reklam

+ Konuyu Cevapla
Sayfa 5 - Toplam 7 İlkİlk ... 34567 SonSon
Bulunan 41 den 50 - Toplam 66

Mutsuz araştırma görevlisi

Araştırma Görevlisi Forumunda Mutsuz araştırma görevlisi Konusunu İncelemektesiniz

ran Demiş ki: Uygulamaları "asistanlar" yapar, stajı "asistanlar" yapar, sınavları "asistanlar" yapar, .....lar "asistanlar" yapar. ...


  1. #41
    47
    47 Çevrimdışı
    Editör
    Üyelik Tarihi
    08-2013
    Nerden
    Nomad...
    Mesaj
    1.183
    Alıntı ran Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Uygulamaları "asistanlar" yapar, stajı "asistanlar" yapar, sınavları "asistanlar" yapar, .....lar "asistanlar" yapar. Çok saygıdeğer Profesörlerimiz ve diğer bazı hocalarımız;

    lütfen kartı yerleştiriniz > şifrenizi giriniz > para çek > dııttt dıttt dıtt dıttt > tırrrrrrrrrrrrrrrt > parayı ve kartınızı alınız

    Sadece bu işi yapan "adamlar" niye mutlu olmasın ki.
    Makaleyi tek kelime ile özetlemişsiniz, bu yorumu alkışlarım

    Bu yorum tarihe geçer.
    Son düzenleyen 47, 10-10-2016 saat 11:15.

  2. #42
    Yüksek Lisans
    Üyelik Tarihi
    04-2013
    Mesaj
    150
    Alıntı ran Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Uygulamaları "asistanlar" yapar, stajı "asistanlar" yapar, sınavları "asistanlar" yapar, .....lar "asistanlar" yapar. Çok saygıdeğer Profesörlerimiz ve diğer bazı hocalarımız;

    lütfen kartı yerleştiriniz > şifrenizi giriniz > para çek > dııttt dıttt dıtt dıttt > tırrrrrrrrrrrrrrrt > parayı ve kartınızı alınız

    Sadece bu işi yapan "adamlar" niye mutlu olmasın ki.
    Ya Sevgili hocalarım o kadar komik ki o makale, hani afedersiniz ***ımla güldüm... Arkadaş prof.luğa çok çıkmaya gerek yok... Bakın şu ana kadar gördüklerim ve tecrübelerim özellikle doğu üni.lerde şunu gösteriyor.. Ya asistan ya da uzmansındır, yani kölesindir, aşağılıksındır, çaycıdan bile aşağıdasınıdr ya da öğretim görevlisi ve okutmansındır, haftada 1 gün okula gider, Ankara, Bolu ve istanbul'da çifter çifter (Allahtan aynı anda iki yere kayıt olamama olayı getirdiler) doktora yaparsın.... Bu birinci level... İkinci level ise yrd. Doç la başlayan ve benim rütbeliler dediğim kısım.. Bir doğu üni.de yrd. doç olduğunda artık kral sensin... Prof demek ise resmen "God mode on" ... Ya önünde hocam hocam diye dolaşan güruhlar olup ayda 10000 tl'ye yakın maaşı cebe indiren bir hoca "ben mutlu değilim" diyorsa kafa göz girerim valla!!!

    Kadınlar nasıl daha mutlu ben onu çözemedim. Vallahi benim tanıdığım akademik hatunların hepsi cinnet geçirir pozisyondalar... Ben sadece okutmanlarda, onlarda da haftanın sadece 1 günü okula gidip hiç bir ekstra görevi olmayanlardan bahsediyorum (Evet, kabul ediyorum, bir asistan olarak hepsinden yemin ederim nefret ediyorum, çünkü ultra haksızlık var), bak işte onlar gayet mutlu.. Çocuk mocuk, çifter doktora, bolca maaş, sorumluluk yok..ohhhh... Zaten tüm yıl tatil yaparken arada çalıştıklarından dolayı, bende mutlu olurdum.. Ben saat 9 'da okula gitsem ve düşünün benim bölümüm açık dahi değil, kim varsa beni arıyor..."Nirdesieeeaaaan seeeeaaaan oğllluuuum???" diye böğürerekten...

    Yurt dışında kalan hocalar mutlu olur, özellikle benim gibi erkekse gayet mutlu olur, sebebini anlamışsınızdır......

    Kısacası daha fazla dallanmadan tek diyeceğim, batsın bu asistanlık!!!

  3. #43
    Araştırma Görevlisi
    Üyelik Tarihi
    11-2012
    Mesaj
    713
    Alıntı canear Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Ya Sevgili hocalarım o kadar komik ki o makale, hani afedersiniz ***ımla güldüm... Arkadaş prof.luğa çok çıkmaya gerek yok... Bakın şu ana kadar gördüklerim ve tecrübelerim özellikle doğu üni.lerde şunu gösteriyor.. Ya asistan ya da uzmansındır, yani kölesindir, aşağılıksındır, çaycıdan bile aşağıdasınıdr ya da öğretim görevlisi ve okutmansındır, haftada 1 gün okula gider, Ankara, Bolu ve istanbul'da çifter çifter (Allahtan aynı anda iki yere kayıt olamama olayı getirdiler) doktora yaparsın.... Bu birinci level... İkinci level ise yrd. Doç la başlayan ve benim rütbeliler dediğim kısım.. Bir doğu üni.de yrd. doç olduğunda artık kral sensin... Prof demek ise resmen "God mode on" ... Ya önünde hocam hocam diye dolaşan güruhlar olup ayda 10000 tl'ye yakın maaşı cebe indiren bir hoca "ben mutlu değilim" diyorsa kafa göz girerim valla!!!

    Kadınlar nasıl daha mutlu ben onu çözemedim. Vallahi benim tanıdığım akademik hatunların hepsi cinnet geçirir pozisyondalar... Ben sadece okutmanlarda, onlarda da haftanın sadece 1 günü okula gidip hiç bir ekstra görevi olmayanlardan bahsediyorum (Evet, kabul ediyorum, bir asistan olarak hepsinden yemin ederim nefret ediyorum, çünkü ultra haksızlık var), bak işte onlar gayet mutlu.. Çocuk mocuk, çifter doktora, bolca maaş, sorumluluk yok..ohhhh... Zaten tüm yıl tatil yaparken arada çalıştıklarından dolayı, bende mutlu olurdum.. Ben saat 9 'da okula gitsem ve düşünün benim bölümüm açık dahi değil, kim varsa beni arıyor..."Nirdesieeeaaaan seeeeaaaan oğllluuuum???" diye böğürerekten...

    Yurt dışında kalan hocalar mutlu olur, özellikle benim gibi erkekse gayet mutlu olur, sebebini anlamışsınızdır......

    Kısacası daha fazla dallanmadan tek diyeceğim, batsın bu asistanlık!!!
    Benim yorumu alıntı yapmışsınız ama bana hitaben ne söylediniz, söylemek istediniz anlayamadım. Başta bana karşı bir mesaj gibi oldu, sonlara doğru aynı doğrultuda gibiydi. Hayırlısı.
    Bir kırmızı gül dalı eğilmiş üstüne...

  4. #44
    Yüksek Lisans
    Üyelik Tarihi
    04-2013
    Mesaj
    150
    Bu arada gerçekten şöyle bir durum var... Araştırma görevlisi olupta, her daim birşey araştıran var mı? Gerçekten aslında hani yönetici asistanlığı var ya, sekreterlik... Bizi de buna benzer akademik asistanlık, "her işin adamı", " ne varsa yaparım abi" gibi bişeyle tanımlasınlar ya... Öğretim üyesi yardımcısı çok naif mesela... Öğretim üyesinin iti daha uygun bence.. Gece gündüz bölümü bekler valla karın tokluğuna....Valla, kanıma dokunuyor arkadaş... Ben bir gün daha araştırmasal birşey yapamadım ya!!!... AMa acaip fatura yatırırım, hatta fakültede 10 teknisyen gücünde bilgisayar tamir ettiğim, tüm Web'i hazırladığım söylenir... 20 memur gücünde evrak hazırladığım, stratejik rapor, ödenekler,, projeler, teknik şartname, piyasa araştırması, dersler ve notları yiyip yuttuğum ise, doğrudur... İsviçre çakısıyım ben!!!! Çapaksız parçayım!!!her yere gömün beni!!! Sorun çıkartmam!! Çünkü ben Asistanım!!! ehühühühühü!!!! Kim bu beyaz önlüklü adamlar?!! Lobotomi yapınbana, elektro şok verin!!! Ohhh!!! (Sonunda yedim kafayı)

    - - - Güncellendi - - -

    - - - Güncellendi - - -

    Alıntı ran Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Benim yorumu alıntı yapmışsınız ama bana hitaben ne söylediniz, söylemek istediniz anlayamadım. Başta bana karşı bir mesaj gibi oldu, sonlara doğru aynı doğrultuda gibiydi. Hayırlısı.
    hocam tamamen seninle aynı fikirde olduğumu söyledim... HAklısın yani...KEsinlikle sana karşı bir mesaj değil hocam... Aman üzerine alınmayasın.. Ben o makaleden bahsediyorum.. Saygılar.

    - - - Güncellendi - - -

    Alıntı seda223 Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Beni de alın aranıza.. Arkadaslar bir grup kuralım mı doguda bulunan aras görler dayanısma grubu olsun. Bi nebze iyi gelebilir hem destek oluruz bırbırımıze.
    kuralım hocam... ben varım....

  5. #45
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    08-2011
    Mesaj
    25
    Bu site bir anket başlatsa öyp liler için sonuçları nasıl olur acaba? hala akademik kalmak isteyenler, dr yi bitirip ayrılmak isteyenler, akademide gelecek görmeyenler gibi bir kaç soru ile son durum hakkında bilgi sahibi olunabilir. Şuan dr esnasında 1 yıllığına abd de bulunan bir öyp liyim. Burayı gördükten sonra bizim bu kafayla, motivasyonla ve mevcut imkanlarla abd benzeri ülkelerle yarışmamızın olanaksız/çok zor olduğunu düşünüyorum. Son olanlardan sonra kişisel motivasyonum inanılmaz düşmüş durumda, ama sanılmasın ki kadro garantisi gittiginden diye hiç umurumda değil o kısım. Sebebi akademide bir gelecek görmemem çünkü bir değerimiz yok, daha 10 yıl ötesini planlayamıyoruz, her şey siyasi çıkarlara kalmış durumda. Eğitim sistemi dip yapmış, akademide kalite yerlere düşmüş vs. Bu konu çok su götürür o yüzden kesiyorum.
    Not: öyp nedir açılımını bilmeyen bir sürü vekil, tv programcısı var düşünün yani öğrenci yetiştirme programı diyorlar böyle bir ortamda neler olmaz ki ? Yazmadan edemicem Tv ye çıkmadan önce insan açar bir bakar ya en azından

  6. #46
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    07-2015
    Mesaj
    14
    Ben de araştırma görevlisiyim, mutlu bir araştırma görevlisi.
    Çoğu zaman çok yoruluyorum, zihinsel olarak. Yapacak işler arka arkaya sıralandığında sıklıkla unutkanlığım ve dikkat dağınıklığım baş gösteriyor (bkz: Aynı koridoru paylaştığımız yardımcı doçent hocamı yemek masasında hemen yanımda otururken araştırma görevlisi bir arkadaşla karıştırıp "Ne yaptınız, hocanızla konuştunuz mu?" demişliğim var, "Yok o ben değildim, x ile karıştırdın." dediğinde ise x değil ise karşımdaki insan kim diye düşündüm uzun uzun)
    Vaktimizin çoğunun evrak işleri ile geçtiği de doğru, kendimi öğrenci işleri memuru gibi hissettiğim çok oluyor. Bahsettiğiniz fatura ödeme, kişisel istekler vs durumları ile hiç karşılaşmadım, birlikte çalıştığım hocalarım yönünden çok şanslıyım ki bu iyi hissetmemde bence en büyük faktörlerden biri...Ama yine de benzer zorlukları yaşadığımız alanlar var.

    Bu nedenle beni nelerin mutlu ettiğinden bahsetmek istedim, belki çoktan denemiş ve yarar sağlayamamışsınızdır ama belki de birkaç kişiye de olsa faydası dokunur.

    1)ÖĞRENCİLER
    Öğrencilerle çok sık iletişim halindeyim. Bazen sınıflarına sadece onları görmek, hal hatır sormak için gidiyorum, sıklıkla da onlar bana uğruyor. Yorgun olduğum zamanlarda onlarla karşılıklı çay/kahve içmek, birçoğunun akademide kalmaya yönelik heyecanını görmek beni tazeliyor. Lisanstaki halimi hatırlayıp tebesüm ediyorum. Ayrıca her ne kadar öğrencilerle aramızda arkadaşlık ilişkisi olmasa da -yaş farkının azlığından dolayı olabilir- onlarla sohbet etmek, kuramcılar hakkında espriler yapmaktan günlük basit olaylara kadar, beni rahatlatıyor. Fırsat bulabilirsem okul dışında da onlarla zaman geçirmeye çalışıyorum, yemek, lunapark, kampüsün çimlerine uzanmak vs...
    2)Yine öğrenciler. Ancak bu sefer köprü olma yönüyle iyi geliyor. Kendimi çoğu zaman öğrencilerimiz ve bölüm hocalarımız arasında bir köprü gibi görüyorum. Hocalarımıza ulaşamayan öğrencilere yardımcı olmak veya bir etkinlik/proje fikrini önce bana getirmeleri ve birlikteki birkaç düzenlememizin ardından hocalarımıza sunmamız hem hocalarımızın yükünü hafifletiyor hem de ben kendimi küçük provalar yapıyor gibi hissediyorum.
    3)Alan dışı kitaplar okumak. Bunu uzun süre yapamadım çünkü zaten işten oldukça geç çıktığım ve haftasonları da farklı eğitimler ile dolan yoğun bir süreç içindeydim. Eve gidince tek isteğim uyumak oluyordu. Bir süre sonra kendimi şiir yazamaz, roman okuyamaz, "giriş-yöntem-tartışma" üçgeninin dışına çıkamaz vaziyette bulunca korktum. Akademik bilgi bazen çok mekanik, soğuk kalabiliyor. O nedenle ruhunuzu verebileceğiniz kitaplar okuyarak tek bir alana hapsolmaktan bir nebze de olsa uzaklaşabiliyor bence insan.
    4)Pazara gitmek. Şaka değil bu. Herkes için geçerli ve güvenilir bir tavsiye olmayabilir ama pazardaki satıcıların doğallığı, taptaze sebze ve meyvelerin renkleri ve kokusu, yerdeki toprak...bana terapi etkisi yapıyor. Olaylı birkaç sınav gözetmenliğinden sonra da çok iyi gelmişti Ara ara ihtiyacım olmasa da gidiyorum, hatta enginar satan teyze beni artık tanıyor.
    5)Diğer araştırma görevlileriyle iletişim halinde olmak. (Bunu açmıyorum, şu başlığın açılmış olması bile bu maddeyi açıklıyor.)
    6)Bilişsel becerilerimizi çok aktif şekilde kullanmak zorunda kalmayacağımız etkinlikler içinde yer almak. Dizi izlemek, örgü örmek, kurabiye yapmak, yürüyüşe çıkmak benim cebimdekiler mesela.
    7)Bence en önemlisi bu: Danışman hocamızla konuşmak. Sorumluluklarımızdan kaynaklanan zaman probleminin bende nasıl bir kaygı yarattığını ve akademik anlamda -özellikle de uygulamaya dönük- kendimi yetersiz hissetmemde etkili olduğunu, "derslere" daha fazla vakit ayırmak istediğimi hocamla konuştum ve birlikte çözüm yolları geliştirdik.

