reklam
+ Konuyu Cevapla
Sayfa 2 - Toplam 52 İlkİlk 123412 ... SonSon
Bulunan 16 den 30 - Toplam 776

35. Madde Senetleri İptali ve Açılan Dava Örnekleri

Akademik Personel ve Özlük Hakları Forumunda 35. Madde Senetleri İptali ve Açılan Dava Örnekleri Konusunu İncelemektesiniz

6 ay 10 gün dil eğitimi aldım. Bir ay kendi üniversitemde çalıştım. 2 aydır 39'la ...

  1. #16
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    07-2012
    Mesaj
    7
    6 ay 10 gün dil eğitimi aldım. Bir ay kendi üniversitemde çalıştım. 2 aydır 39'la görevlendirildim.

  2. #17
    Yardımcı Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    11-2011
    Mesaj
    1.409
    Alıntı evreka Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    6 ay 10 gün dil eğitimi aldım. Bir ay kendi üniversitemde çalıştım. 2 aydır 39'la görevlendirildim.
    O halde 3 ay daha çalışırsanız senet'den muaf olabilirsiniz. Yani 35 ile göreve başlamadığınız sürece sorun yok. Madem istifa etmek istiyorsunuz biraz daha bekleyin senet ödemeden gidin.

  3. #18
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    07-2012
    Mesaj
    7
    Alıntı _EMİR_ Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    O halde 3 ay daha çalışırsanız senet'den muaf olabilirsiniz. Yani 35 ile göreve başlamadığınız sürece sorun yok. Madem istifa etmek istiyorsunuz biraz daha bekleyin senet ödemeden gidin.
    teşekkürler yanıtınız için. 39. maddeyle görevlendirildiğim sürenin ben zorunlu hizmetten düşüldüğünü bilmiyordum.
    _EMİR_ bunu beğendi.

  4. #19
    Yardımcı Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    11-2011
    Mesaj
    1.409
    Alıntı evreka Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    teşekkürler yanıtınız için. 39. maddeyle görevlendirildiğim sürenin ben zorunlu hizmetten düşüldüğünü bilmiyordum.
    39. Madde aslında bir görevlendirme değildir. Sadece araştırma iznidir. Bu sürede sadece derslere girer çıkarsınız. Kimse size görev veremez.

    - - - Güncellendi - - -

    Araştırma Görevlisi; üniversitelerde bilimsel araştırma yapan, eğitim-öğretime yardımcı olan, akademik çalışmalar yaparak aldığı doktor veya doçentlik gibi ünvanlarla öğretim üyeliğine yükselebilen akademik kadronun en altındaki bilim çalışanıdır. 1992’lerden bu yana kurulan yeni üniversitelerde birçok Araştırma Görevlisi görev almaktadır.

    Ancak her üniversite her alanda lisansüstü eğitim verecek yetişmiş öğretim üyesi kadrosuna sahip olamadığı için, Araştırma Görevlileri bu imkâna sahip üniversitelere gidip, yüksek lisans ve doktora eğitimi yapmak zahmetiyle karşı karşıyadırlar. Lisansüstü eğitim, bir taraftan insana akademik yükselme imkânı sağladığı için bir hak olarak görülmekteyken, öte taraftan da Araştırma Görevlisinin asıl görevi lisansüstü eğitim yaparak öğretim üyeliğine yükselme olduğu için bu açıdan da bir görev olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Ülkemizin eski (geleneksel) tip yöneticileri genelde hak olarak görülen bir şeyi alt kadrodan birine pek severek vermek istemezler ama görev olarak görülen bir şeyi de çekinmeden alt kadroya yüklemekten kaçınmazlar. Bu yüzden bir hak olarak gördükleri lisansüstü eğitimi Araştırma Görevlilerine adeta zorlanarak ve lütuf eseri olarak bahşederlerken; hukuken uygulama imkânı olmadığı birçok yargı kararıyla tespit edilen “mecburi hizmet yükümlülüğünü” de 35. Madde kapsamında lisansüstü eğitim yapan Araştırma Görevlilerinin sırtına severek bir görev olarak yüklemektedirler.

    Bu bağlamda yeni olan kendi üniversitesinde lisansüstü eğitim imkânı olmayan Araştırma Görevlileri bir başka üniversiteye lisansüstü eğitim yapmak için görevlendirilmektedirler. Araştırma Görevlileri bu eğitimleri sırasında yapacakları kamu hizmeti karşılığı gittikleri üniversiteden maaşlarını almaktadırlar. Ancak bu şekilde görevlendirilen Araştırma Görevlileri, 2547 sayılı yasanın 35/3. maddesi ve “Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmeliğin” 4/4. maddesi uyarınca mecburi hizmet yükümlülüğü altına sokulmakta ve taahhüt-kefalet senedi imzalamak zorunda bırakılmaktadırlar.

