reklam
reklam
Akademik Personel | 07 Aralık 2016, Çarşamba

Türkiye’de İş ve Özel Hayat Dengesizliği

14 Nisan 2014
Türkiye’de İş ve Özel Hayat Dengesizliği
       

OECD (Organization for Economic Cooperation and Development) verilerine göre Türkiye iş hayatı ve özel yaşam dengesinin en az olduğu ülke durumunda.

 

OECD uluslararası bir ekonomi örgütü olup, 14 Aralık 1960 tarihinde imzalanan Paris Sözleşmesi’ne dayanılarak, 1961’de kurulmuştur. OECD üyeleri, ekonomik ve sanayi açısından gelişim göstermiş ülkelerden oluşmakta, OECD yıllık olarak gelişmekte olan ülkeleri belirli kriterler açısından karşılaştırmaktadır. Bu yazıda, OECD’nin iş hayatı – özel hayat dengesine göre Türkiye gerçeği değerlendirilecektir.

İş hayatı ve özel hayat arasında denge kurabilmek günümüzde her çalışanın karşılaşmış olduğu temel problemler arasında. Bu durumdan da en çok aile kurumu ve çiftler zarar görmekte. Çevremiz çocuk sahibi olmayı kariyer planlarına bağlamış risk almaktan çekinen çok sayıda çiftle dolu. Buna karşın özel hayatı şekillenmiş olan ve çalışmak istese de istediği koşullarda iş bulamayan çiftler de cabası.

Değinilen bu problem aslında sadece çiftler için değil, hükümet ve siyasi irade için de önemli bir problem. Çünkü özel hayat iş dengesinin oturmaması toplumsal refahı etkilemesinin yanı sıra ülkenin gelişmişliğini de etkileyen bir problem. Nasıl mı? Yetişkinler çocuk büyütmek ve para kazanmak arasında gidip geldiği sürece, az sayıda bebek dünyaya gelmekte ve kadın istihdamı azalmakta (Çocuğun sorumluluk getirmesi ve bebekli annelerin çalışma ve iş bulma zorluğu).

İş hayatı ve özel yaşam dengesinin sağlanması nelerden etkileniyor ve Türkiye’nin durumu.

Erkek ve kadınların ev işlerinde iş bölümü yapması

OECD ülkelerinde erkeler günde ortalama 131 dakika ev işlerini gerçekleştiriyorken, kadınlar da bu rakam 279 dakika. Yani, kadınlar OECD ülkeleri genelinde erkeklere göre ortalama 2.5 saat kadar daha fazla ev işleriyle ilgilenmekte. Ancak bu sonuç, Türkiye için çok daha çarpıcı; Türkiye’de kadınlar erkeklere göre günde 4.3 saat daha fazla olacak şekilde ev işleriyle uğraşıyorlar. Belirtilen bu fark OECD ülkeleri arasında görülen en yüksek fark. Bu durum, bir bakıma Türkiye’de kadınların iş hayatına katılımda yüksek bir oran göstermemesinin nedenini de açıklamakta.

İşte geçirilen süre

İşte geçirilen süre, iş-yaşam dengesinin belki de en temel belirleyici faktörü. Bunun yanı sıra, çok çalışmanın sağlığı olumsuz etkilediği, stresi arttırdığı ve kişiye her bakımdan zarar verdiği de bilimsel olarak bilinen bir gerçeklik. OECD ülkeleri arasında haftalık 50 saatten fazla çalışanların oranı sadece 9%.

Ancak, ne yazık ki Türkiye bu listede başı çekiyor. Türkiye’deki çalışan işgücünün 46%’sı yoğun çalışmaktan şikayetçi ve haftada 50 saatten daha fazla çalışmaktalar. Türkiye’yi ise Meksika 26%, İsrail 5% ile takip etmekte.

Türkiye’de haftalık 50 saatten fazla çalışan işgücünün cinsiyet kırılımları ise şöyle:

Erkeklerin 50%’si

Kadınların  35%’i

OECD Raporuna göre sırasıyla özel hayat – iş hayatı dengesinin en iyi kurulmuş olduğu ilk beş ülke şöyle: Danimarka, Hollanda, Norveç, Belçika ve İspanya. Ancak, Türkiye ise ne yazık ki listenin sonunda yer alıyor. Listenin tamamını aşağıdaki görsele tıklayarak büyütebilirsiniz.

 İş hayatı ve özel hayat dengesi

Ülkemizde son yıllarda kadına yönelik şiddet ve boşanmalar artmış durumda. Elbette bu durumun tek faktörü olmasa da, iş hayatı ve özel yaşam dengesinin sağlanması, düzeyli ve düzgün bir aile hayatının gerçekleşmesi için çok önemli bir unsur. Bu bakımdan, yetkililere çalışma koşullarının düzeltilmesi açısından önemli görevler düşmekte.

Hazırlayan: Akademikpersonel.org

       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz