reklam
reklam
Akademik Personel | 08 Aralık 2016, Perşembe

Akademik Dünya Sendikalaşmalı

30 Haziran 2014
Akademik Dünya Sendikalaşmalı
       

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanvekili Ahmet Özer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırma Vakfı’nan (SETA), “Geçmişten Günümüze Türkiye’de Akademik Özgürlük Başlıklı” analizinin geçen hafta yapılan toplantıda tartışıldığını anımsatarak, akademik özgürlüklerin sendikalaşma hakkından bağımsız düşünülemeyeceğini dile getirdi.

 

Kapitalist sistemlerde hakkın verilmeyeceğini alınacağını belirten Özer, eğitimcilerin örgütlü olmaları ve bir araya gelmeleri halinde, toplu sözleşme dönemlerinde hükümetler üzerinde bu gücü kullanarak haklarını alabileceğini söyledi.
Özellikle eğitim camiasının hakkını almadığını ifade eden Özer, ekonomik açıdan kıyaslandığında Türkiye’deki eğitimcilerin durumunun, eşdeğer ülkeler, Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinden çok gerilerde olduğunu söyledi.
 

 Akademisyenler Görüşlerini İfade Edebiliyorlar Mı?

 
OECD ülkeleri arasında saat olarak en fazla çalışan öğretmen ve akademisyenin Türkiye’de bulunmasına rağmen ekonomik olarak bunun karşılığının alınmadığına dikkati çeken Özer, Türkiye’deki akademisyen maaşlarının OECD ülkeleri arasında son sırada yer aldığını, öğretmen maaşlarının ise alt sıranın ortalarında bulunduğunu dile getirdi.
Bu nedenle özellikle akademisyenlerin sendikalaşmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Özer, örgütlenme konusunda eğitim çalışmalarına çağrıda bulunduklarını ifade etti.

 

Bu çağrıya Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) personelinin büyük oranda karşılık verdiğinin altını çizen Özer, “MEB’deki yaklaşık 915 bin personelin, 575 bini, üniversitelerdeki yaklaşık 180 bin personelden ise 62 bini bir sendikaya üye. MEB’de örgütlenme oranı yaklaşık yüzde 72 ancak üniversitelerde bu oran yaklaşık yüzde 30. MEB’deki bu örgütlü güçle, toplu sözleşmede en iyi ödemeyi burada aldık. İstiyoruz ki bunu üniversitelerde de yapalım. Ama üniversitelerde bunu yapma imkanına ne yazık ki sahip olamadık” diye konuştu.
 

Üniversitelerin özgürlüklerin, örgütlenmenin, aykırı fikirlerin merkezi olması gerektiğine vurgu yapan Özer, ancak bugün üniversitelerde bunların görülmediğini ifade etti.

-“Özgürlük asıl olması gereken yerde yok”
Özer, şunları kaydetti:
“Üniversiteler karşımıza özgür düşüncelerin çok da yaygın olmadığı, örgütlenmenin en zayıf olduğu yerler olarak çıkıyor. Üniversitelerde bir özgürlük ortamının, gerek fikir ve düşünceyi rahatlıkla yayabilme gerekse özgür çalışabilme adına olmadığını görüyoruz.
Bunun sebepleri arasında, üniversitedeki ideolojik kamplaşmaların halen devam ediyor olması, rektör ve senatonun yetkilerinin fazla olması, üniversitelerde personelin geleceğinin rektörün iki dudağı arasında bulunması var. Yani asıl olması gereken yerde özgürlük yok. Bu da örgütlenmeyi zorlaştırıyor. Sendikalı olmak isteyen akademisyen ve personel ‘ben buraya üye olursam yaftalanırım’ endişesi taşıyor.”
Özer, üniversitelerin özerk, özgür hale getirilmesi, herkesin rahatlıkla konuşabilme ve basına demeç verebilmesine imkan sağlanması halinde iklimin daha normalleşeceğini ve demokratik hale geleceğini söyledi.

Kaynak: “Yıldız AKTAŞ”-Timeturk

       

Yorumlar

  1. mehmet koç diyor ki:

    Aman aman hocam boşverin örgütlenmeyelim. MEB de örgütlenme yüzde 70 olsa ne yazar olmasa ne yazar. aşağılamak değil benim amacım ama kadrolu hademe öğretmen kadar maaş alıyor. Kaldı ki son zamlarla beraber maaşları enflasyon karşısında eridi gitti. Önemli olan sendikaların üstlerine düşeni ne kadar yaptıkları ve bizim sendikalarımızın gerek öğretmenler gerek akademisyenler için neler yaptıkları da ortada. Allah razı olsun onlardan bu kadar bizim için kendilerini parçalamasınlar lütfen. zira yüzde 3+3 alsaydık şimdi daha karlı olurduk 🙂 .. onlarsız daha az kaybederiz…

Yorum Yaz