    Hâlbuki tüm kamu çalışanlarının temel yasası hükmünde olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek-35. maddesiyle yurtiçi görevlendirmelerde böyle bir mecburi hizmetin söz konusu olmadığının altı çizilmektedir. Ayrıca yasa maddesi kamu çalışanına böyle bir yükümlülüğün kaldırılması için idareye başvurma hakkı ve idareye de bu yükümlülüğü ve bundan doğan tazminat borçlarını herhangi bir işleme gerek duymaksızın kaldırma görevini vermiştir. Üniversitelerdeki mecburi hizmet uygulaması, temel yasa olan 657 sayılı DMK’nun ilgili hükmüne aykırı olarak, yönetmelik düzeyindeki maddelere dayandırılmaktadır. Oysa hukuk usulünün temel prensiplerine göre hiçbir yönetmelik maddesi kanun maddesine aykırı olmamalıdır.

    Maalesef gerek maksadı aşan şekilde elindeki personeli kaçırmama düşüncesi gerekse keyfi olarak kamu çalışanını engelleme hevesi ile üniversite yönetimleri, başta anayasanın angarya yasağı ile eğitim ve çalışma hürriyetini garanti altına alan maddelerine; 657 sayılı DMK ek-35. maddesine; yargı mercilerinin karar ve içtihatlarına; Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının 11.07.2011 tarih ve 12387 sayılı ile 25.08.2011 tarih ve 17013 sayılı yazılarıyla Danıştay’ın bu konuda Araştırma Görevlileri lehinde yaptığı içtihatlara iştirak ettiğini YÖK’e bildirdiği görüş yazısına; ILO sözleşmelerine ve kamu yararına aykırı davranmakta ısrar etmektedirler.

    Örnek olarak üst idari yargı merciinin (Danıştay’ın) verdiği bu yöndeki içtihat kararı şöyledir: “657 sayılı Devlet Memurları Kanunun ek-35. maddesiyle getirilen düzenlemeyle kamu kurum ve kuruluşları tarafından yurtiçinde okutulan öğrencilerle ilgili olarak 2547 sayılı yasanın 35/3. maddesinin ve Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmeliğin 4/4.maddesinin mecburi hizmet yükümlülüğü ve tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümlerinin uygulama olanağının kalmadığı anlaşılmıştır.” (Danıştay 8. Daire Karar No:2007/2699) Aşağıda bir ülkenin beyni sayılan Araştırma Görevlilerine nasıl bir hukuksuzlukla “Mecburi Hizmet” anlayışının uygulandığı ve ortaya çıkan diğer hukuksuzluklar maddeler halinde verilmektedir.

    1. Araştırma Görevlileri, 1998’den beridir üniversitelerinde lisansüstü eğitim imkânı bulamayınca kendi başlarına diğer üniversitelerdeki lisansüstü eğitime doğrudan başvuramamaktadır. Hâlbuki durumu uygun herhangi biri dilediği üniversiteye lisansüstü eğitim için başvurabilmektedir. Asıl görevi lisansüstü eğitim yapmak olan Araştırma Görevlileri ise bu özgürlükten mahrum bırakılmaktadırlar. Hala daha enstitüler Araştırma Görevlilerinden, herhangi bir üniversitede çalışmadıklarını taahhüt etmelerini ve aksi ispatlanırsa lisansüstü eğitim haklarından vazgeçeceklerini yazılı olarak beyan etmelerini istemektedir. Araştırma Görevlileri, o tarihten beridir YÖK’ün merkeziyetçi ve tek elden kontrolcü tutumundan kaynaklanan çeşitli tarih ve sayılı yazılarıyla 35.Madde, ÜNİP veya ÖYP’ye mahkûm edilmektedirler.

    2. Araştırma Görevlileri kişisel çabalarıyla bu engeli aşıp başvuruda bulunsalar dahi üniversiteler mülakat sistemini kullanarak adam kayırmacılık yaparak engellenebilmektedirler.

    3. Bu yüzden lisansüstü eğitime başlayamayan Araştırma Görevlileri lisansüstü eğitime başlamadıkları için hem işten atılma tehdidi altında kalmakta hem de asıl görevleri dışında, memur ve hizmetlilerin görev alanına giren ama kendileri için angarya olan fuzuli işlerle uğraştırılmaktadırlar.

