reklam
reklam
Akademik Personel | 04 Aralık 2016, Pazar

84 Tıp Fakültesi’nden Çoğu ‘Teneke’

11 Mart 2014
84 Tıp Fakültesi’nden Çoğu ‘Teneke’
       

5. Palandöken Kadın Doğum Kongresi’ne katılan Türk Jinekoloji Derneği eski başkanı Prof.Dr. Hasan Serdaroğlu, Türkiye’de 84 tıp fakültesinden çoğunu ’Teneke fakülte’ olarak nitelendirdi.

 

Polat Renaissance Otelde 5-8 Mart tarihleri arasında düzenlenen 5’inci Palandöken Kadın Doğum Kongresi’ne alanında 250 uzman katıldı. Değişik konu başlıklarında 115 konuşmacının bilgi aktardığı kongrenin Başkanı Prof.Dr. Yakup Kumtepe, kadın hastalıkları ve doğumun 4 ayrı alt bilim dalına ayrıldığını bildirdi. Kongrede bu alanlardaki son gelişmelerin paylaşıldığını bildiren Prof.Dr. Kumtepe, şöyle konuştu:

 

“Anne karnında bebeğin sağlığı üzerine duruldu. Down sendromu tanısında anne kanından alınan kan ile kromozom anomalisi nasıl konulur konularındaki son gelişmeleri tartıştık. Ayrıca ülkemizde de gittikçe artan kadın kanserlerinden korunma yolları ve bu cerrahideki son teknolojilerden meslektaşlarımızla paylaştık.”

 

Kongrenin son günü düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Jinekoloji Derneği eski başkanı, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Prof.Dr. Hasan Serdaroğlu, ithal hekim konusunda kendi doktoruna doğru düzgün para veremeyen bir ülkenin ABD ya da Avrupa’dan hekim getiremeyeceğini bildirdi. Afrika ve Sovyet Rusya’nın yıllarca hükmettiği ülkelerde hekimliğin çok düşük seviyede olduğunu, dünyanın en düşük tıp bilgilerinin buralarda verildiği anlatan Prof.Dr. Serdaroğlu, halkın sağlığını oralardan getirilen ithal hekimlerin eline bırakmayı akılcı yol olarak görmediğini bildirdi. Dünyanın gelişmiş ülkelerindeki tıp fakültesi sayısının hemen hemen aynı olduğuna dikkati çeken Prof.Dr. Serdaroğlu, Fransa’da 34, İngiltere’de ise 37 tıp fakültesi bulunduğuna dikkat çekti. Türkiye’de 84 tıp fakültesi olduğuna işaret eden Prof. Dr. Serdaroğlu, şöyle konuştu:

 

“O kadar ’Teneke fakülteler’ var ki. Bugün en yakımınızda Kars’ta tıp fakültesi açıldı. İnanın ayda 1 hoca geliyor, 2 gün kalıp gidiyor. Bununla oradan çıkan öğrenci nasıl doktor olacak? Orası yine ihtisas veriyor. Bu çocuk nasıl kadın doğum uzmanı olacak Allah aşkına? O nedenle devlet ya da hükümetin sağlık politikasını mutlaka tekrar gözden geçirmesi gerekir. Her yere tıp fakültesi kurmak doğru değil. Sayın büyüklerimiz ’Her yere üniversite götürdük’ diyor. Üniversiteyi kaliteli öğretim üyeleriyle doldurmazsanız rastgele binadan farksız olur. İthal hekimin bu ülkeye kar değil zarar olacağını, toplumun bunu kabul etmeyeceğine inanıyorum.”

 

“TÜRKİYE’YE DİPLOMALI DOKTOR KAZANDIRMAK İHANETTİR”

 

Erzurum’daki Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin iyi bir altyapısı olduğunu ifade eden Prof.Dr. Hasan Serdaroğlu, yeni fakülte açmak yerine böyle fakültelerin kapasitenin artırılmasını daha uygun buldu. Prof.Dr. Serdaroğlu şöyle devam etti:

 

“Ama gidip Ağrı’ya tıp fakültesi yaparsanız oradan doğru dürüst doktor yetişmez ve bu ülkeye yazık olur. Uzun yıllar çalıştığım İstanbul Üniversitesi’nde benim alanımda 20 küsur öğretim üyesi var. Branşımızda 4 dal var. Orada yetişmek başka. Kars’ta 1 kadın doğum uzmanı var. Orada yetişmek daha başka. O zaman çıkan doktorlar arasında anormal farklılık oluyor. Ülkeme yazık. Bu çocuk iyi yetişmiyor. Türkiye’ye diplomalı doktorlar kazandırmak bir iş değil ihanettir. Biz İngiletere ya da Fransa’dan daha mı iyiz ki onların iki misli tıp fakültesi açıyoruz? Korkuyorm. 15-20 yıl sonra benim çocuklarım böyle giderse düzgün hekim bulamayacak. Dilerim hükümet ya da sonra gelecek olanlar bu yanlış girişimin farkına varır geri adım atarlar. Bu yol, yol değil. İthal hekim akıl işi değil. Kars’ a Türkiyeli hekim gitmiyorsa Avrupalı hekimi oraya götürebilir misin?”

Kaynak: Hürriyet

       

Yorumlar

  1. uzman diyor ki:

    Sayın aşağıdaki doçent. Soruyorum size, tepki göstermeniz için profesörlüğümü bekliyor sunuz?

  2. şaka gibi diyor ki:

    haddini bil. konu hakkında yorum yazıyorsan yaz. yazmıyorsan işine bak.

  3. Bak "şaka gibisin" diyor ki:

    Bak “şaka gibisin”. Burada araştırma görevlilerine yaptığınız hakaretten dolayı, ÖZÜR dilemelisiniz.

  4. şaka gibi diyor ki:

    ayrıca “yiyorsa” ifadesini “çirkin söz sahibinindir” atasözüyle aynen iade ediyorum. sen kendi durumunu tarif etmişsin. sen de yemediği ortada.

  5. şaka gibi diyor ki:

    bak aslanım, çivisi çıkmış gerçekten de kimin çivisi orası tartışılır. birisi haberin içeriğine yorum yazıyor sonra bakıyorsun senin gibi gördüğü herşeye muhalefet zihniyetler haber hakkında düşüncelerini ifade edeceği yerde yorum yapanlara “e burda konuşuyorsun ama kendi bölümünde..” gibi tamamen zan ile hareket ederek yazı yazıyor. be kardeşim benim kim olduğumu, akademik ünvanımı sen nereden biliyorsun. benim profesör olmasamda bir öğretim üyesi doçent olup olmadığımı nasıl anlayabiliyorsun. son dönemlerde araştırma görevlilerinin kalitesinde maalesef oldukça büyük bir düşüş var. bunu senin gibi arkadaşların bu sitedeki yazdıkları yorumlardan kolaylıkla anlamak mümkün.bizim zamanımızda en başarılı olan lisans mezunları arş.gör. olurken şimdi neredeyse iş bulamayanlar son çare akademik hayata zoraki başlıyorlar. ben mühendislik fakültesinde bölüm başkanıyım ve dekanımla da bu tür konuları, karşılaşmalarımızda rektörümle de etraflıca aynen burada yazdığım gibi hatta burada yazamayacağım ağırlıkta ifadelerle paylaşırım. sen yorum yazanlara sataşmak yerine konu hakkında eğer ki bir bilgin, fikrin varsa onu paylaş olur mu. atalarımız çok güzel söylemiş “Biliyorsan konuş, alim sansınlar; bilmiyorsan sus, insan sansınlar”. öyle anlaşılıyor ki akademisyen niteliğindeki bu düşüş mesleğin itibarını da aşağı çekecek.

  6. Araştırma görevlisi diyor ki:

    kardeşim herkes kendi evinin önünü süpürse mahalle tertemiz olur. çuvaldızı kendimize iğneyi başkasına batıralım. burda yazı yazması kolay. nasıl olsa kimse görmüyor. yiyorsa kendi bölümünüzdeki hocalara söyleyin bunları. söyleyemiyorsunuz. çünkü sizler de bir çıkar peşindesiniz. lanet olsun böyle dünyaya. çivisi çıkmış.

  7. tepki gösterilmeli diyor ki:

    sayın profesörler, siyasilere tepkinizi göstermiyorsunuz, akademik camianın haklarını savunmuyorsunuz. sessizce olan biteni izliyor, kendi kendinize dert yanıyorsunuz. birçok akademisyen aynı zamanda vekil, danışman, bakan, müsteşar gibi önemli ve etkili pozisyondalar. yök başkanı, yök üyeleri, üak üyeleri, rektörler hepsi korku içinde sessizliğe gömülmüşler. makam, mevki kazananın sesi çıkmıyor. sessiz kala kala bakın bu hale geldik.

Yorum Yaz