate’in kurucularından Kerem Kalkancı akademi dünyasında “nelerin çevrildiğini” anlattı:

MASTER ÖNSÖZ, DOKTORA ÇEVİRİ:

Master öğrencileri bitirme tezlerinde İngilizce yazılan önsözleri için geliyor. Doktora öğrencileri ise tezlerinin çevirisini yaptırıyor. Ancak mükemmel değil, hatalı çeviri istiyorlar. Çünkü hatasız olursa kendileri yazmış olmazmış.

YURTDIŞI YAYINLAR:

Akademisyenler yurtdışı dergilerde yayımlatacakları makaleleri çevirtiyorlar, sonra da bastırıyorlar.

İNGİLİZCE’DEN İNGİLİZCE’YE:

İngilizce’den İngilizce’ye çeviriyi ilk duyduğumuzda anlamayamadık. Oysa intihal istiyorlarmış. Başkasının yayımladığı bir makale buluyorlar ve bundaki cümleleri farklı kelimelerle yazmamızı istiyorlar. Böylece makalenin ‘aşırma’ olduğunu kontrol eden programlara yakalanmamayı hedefliyorlar. Bunu kabul etmiyoruz.

DİLLERİ YETERSİZ:

Bırakın öğrencileri, şu anda akademik unvanı olan birçok akedemisyenin yabancı dili makale yazmak için yetersiz.

Kaynak: Habertürk

       

Yorumlar

  1. Kani MERCAN diyor ki:

    burada hiç kimse lisans puanının gerekliliğinden bahsetmemiş.lisans mezuniyet ortalaması bu kadar gereksiz mi arkadaşlar.lisans puanının da sizce 80 olması gerekmez mi akademiye giriş kriteri olarak.yani sadece tekbaşına ales 70 puan engeli bütün bu sorunları çözüyor diyorsanız sizi Allah’a havale ediyorum artık.lisans ve yüksek lisans ortalamalarının önemi bu kadar düşük mü,hiç mi önemi yok.Aslında bu 70 puan ales engeli lisans ortalamasında olmalı, o da 70 olarak değil 80 olarak şart koyulmalı.Aleste isterseniz barajı 95 yapın bişey değiştirmez..mesleki bilgisi yetersiz olan biri akademiye alındığında yine o başarıyı gösteremez.çünkü en azından mesleğini sevmediğini,severek iştahlıca yapmadığını ve başarısız o mesleğe yatkın olmadığını anlıyorsunuz lisans notu düşüklüğünden.lisans notu düşük olanın alesi 100 olsa ne olur soruyorum size???????

  2. _ege_ diyor ki:

    Dil puanının 70 ya da 80 olması kişinin nitelikli eleman olduğunu gösterir mi? 70-80 alan her kişi okuduğunu anlayıp, rahatlıkla makale yazabiliyor mu? Sadece okuduğunu anlamak yetmez, aynı zaman da rahat bir şekilde makale yazabilmek, konuşulanı anlayabilmek ve konuşabilmekte gerekir.Bu da ancak doktora öncesi ya da yüksek lisans öncesinde iyi bir dil hazırlığı vermekle olur. Lisansüstü Eğitime alacağın kişilere hazırlık şartını koy ve çok iyi bir hazırlık ver (okuma – yazma – dinleme – konuşma), ortada dil sorunu adına hiç bir şey kalmaz. Çözüm dil barajını yükseltmek değil, bu yolda ilerlemek isteyenlere sağlam bir altyapı sağlamaktır.

    1. _Esra_ diyor ki:

      Katılıyorum… Hatta sınav stratejileri sayesinde dil sınavından 80-90 alan akademisyenler uluslararası bilimsel platformlarda iki lafı bir araya getirmeyi beceremeyip sunum yapamıyorlar. Ama adı “İngilizce biliyorum” oluyor. Zaten Türkiye’de yapılan ve zorunlu kılınan yabancı dil sınavları da gerçekten lisan seviyesini ölçmek için yeterli ve doğru bir yöntem değil.

  3. murat pasha diyor ki:

    Ales barajı gibi dilde de 70 puan baraj engeli olsun hatta 80 olmalıdır,eğer nitelikli eleman alınacaksa.Sadece alese baraj engeli koymanın hiç bir manası olmaz.Bunu yanında lisans notuna da baraj engeli koyulmalıdır.kısacası tüm alanlardan baraj engeli olmalı,sadece ales çok yetersiz

  4. mhnds diyor ki:

    bu yüzden oyp. de dil ağırlığı yüzde yirmibeş civarı olmalı bence

  5. Adem diyor ki:

    Unutuluyor kardeşim unutuluyor. Belki de olması gereken bu. Dil çalışmak yerine bilimsel çalışmalara ağırlık versek çok mu kötü olur. Okuduğunu anlamak ile kafandaki bilgileri yazıya dökmek farklı olsa gerek.

    1. ege diyor ki:

      Aynen katılıyorum.Bilim adına araştırma yapmak ve yazmak daha iyi değil midir?

    2. Sinan diyor ki:

      Şaka mısınız yahu siz? İngilizce bilmeden ne araştırması yapacaksınız. Bir de ciddi ciddi yazmışlar, araştırmaya yoğunlaşalım diye. Ulan makale okumadan ne tür araştırmalar yapıyorsunuz, hakkaten merak ediyorum. İşte yurdum akademisyeni, inanarak İngilizce’nin gereksiz olduğunu söyleyebiliyor. Sürekli makale okuyan adam unutmaz, biraz da dilinize vakit ayıracaksınız bir zahmet, daha az Nature basın eheheh

      1. Hatice diyor ki:

        Katılıyorum Sinan bey, akademisyenlerin, insanımızın İngilizce bilgisi genel olarak çok az. Bilmesi ve ne yapması gerektiğinin farkında olan da çok az. OYP’de İngilizce seviyesi yükseltilmeli. Hatta kurum içi İngilizce sınavları, elemeleri yapılmalı. Lisans notundan iş geçti artık, bi şekilde bazı sorunlar sebebiyle düşük olan lisans notunun değişme imkanı yok. Ama YDS gibi sınavlarla İngilizce bilgisi her an artabilir. Çalışılarak bilgi artırılabilir. Lisans notunun ağırlığı biraz düşürülüp YDS’nin ağırlığının artırılması lazım.

    3. mehdi diyor ki:

      unutmayanlar var,ömrü boyu ana dili gibi konuşabilenler varken olmasın,kalksın demek ne kadar doğru.örnek olarak ben …..

Yorum Yaz