    4. 35. Madde ile görevlendirmeyi kabul eden Araştırma Görevlileri; sivil kurumlar olan üniversiteler tarafından, 28 Şubat sürecinden beridir tıpkı askeri liseler ve harp okullarında olduğu gibi rektörlüklerce üstün kamu gücü kullanarak şartları tek taraflı olarak hazırlanan ağır, haksız ve ölçüsüz kefalet ve taahhüt senedi imzalamak zorunda bırakılmaktadır. Başarısızlık durumunda ya da başka bir üniversiteye/kamu kuruluşuna (istifa ederek veya müstafi sayılarak) geçişte bile yüklü ve haksız tazminat davalarıyla karşı karşıya bırakılmaktadırlar. Araştırma Görevlilerinin lisansüstü eğitimleri sırasında yürüttükleri kamu görevi (danışmanlık, gözetmenlik, sınav hazırlama-uygulama-değerlendirme, derse girme, laboratuarda uygulama yaptırma, akademik ve sosyal etkinliklerde görev alma vb.) karşılığı aldıkları maaşlar dahi faizleriyle ve fahiş katlarıyla geri alınmaya çalışılmaktadır. Bu arada kefalet senedine kefil olanlarda aynı gaddar ve hukuksuz tutumdan nasibini almaktadırlar. Çoğu Araştırma Görevlisinin ailesi dağılmakta, psikolojik, sosyal ve ekonomik olarak çökertilmektedirler. Bu senetleri imzalamayan Araştırma Görevlileri lisansüstü eğitime gönderilmemekte ve iş hayatlarını asıl görev amaçlarının dışında angarya ve fuzuli işlerle vakitleri geçirtilerek, akademik eğitimleri ve yükselmeleri engellenmektedir.

    5. Lisansüstü eğitime gönderilenler başarısız olurlarsa ki bu da eğitimin doğasında vardır, derhal işten atılarak yüklü senet ve tazminat borçları altına sokularak hayatları karartılmaktadır.

    6. Hâlbuki kendi üniversitesinde lisansüstü eğitim yapma imkânı bulan Araştırma Görevlileri veya bireysel çabalarla başka üniversitelerde lisansüstü eğitim yapma imkânı bulan, Okutmanlar, Öğretim görevlileri ve Uzmanlar bu tür uygulamaların hiç birine muhatap olmamaktadırlar. Başarısızlık durumunda ya da başarılı olup da başka bir üniversiteye/kamu kuruluşuna geçmek isteyenler ya muvafakatle veya istifa yoluyla diledikleri kuruma geçebilmek imkânına sahiptirler. Aynı kadroda görev yapan insanlar arasında oluşturulan bu ayırımcılık ve adeta birilerini kurban seçme işleminin hiçbir vicdana ve insafa sığmadığı açıktır.

    7. Lisansüstü eğitimde başarılı olanlar kendi üniversitelerine döndüklerinde eğitimleri gereği hak ettikleri bir üst kadro olan yardımcı doçentliğe atanmamakta, ataması çeşitli bahanelerle geciktirilmekte ve Araştırma Görevlisi kadrosunda angarya işlerle uğraştırılıp akademik yükselmeleri engellenmektedir.

    8. Her türlü maddi ve manevi zorluğa rağmen üniversitesinden, evinden ve ailesinden kopup yeni bir üniversiteye 35. madde kapsamında gidip orada yeni bir çevreye, farklı bir ortama adapte olma, kendini kabul ettirme veya kabul görme gibi çeşit türlü meşakkatle lisansüstü eğitimini tamamlayıp asıl üniversitelerine dönen Araştırma Görevlilerine üniversite yönetimleri hak ettikleri üst kadroyu öncelikle vermeleri gerekirken, maalesef üniversitlerimiz bu konuda da sınıfta kalmıştır. 35. madde kapsamında olan Doktor ünvanlı Araştırma Görevlileri çeşit türlü bahanelerle yıllarca bekletilmekte ve hatta onların öğrencisi durumundakiler ise hızlıca üst kadroya atanmaktadırlar.

    Oysa kendi üniversitelerinde lisansüstü eğitim olanağı bulan yaşıtlarına göre onca maddi-manevi sıkıntıya göğüs gerip 35. madde kapsamında lisansüstü eğitimini tamamlayanlara öncelik verilerek üst kadroya atanmaları gerekmektedir. Bu konuda olumsuz tavır takınan üniversite yönetimleri, Doktor Araştırma Görevlilerine adeta neden bu ülkede akademik çalışma yapıp, doktor olup doçent olup canımızı sıkıyorsunuz demektedir. Hak ettiği üst kadroya atanmayan, bulunduğu üniversitedeki akademik-ekonomik-sosyal imkânsızlıklardan veya başta ailevi nedenler (eş durumu, çocukların eğitimi) gibi başkaca sebeplerden dolayı başka üniversitelerde arayışa giren ve Yardımcı Doçentlik kadrosu bulan Doktor Araştırma Görevlilerine muvafakat verilmemekte, evrakları sümen altı edilmekte, işlemleri sürüncemeye bırakılmakta, bezdiri-yıldırı (mobbing) uygulanmakta, zamanları boşa harcanmaktadır.