    Şu an aklıma gelenler bunlar
    finduilas bunu beğendi.

  7. #47
    Doktora
    Üyelik Tarihi
    10-2015
    Mesaj
    338
    @pd&r

    Size iyi gelen şeylerin -çoğunluğunun- işinizle alakası olmadığının da farkındasınızdır umarım hocam. Biz de tam bundan bahsediyoruz zaten. İş tanımı olmayan bir meslek ya da her işi yapan bir meslek olmayı içselleştirmiş gibisiniz. Ben o noktaya gelemedim mesela. Yaptığınız şeyleri yaparak çoğu kişi mutlu olacaktır lakin bu şeyler mutluluğun kendisi mi yoksa bizim bu iş ortamındaki yılgınlığımıza örttüğümüz örtünün kendisi mi olacak? Muhtemelen alandaşız, bu durum bastırma ve ödünlemeyi hayatınıza güzel entegre ettiğinizi gösteriyor. Üniversite çevresi de çok önemli: Her bölgenin öğrencisi, hocası hatta araştırma görevlisi bile farklı farklı. Ben ODTÜ'deki arkadaşlarımla mutlu olabileceğimi düşünmüyorum mesela ama bu Erzurum Atatürk'te mutlu olmayacağım anlamına da gelmiyor. Kendi fakültemde sadece Bölüm Başkanı'mın değişmesi bile yönetim ve bakış anlamında nerdeyse 180 derece fark yarattı. Bu gibi etmenler de önemli. Ben, beni mutlu eden şeyi mi yapmak istiyorum yoksa bu tükenmişlik ortamından kaçmak mı? Bilmiyorum. Tavsiyelerinize ek olarak benzer bir öneri de ben bulunayım: Akademi dışından (mümkünse memur da olmayan) bir arkadaş ya da arkadaş çevresi edinmek.

  8. #48
    Akademik Forum
    Misafir
    Mutsuzluk acaba beklentilerin çok yüksek olmasından mı kaynaklanıyor? İş tanımı olmayan bir meslek? Arş. gör. lük bir meslek midir yoksa akademisyenlikte bir aşama mıdır? Şu an hocayım ama geçmişte arş. gör. olduğum yılları düşündüğümde mutsuz olmadığımı hatırlıyorum. "Yaptığınız şeyleri yaparak çoğu kişi mutlu olacaktır lakin bu şeyler mutluluğun kendisi mi yoksa bizim bu iş ortamındaki yılgınlığımıza örttüğümüz örtünün kendisi mi olacak?" demişsiniz. Hayat sadece iş yaşamından mı ibaret? Hayatı işe indirgemek ne kadar doğru? Doğru akademisyenlik 8-5 mesaisiyle yapılmıyor. Ancak fakülte sadece bir iş yeridir. Alanınızdaki çalışmalarınızı tezinizi vs. fakülte dışında istediğiniz gibi sürdürebilirsiniz. Evet bürokratik işleri evrak işleri hepimiz yapıyoruz. Hoca olmamıza rağmen. Bunlar da işin bir parçası. Bunları biz yapmazsak yapacak başkası yok çünkü. Benim tavsiyem, yapılması gereken yükümlülükleri yerine getirdikten sonra eğer ortam çok gerilimli ise kapını kapatıp ilgilenmemek.
    finduilas bunu beğendi.

  9. #49
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    03-2015
    Mesaj
    10
    Türkiye'de mutlu olmak çok zor artık sadece akademi çevresinde değil.Kiminle karşılaşırsam halinden memnun değil özel sektör,kamu herkes de bir durumdan şikayet hali var .
    Ama aslında mutluluk çok kısa bir an uzun sürmesi imkansız.Aynen mutsuzluk gibi.Hem bugün bizi mutlu eden bir olay yarin etmeyebilir.Onun için mutlu olmayı istemeyi bırakmalıyız.En azından ben bıraktım. Geleceği ve geçmişi daha az düşünüp ana odaklanmak en iyisi.
    Yaşıyorsak herşey için ümit vardır.

