reklam
Akademik Personel | 16 Ocak 2017, Pazartesi

2016 Ekim’den İtibaren Geçerli Doçentlik Başvuru Şartları Yayınlandı

1 Ocak 2016
2016 Ekim’den İtibaren Geçerli Doçentlik Başvuru Şartları Yayınlandı
       

2016 Ekim başvuru döneminden itibaren geçerli olacak Doçentlik Başvuru Şartları.

Doçentlik unvanının iktisabı için aranan özgün bilimsel çalışmalara ilişkin asgari ölçütler, Üniversitelerarası Kurul tarafından, her bir alan göz önünde bulundurulmak suretiyle belirlenir ve her yıl Ocak ayında güncellenmiş olarak Yükseköğretim Kurulunun internet sitesinde yayımlanır. Bu ölçütler, en erken yayımı tarihini izleyen ikinci dönemde yapılacak olan doçentlik başvurularında dikkate alınır.

Maddesine göre 2016 Ekim’den itibaren geçerli olacak Başvuru Şartları Şu Şekildedir.

       

Yorumlar

1 2 3
  1. Bülent dedi ki:

    Yeni doçentlik kriterlerinde anlayamadığım çok sayıda konu var. Örneğin
    Ulusal kitap editörlüğüne puan verilmemiş. Ulusal ve Uluslar arası sempozyumlarda sözlü sunuma puan verirken basılı bildirilere puan vermemiş. Kriterlerin yeniden revize edilmesi gerekiyor bence. Umarım birileri sesimizi duyar. saygılarımla

  2. misafir dedi ki:

    alan indeksi ne demek tam olarak tanımlayabilen var mı acaba? ülkemiz dergilerinden örnek vererek

  3. kamil dedi ki:

    Doktora öncesi yapılan bir makale doktora sonrası atıf alırsa, puanı doktora sonrası kapsamı içinde mi değerlendirilir

    1. tarkan altar dedi ki:

      Doktora sonra alınan atıflar doktora sonrasına doktora öncesi alınan atıflar ise doktora öncesine sayılacak

      1. Kemal dedi ki:

        Fakat doktora sonrası gelen atıflar doktora öncesi yapılan çalışmadan ise buradan en fazla 10 puan alınabiliyor “Mühendislik temel alanında başvurulan doçentlik bilim alanı ile ilgili olarak aşağıdaki
        çalışmalara verilen birim puanlar esas alınmak suretiyle; en az doksan (90) puanının
        doktora unvanının alınmasından sonra gerçekleştirilen çalışmalardan elde edilmiş olması
        kaydıyla” diyor.

  4. demir dedi ki:

    atıf puanları makaledeki yazar sayısına göre bölünerek mi hesaplanacak anlayan var mı

    1. tarkan altar dedi ki:

      atıf ve sözlü bildirilerde her ikisi içinde puanlar yazar sayısına bölünecek

      1. serap dedi ki:

        atıf ve sözlü bildiriler için toplam puan yazar sayısına bölünür diye bir ibare bulamadım örneğin bu ibare patentte var siz nerede gördünüz bu ibareyi

  5. Rahman temizkan dedi ki:

    Somut, ölçülebilir ve net kriterler olsun. Jüri üyelerinin insafina anlayışına yorumuna yer kalmamalıdir. Sözlü Saçmalığı kalkmalidir.

  6. çok mu zor dedi ki:

    Çok mu zor. Adil, eşit, Kimsenin hakkı yetmeyen, YDS ve sözlü sınavın kaldırıldığı bir yöntem. Çok mu zor

    1. Misafir dedi ki:

      Bunu neresi adil! Doktora tezi kapsamında ve tez savunmasından önce iyi araştırma yapmış genç bilim insanlarına ceza da verseydiniz ya… Örneğin, bilimle uğraşmasını hayatı boyu yasaklamak gibi…

  7. Murtaza dedi ki:

    Kriterlerin ilanından sonra en az 2-3 yıllık geçiş süreci olmalıydı. Kriterlerin zorlaşmasına ramen hala bazı kişilerin burada impakt faktörü’de hesaba katılmalıydı israrını anlamakta ayrı bir paradoks. Arkadaşlar % kaçımız iyi bir bilimsel çevrede yetişip, kaliteli çalışmalar yapacak imkanların bulunduğu yerlerde çalışıyoruz? Aziz Sancar ın ekibinde bulundukta çalışmadıkmı, çalışma alanımıza uygun laboratuvar kurma imkanı vardı da kurmadıkmı, yada ODTÜ, Boğaziçinde vb. bir yerde çalışıyoruzda hakkınımı vermiyoruz? Üniversiteye genel olarak her asistan iyi bir bilim adamı olmak hayaliyle başlar, fakat hayat bu herşeye mukdedir değiliz, bazan işler hayalimizdeki gibi gitmez. Memleket gerçeklerinide mutlaka göz önünde bulunduralım, bencil olmayalım, empati kuralım lütfen!

    1. Altan dedi ki:

      Sevgili hocam onca ugras verip 1 yilda ancak tamamlayip ssci da cok onde gelen bir dergide yaptigimiz yayin bosa mi gitsin. Empati dediginiz bu mu? Turkce makale yapan da gecsin docentligi, sci-ssci yapan da. Ama herkese harcadigi emegin karsiligi verilsin. Impact factor bu yuzden onemli.

      1. Handan Kayhan dedi ki:

        Altan Bey size katılıyorum. Yayından çok yayının kalitesi önemli olmalı bence de. Çünkü aynı düzeyde emek harcanmıyor. Sıradan düşük impaklı bir dergiye 4 ay emek veriyorsanız diğerine 1-2 sene emek veriyorsunuz. Amaç bilimsel kaliteyi arttırmak ise en önemsenmesi gereken konu bu hatta.
        Öte yandan doktora öncesi doktora sonrası ayrımın amacını hala anlayabilmiş değilim. Her kararın her yönetmeliğin bir amacı vardır. Ülke çıkarlarına hizmet etmesi beklenir. Bu olayda ise doktora öncesi yüksek kalitede bir çıktı alındı ise (örneğin çevremde patent alanlar, Nature’da yayın yapanlar oldu) bunu değerlendirmeye almamanın ülkemize ve akademisyenlerimize ne gibi bir faydası bulunacak? Mantığı bir türlü anlayamadım. Açıklayabilecek olan var mı?

      2. Murat Luş dedi ki:

        Impact Factor bir derginin kalitesi üzerine yorum yapabilmek için gerekli olduğu gibi bir derginin kalitesini de direk olarak göstermez. Aynı kalite de iki derginin impact factor leri çok farklı değerler de olabileceği gibi kaliteleri birbirinden çok farklı iki derginin impact faktörleri birbirine yakın olabilir. Bu nedenle impact factor lerinin doçentlikte puanı etkilemesi oldukça yanlış olacaktır.

    2. Zihni Açar Yazıcı dedi ki:

      İmpakt faktörün dikkate alınmamasını istiyorsunuz. Güzel mazeret de veriyorsunuz. Türkiye şartlarında başvuruda bulunanların yaptığı yayınları impakt faktörlerine göre değerlendirmek ve ona göre sıralamak size niye dokunsun, değil mi? Yapılmasını istediğimiz budur. Yurt dışında akademik ilerleyiş yapabilmenin çok çalışkanlık ve üretkenlik gerektirdiğini çok iyi biliyorum. Biz kendi şartlarımızda daha üretken ve daha iyi çalışanlara öncelik vermeye çalışalım. Verilen emeğe saygı da empati de budur.

Yorum Yaz

1 2 3