    Emsal yaştaki arkadaşları profesör, dekan rektör olurken kendileri “Araştırma Görevlisi Doktor” veya “Araştırma Görevlisi Doçent Doktor” olarak yıllarca bekletilen nice akademisyen mevcuttur. Sonuçta Araştırma Görevlilerinin muvafakat talepleri ve üniversitelerce var olduğu ileri sürülen Araştırma Görevlilerinin mecburi hizmetlerinin nakil talepleri ret edilerek eğitimlerinin ve kadrolarının gereği olan akademik yükselmeleri hukuksuzca engellenmektedir. En azından şu anda bile iki ayrı üniversitede mecburi hizmet kıskacında tutularak evli ve resmi nikahlı karı-koca Araştırma Görevlilerinin bir ilde, bir üniversitede bir araya gelmelerini muvafakat vermeyerek engelleyen ve anayasal garanti altında olan aile bütünlüğüne de ciddi zarar veren üniversitelerin var olması insanın vicdanını sızlatmaktadır.

    Hâlbuki madem üniversitelerce ve YÖK’ce mecburi hizmet vardır ve kişinin özgürce çalışmak istediği ve daha verimli olacağını düşündüğü yere muvafakatinin verilmesi idare hukukuna, Türkiyenin de altında imzası olan ILO sözleşmelerinin 29 ve 105 numaralı maddelerine ve iş gören haklarına uygundur, kamu yararı da bu yöndedir; basit bir muvafakat onayı ve mecburi hizmet nakli yapılsa, bütün bu karmaşa çözülecek ve bu hukuksuzluk ortadan kalkacaktır. Böylece akademisyenlerin, rektörlüklerin ve mahkemelerin zamanları boş yere harcanmamış olacak ve ülke zarara uğratılmaktan kurtulacaktır.

    9. Yukarıda sayılan nedenlerle veya başkaca sebeplerden üniversitesinden istifa eden, müstafi sayılan ya da hiç üniversitesine dönmeyip başka üniversite/kamu kuruluşunda görev alan Doktor Araştırma Görevlileri hakkında haksız ve fahiş miktarlarda çok yüklü tazminat davaları açılmakta ve ülkenin öz kaynaklarıyla yetiştirilen önemli bir beyin gücü bu hukuksuz ve gaddar uygulamalarla ezilerek, bunun yanı sıra zaten haddinden fazla iş yükü olan yargı erki de fuzuli olarak meşgul edilerek ülke kaynakları israf edilmektedir.

    10. Kimi Doktor Araştırma Görevlileri de çeşitli kademelerde bürokrat ve siyasileri devreye koyarak bu hukuk dışı uygulamalardan direkt kurtulmakta ve diledikleri üniversiteye sorunsuz geçebilmektedirler. Her ne kadar bir ülkemiz gerçeği olan bu davranışları, akademisyenlerin mecburiyet karşısında sergiledikleri düşünülse de bu konunun da ciddi bir ayırımcılığa neden olduğu açıktır. Yukarıda maddeler halinde anlatılan uygulamaların her biri ayrı bir hukuksuzluk örneğidir. Hem anayasamızın angarya yasağı başta olmak üzere temel hükümlerine; hem kişi haklarına; hem de ilgili yasaların ilgili hükümlerine (657 DMK Ek35.madde); kısaca yürürlükteki mevzuata açıkça aykırılık teşkil etmektedirler.

    Aşağıda da verilen onlarca yerel mahkeme kararına ve üst mahkeme içtihatlarına ayrıca Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının YÖK’e konuyla ilgili gönderdiği görüş yazısına rağmen; üniversiteler mecburi hizmet, taahhüt-kefalet senedi imzalattırma ve anlaşmazlık durumunda haksız, fahiş ve yüklü tazminat uygulamasıyla kıskaca aldıkları Doktor Araştırma Görevlilerini süründürmekte, yıldırmakta, enerjilerini tüketmekte ve onları, ailevi, sosyal ve ekonomik bunalımlara sokmakta ve akademik hayatlarını sonlandırmaktadırlar. Hem Rektörlükler hem mahkemeler hem de akademisyenler bu hukuk dışı uygulamalarla meşgul edilerek ülke kaynakları boş yere heder edilmektedir.