  10. #50
    Araştırma Görevlisi
    Üyelik Tarihi
    11-2012
    Mesaj
    713
    Alıntı Akademik Forum Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Mutsuzluk acaba beklentilerin çok yüksek olmasından mı kaynaklanıyor? İş tanımı olmayan bir meslek? Arş. gör. lük bir meslek midir yoksa akademisyenlikte bir aşama mıdır? Şu an hocayım ama geçmişte arş. gör. olduğum yılları düşündüğümde mutsuz olmadığımı hatırlıyorum. "Yaptığınız şeyleri yaparak çoğu kişi mutlu olacaktır lakin bu şeyler mutluluğun kendisi mi yoksa bizim bu iş ortamındaki yılgınlığımıza örttüğümüz örtünün kendisi mi olacak?" demişsiniz. Hayat sadece iş yaşamından mı ibaret? Hayatı işe indirgemek ne kadar doğru? Doğru akademisyenlik 8-5 mesaisiyle yapılmıyor. Ancak fakülte sadece bir iş yeridir. Alanınızdaki çalışmalarınızı tezinizi vs. fakülte dışında istediğiniz gibi sürdürebilirsiniz. Evet bürokratik işleri evrak işleri hepimiz yapıyoruz. Hoca olmamıza rağmen. Bunlar da işin bir parçası. Bunları biz yapmazsak yapacak başkası yok çünkü. Benim tavsiyem, yapılması gereken yükümlülükleri yerine getirdikten sonra eğer ortam çok gerilimli ise kapını kapatıp ilgilenmemek.
    Sayın hocam,

    Sanıyorum yorumların tamamını okumadınız ya da gözünüzden kaçtı. Bizlerin sıkıntısı bu işleri yapmak değil. Bu işleri sürekli olarak biz yapıyoruz. Mesela, bölümdeki bütün uygulamaları ben yaptırabilirim, hiç de gocunmam. Ama tutup da saçma sapan benimle ilgisi olmayan evrak işlerini de bana yıkmasınlar bir zahmet. Örneğin; ek ders formu... Yahu bunu her hoca kendi dolduracak, imzalayacak, sekretere teslim edecek değil mi ? Bu zincirde bizlerin bir görevi var mı ? Yok. Ama bir şekilde bu zincirin her aşamasına her dönem dahil ediliyoruz. Bölüm 15 hoca olsa...

    Ayrıca, son dediğiniz kısmı yapabilen araştırma görevlisi ne şanslı bir insandır. Kapıyı kapatsanız ne olacak, yine girip iş yıkacaklar. Odada bulamazlarsa telefon edecekler. Ben odama çekiliyorum deme gibi bir lüksümüz mü var ? Yani, en azından bizlerin yok.
    Cashmere bunu beğendi.
    Bir kırmızı gül dalı eğilmiş üstüne...





Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Benzer Konular

  1. Cevap: 5
    Son Mesaj: 14-02-2016, 00:55
  2. Araştırma görevlisi, Öğretim görevlisi vb. Kadrolu mu oldu yoksa Sözleşmeliye devam mı?
    Akademik Personel Atama Kriterleri ve Yönetmelikleri forum içinde, yazan neden_insan
    Cevap: 15
    Son Mesaj: 31-01-2014, 13:26
  3. Cevap: 1
    Son Mesaj: 23-07-2013, 01:16
  4. Cevap: 0
    Son Mesaj: 23-07-2013, 01:10
  5. Cevap: 29
    Son Mesaj: 23-01-2013, 16:27

Bu Konu için Etiketler

Mesaj Yetkileriniz

  • Yeni konu açmaya yetkiniz yok
  • Cevap yazmaya yetkiniz var
  • Eklenti yüklemeye yetkiniz yok
  • Mesajınızı düzeltmeye yetkiniz yok
  •  
Yukarı Git