    Son 3 kez çıkarılan af yasalarında Araştırma Görevlilerinin lisansüstü eğitimleriyle ilgili olarak uygulanan mecburi hizmet ve taahhüt-kefalet senedi kaynaklı tazminatlara devletçe kanunla af getirilmesi, hükümetlerin de bu zulmün farkında olduğunu göstermektedir. Aslında Araştırma Görevlisinin idareyle izin, maaş, geliştirme ödeneği gibi sorunlar yaşamadan, kadrosuyla lisansüstü eğitim göreceği yere naklini ve böylece öğretim üyeliğine yükselebilmesi için uygulamaya konan 2547 sayılı yasanın 35. maddesi; 1998 yılından beridir yönetmelik düzeyinde uygulamalarla amacından saptırılarak tıpkı askeri liseler ve harp okullarında olduğu gibi tazminat sonucunu doğuran zorunlu hizmet yükleme ve zorunlu taahhüt-kefalet senedi imzalattırma ve de sonuçta tazminat ödettirme şekline dönüştürülmüştür.

    Tüm bu hukuksuz, fahiş ve maksadı aşan uygulamalar göz önüne alındığında, ülkemizde hala daha eğitim ve çalışma özgürlüğü, kurumsallaşma, toplumsal demokrasi, evrensel hukuk ilkeleri, hukukun üstünlüğü, Avrupa Birliği normları, yasallık, şeffaflık ve kişi hakları yönünden ne kadar çok daha fazla çalışılması gerektiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak talebimiz: Devletimizden, Hükümetimizden, Yüksek Öğretim Kurulu’ndan, Üniversite Yönetimlerinden; 35. Madde ile lisansüstü eğitim gören Araştırma Görevlileri olarak bizlerin ülkemiz için çalışmak ve üretmek istediğimizi, hatta hukuksuz olduğunu bildiğimiz halde mecburi hizmetten kaçmadığımızı, ancak yukarıda belirttiğimiz gibi YÖK ve üniversite yönetimlerinin mecburi hizmet yükümlülüğünü istismar ederek ve ayırımcılık yaparak akademik yükselmemizi ve kendimizce daha verimli olacağımıza inandığımız üniversitelere geçişlerimizi keyfi olarak engellenmelerine karşı olduğumuzu bilmelerini isteriz.

    İlgililerden hem kamu düzeni hem de kamu yararı gereği bu konuya eğilmelerini, bu haksız ve zaten hukuken batıl olan mecburi hizmet uygulamasını acilen kaldırmalarını, hukuk tanımaz keyfi tutumla ve kulaktan dolma bilgilerle Araştırma Görevlilerinin akademik hayatlarını darbeleyen uygulamalarla ülke kaynaklarını boşa harcayanları ciddi şekilde uyarmalarını beklemekteyiz.

    En azından çıkacak bir torba yasa içinde, bu hukuksuz mecburi hizmetten kaynaklanan tazminat yükümlülüklerinin yeniden ve süresiz affedilmesi için ya da böyle bir af çıkarılmayacaksa bile mecburi hizmet yükümlülüğünün muvafakat veya istifa yoluyla geçilen kamu kurumlarına naklini kolaylaştırması, serbest bırakması hatta otomatikleştirmesi için birer vatandaş olarak TBMM’den, hükümetimizden, tüm siyasi partilerden, milletin vekillerinden ve bürokratlardan çalışma beklemekteyiz. Saygılarımızla…

    İMZA: 35. Madde Kapsamında Lisansüstü Eğitim Yapan ve Hukuksuz Bir Mecburi Hizmet Uygulamasının Kıskacında Akademik Hayatları Darbelenen Araştırma Görevlileri.

    İMZA: 35. Madde Kapsamında Lisansüstü Eğitim Yapan ve Hukuksuz Bir Mecburi Hizmet Uygulamasının Kıskacında Akademik Hayatları Darbelenen Araştırma Görevlileri.

    Yurtiçi Görevlendirmelerde Mecburi Hizmetin Olmadığına Dair Yargı Karar ve İçtihatları

    a) 1.Danıştay 8.Daire 13.02.2009 tarihli E.2008/7120, K.2009/1050 kararı.

    2.Danıştay 8.Daire 10.10.2008 tarihli E.2007/1869, K.2008/6016 kararı.

    3.Danıştay 8.Daire 07.05.2007 tarihli E.2006/5230, K.2007/2699 kararı.

    4.Danıştay 8.Daire 10.10.2007 tarihli E.2006/4441, K.2007/5224 kararı.

    .Danıştay 8.Daire 14.02.2006 tarihli E.2004/6052, K.2006/587 kararı.

    6.Danıştay 5.Daire 20.12.2000 tarihli E.2000/5982, K.2000/3561 kararı.

    b) 1.Tokat İdare Mah. 13.12.2011 tarihli E.2011/742, K.2011/87 kararı.

    2.Antalya 3. İdare Mah. 30.11.2011 tarihli E.2011/1416 kararı.

    3.Rize İdare Mah. 18.11.2011 tarihli E.2011/500, K.2011/616 kararı.

    4.Erzurum 2.İdare Mah. 28.06.2011 tarihli E.2011/822 kararı.

    5.Konya İdare Mah. 20.04.2011 tarihli E.2010/1892, K.2011/635 kararı.

    6.Eskişehir İdare Mah. 14.10.2010 tarihli E.2010/368, K.2010/707 kararı.

    7.Erzurum İdare Mah. 17.12.2009 tarihli E.2009/677, K.2009/1551 kararı.

    8.Aksaray İdare Mah. 24.11.2009 tarihli E.2009/443, K.2009/848 kararı.

    9.Aksaray İdare Mah. 30.10.2008 tarihli E.2008/369, K.2008/1609 kararı.

    10.Konya İdare Mah. 13.07.2006 tarihli E.2006/1006, K.2006/1766 kararı.

    11.Aydın İdare Mah. ………. …..tarihli E.2004/1115, K.2005/1154 kararı.

    12.Sivas İdare Mah. 16.12.2003 tarihli E.2003/473, K.2003/1264 kararı.

    13.Sivas İdare Mah. 10.06.2003 tarihli E.10.06.2003, K.2003/533 kararı.

    14.Eskişehir İdare Mah. 12.03.2003 tarihli K.2003/214 kararı.

    15.Aydın 1.İdare Mah. 18.11.2002 tarihli E.2002/265, K.2002/473 kararı

    16.Manisa İdare Mah. 12.03.2002 tarihli E.2002/448, K.2003/214 kararı.

    c) 1.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/18-553 K.2008/563

    2.Yargıtay 15.Hukuk Dairesi 16.01.2003 tarihli E.2002/5025 K.2003/203 kararı.

    3.Yargıtay 18.Hukuk Dairesi 13.12.2005 tarihli E.2005/5785 K.11084 kararı.

    d) 1.Denizli 2.Asliye Hukuk Mah. 04.06.2010 tarihli E.2009/166 K.2010/216 kararı.

    2.Ankara 27.Asliye Hukuk Mah. 27.02.2002 tarihli K.2002/122 kararı (16.01.2003 tarihli Yargıtayın E.2000/583 kararı ile onaylandı). e) Başbakanlık Devlet Personel Başk.’nın 11.07.2011 tarih ve 12387 sayılı ile 25.08.2011 tarih ve 17013 sayılı görüş yazısı.


    Kamudanhaber
    Son düzenleyen _EMİR_, 17-12-2014 saat 23:03.
    kaamos bunu beğendi.

  5. #20
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    09-2013
    Mesaj
    18
    Merhabalar
    Benim de ÖYP'li bir arkadaşım dil eğitiminden döndü ve yeterli puanı aldı fakat eylülde açılan ÖYP lisansüstü ek kontenjanlarını kaçırdığından tercih yapmadı ve ÖYP yönetmeliği gereği yüksek lisansa başlamadığı için atıldı ve imzaladığı senedi de ödemek zorunda. Zorunlu hizmetinin de 2 ayını yapmıştı sadece. O da dava açsa kazanabilir mi? Ne yapabiliriz?
    Teşekkürler..

  6. #21
    Yardımcı Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    11-2011
    Mesaj
    1.409
    Alıntı hi-cazkar Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Merhabalar
    Benim de ÖYP'li bir arkadaşım dil eğitiminden döndü ve yeterli puanı aldı fakat eylülde açılan ÖYP lisansüstü ek kontenjanlarını kaçırdığından tercih yapmadı ve ÖYP yönetmeliği gereği yüksek lisansa başlamadığı için atıldı ve imzaladığı senedi de ödemek zorunda. Zorunlu hizmetinin de 2 ayını yapmıştı sadece. O da dava açsa kazanabilir mi? Ne yapabiliriz?
    Teşekkürler..
    Ek kontenjanları kaçırmasının mantıklı bir sebebi var mı? Bu çok önemli. Bir de üniversite neyi tam olarak dayanak gösterdi atmak için. Dava süresini geçirmediyse bence dava açmasında fayda var.
    Son düzenleyen _EMİR_, 18-12-2014 saat 01:50.

  7. #22
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    09-2013
    Mesaj
    18
    Alıntı _EMİR_ Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Ek kontenjanları kaçırmasının mantıklı bir sebebi var mı? Bu çok önemli. Bir de üniversiteye neyi tam olarak dayanak gösterdi atmak için. Dava süresini geçirmediyse bence dava açmasında fayda var.
    Aslında mantıklı gerekçesi yok biraz onun dikkatsizliğinden oldu. Yönetmelik gereği dilden 65i alıp da ilk açılan lisansüstü kontenjanlarına başlamayınca atılıyorsunuz ÖYP'de bu yüzden atıldı.

  8. #23
    Yardımcı Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    11-2011
    Mesaj
    1.409
    Alıntı hi-cazkar Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Aslında mantıklı gerekçesi yok biraz onun dikkatsizliğinden oldu. Yönetmelik gereği dilden 65i alıp da ilk açılan lisansüstü kontenjanlarına başlamayınca atılıyorsunuz ÖYP'de bu yüzden atıldı.
    Ben de kısmen böyle olduğunu düşünüyorum. Bunun için atılması normal ancak dava açarsa dili geçmesinden dolayı yüksek lisansa başlama süresini çok az bir farkla kaçırdığından mahkeme lehine karar verebilir. Dava açmasında yarar var.

  9. #24
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    11-2013
    Mesaj
    28
    Merhaba
    Öncelikle böyle bir başlığın açılmasına gercekten çok sevindim.
    Bana senedi 35. Maddeyle görevlendirmem çıkmadan imzalattılar. 39. Maddeyle görevlendirildiğim gün. 5ay sonra da 35.madde görevlendirmem çıktı.
    O zaman neyin ne olduğunu tam bilmiyordum fakat çevremdeki herkesin 35.madde çıktıktan sonra senet imzaladığını gördüm.
    Böyle bir örnekle karşılaştınız mı acaba?
    Dava açtığım taktirde senet iptal olabilir mi?

  10. #25
    Yardımcı Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    11-2011
    Mesaj
    1.409
    Alıntı asyasyaa Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Merhaba
    Öncelikle böyle bir başlığın açılmasına gercekten çok sevindim.
    Bana senedi 35. Maddeyle görevlendirmem çıkmadan imzalattılar. 39. Maddeyle görevlendirildiğim gün. 5ay sonra da 35.madde görevlendirmem çıktı.
    O zaman neyin ne olduğunu tam bilmiyordum fakat çevremdeki herkesin 35.madde çıktıktan sonra senet imzaladığını gördüm.
    Böyle bir örnekle karşılaştınız mı acaba?
    Dava açtığım taktirde senet iptal olabilir mi?
    Size 39. madde için senet imzalatmış da olabilirler. Siz 35 için senet imzaladınız mı peki?

    - - - Güncellendi - - -

    Arkadaşlar şimdi avukatla tekrar görüştüm bize Görevlendirmesi çıkmış fakat henüz senet imzalamamış senet imzalama aşamasında biri lazım. Görevlendirileceği üniversite aynı ya da yakın bir şehirde olabilen bir arkadaş da olabilir. Amacımız seneti imzalamamak için dava açmak. Bunu yapabilirsek çok daha kolay olur işimiz. Diğer senet imzalayan arkadaşların senetlerinin iptal edilmesinde de bize emsal karar olur. İşimiz kolaylaşır.

    - - - Güncellendi - - -

    Arkadaşlar kimse yok mu bu durumda olan?
    Son düzenleyen _EMİR_, 18-12-2014 saat 15:55.
    csaltundag bunu beğendi.

  11. #26
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    11-2013
    Mesaj
    28
    Hayır Hocam 35.madde için 5 yıl üzerinden hesaplandı (doktora icin görevlendirildim) 300 küsür milyar...
    Alıntı _EMİR_ Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Size 39. madde için senet imzalatmış da olabilirler. Siz 35 için senet imzaladınız mı peki?

    - - - Güncellendi - - -

    Arkadaşlar şimdi avukatla tekrar görüştüm bize Görevlendirmesi çıkmış fakat henüz senet imzalamamış senet imzalama aşamasında biri lazım. Görevlendirileceği üniversite aynı ya da yakın bir şehirde olabilen bir arkadaş da olabilir. Amacımız seneti imzalamamak için dava açmak. Bunu yapabilirsek çok daha kolay olur işimiz. Diğer senet imzalayan arkadaşların senetlerinin iptal edilmesinde de bize emsal karar olur. İşimiz kolaylaşır.

    - - - Güncellendi - - -

    Arkadaşlar kimse yok mu bu durumda olan?

  12. #27
    Akademik Forum
    Misafir
    Alıntı _EMİR_ Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Size 39. madde için senet imzalatmış da olabilirler. Siz 35 için senet imzaladınız mı peki?

    - - - Güncellendi - - -

    Arkadaşlar şimdi avukatla tekrar görüştüm bize Görevlendirmesi çıkmış fakat henüz senet imzalamamış senet imzalama aşamasında biri lazım. Görevlendirileceği üniversite aynı ya da yakın bir şehirde olabilen bir arkadaş da olabilir. Amacımız seneti imzalamamak için dava açmak. Bunu yapabilirsek çok daha kolay olur işimiz. Diğer senet imzalayan arkadaşların senetlerinin iptal edilmesinde de bize emsal karar olur. İşimiz kolaylaşır.

    - - - Güncellendi - - -

    Arkadaşlar kimse yok mu bu durumda olan?
    İşten atılma durumu felan olmaz mı hocam peki?

  13. #28
    Yardımcı Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    11-2011
    Mesaj
    1.409
    Alıntı Akademik Forum Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    İşten atılma durumu felan olmaz mı hocam peki?
    Yok hocam olmuyor. Farklı fikirler düşünüyoruz. Ona göre açıklama yapacağım.

  14. #29
    Akademik Forum
    Misafir
    Alıntı _EMİR_ Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Yok hocam olmuyor. Farklı fikirler düşünüyoruz. Ona göre açıklama yapacağım.
    Benim 39.madde ile görevlendilme sürem iki ayı geçti.Sanırım yakında 35.madde çıkar

  15. #30
    Yardımcı Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    11-2011
    Mesaj
    1.409
    Alıntı asyasyaa Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Hayır Hocam 35.madde için 5 yıl üzerinden hesaplandı (doktora icin görevlendirildim) 300 küsür milyar...
    Görevlendirme çıkmadan senet imzaladıysanız dava açabilirsiniz. Normalde görevlendirme çıkar senet imzalanır ilişiğiniz kesilir ve ona göre hareket edersiniz eğitiminize başlarsınız. Bu durumda senedi iptal ettirmeniz biraz daha kolay. Bir avukata danışmanızda fayda var.

    - - - Güncellendi - - -

    Alıntı Akademik Forum Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Benim 39.madde ile görevlendirme sürem iki ayı geçti.Sanırım yakında 35.madde çıkar
    35 çıkmadan istifa etmenizde sorun olmaz. 39 ile görevlendirmelerde herhangi bir yasal sorumluluğunuz bulunmuyor.

    - - - Güncellendi - - -

    Arkadaşlar kimse yazmıyor madem ben yazmaya devam ediyim Tekrar görüştük avukatla arkadaşlar. Bütün emsal kararları biliyor ve ayrıca YÖK'ün 35. madde ile İDDK'ya gönderdiği 4 sayfalık metni de okudu işi gayet iyi bilen bir avukat bundan şüpheniz olmasın. Gerekirse kazandığı davaları da örnek olarak gösterebilirim. Kendisine bu senet konusunu ve YÖK'ün 35. madde ile ilgili 2547 sayılı kanunu okuttum ve orada senet olmadığından ve mecburi hizmet ile senet'in ayrı olduğundan bahsetti. Ayrıca YÖK'ün ÖYP yönetmeliğindeki 35. maddeye istinaden Araştırma Görevlilerine imzalattığı senetlerin ilgili yönetmeliğin iptali ile halledilebileceğini ve böylece senet imzalayan ya da imzalamayan tüm Araştırma Görevlilerini rahatlatacağını ve sorunu kökten çözeceğini söyledi. Bunun için de İdare Mahkemesi değil de Danıştay'a açacağımız bir dava ile çok daha iyi olacağını da belirtti. Tabi davayı yürütme durdurma istemiyle açacağız.
    edimvar, kaamos, abush ve 2 diğerleri bunu beğendiler..


       

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Benzer Konular

  1. ÖYP 35. Madde ve 39. Madde Dilekçe Örnekleri
    ÖYP Yönetmelikleri forum içinde, yazan Nazmi
    Cevap: 311
    Son Mesaj: 24-04-2016, 10:20
  2. 35.Madde İptali ve Geri Dönme
    ÖYP Hakkında Genel Bilgiler forum içinde, yazan celik58
    Cevap: 45
    Son Mesaj: 28-05-2015, 15:52
  3. 35. Madde ile atanmada imzalanan Taahhüt ve Kefalet Senedinin İptali
    ÖYP Hakkındaki Sorularınız forum içinde, yazan Osman32
    Cevap: 6
    Son Mesaj: 16-12-2014, 01:04
  4. 35. Madde İle Görevlendirme Talebi İle İlgili Emsal Dava
    ÖYP Lisansüstü Eğitim Üniversiteleri forum içinde, yazan erenyl
    Cevap: 5
    Son Mesaj: 24-09-2013, 18:21
  5. SBS’nin İptali İçin Dava Açıldı
    Genel Güncel Olaylar forum içinde, yazan aDNA
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 17-07-2013, 10:46

Bu Konu için Etiketler

Mesaj Yetkileriniz

  • Yeni konu açmaya yetkiniz yok
  • Cevap yazmaya yetkiniz var
  • Eklenti yüklemeye yetkiniz yok
  • Mesajınızı düzeltmeye yetkiniz yok
  •  
Yukarı Git