reklam

Sonuçları Görüntülenen Anket: geçerliliği var mı?

Oy
42. Sizin bu ankete oy verme yetkiniz yok
  • evet

    26 61,90%
  • hayır

    16 38,10%
+ Konuyu Cevapla
Sayfa 3 - Toplam 5 İlkİlk 12345 SonSon
Bulunan 21 den 30 - Toplam 50
Ağaç Şeklinde Aç5Beğeni

Ales bilimsel geçerliliği

ALES - Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı Forumunda Ales bilimsel geçerliliği Konusunu İncelemektesiniz

mscalevera Demiş ki: ALES 'in (ya da eski adıyla LES'in) nereden geldiğini söyleyeyim sizlere. Herşeyi ...


  1. #21
    Profesör Doktor
    Üyelik Tarihi
    07-2011
    Nerden
    konya
    Mesaj
    1.372
    Alıntı mscalevera Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    ALES'in (ya da eski adıyla LES'in) nereden geldiğini söyleyeyim sizlere. Herşeyi Amerika'dan 'copy & paste' yapan güzel ülkem, bu konuda da yine Amerika'yı kopyalamaya çalıştı. 90'lı yıllarda baktılar ki lisansüstü eğitimin önemi artıyor, başvuru sayıları artıyor, mecburen merkezi bir sınav yapmak gerektiği ortaya çıkınca Amerika'daki GRE sınavı kopyalanmaya çalışıldı. O yıllarda GRE aynen şimdiki ALES gibi kağıt-kalem ile yapılıyor; bir sözel kısım, bir sayısal kısım ve bir de analitik kısımdan (mantık kısmı) oluşuyordu ve tamamen test olarak yapılıyordu. Daha sonra 2000'li yılların başında kağıt-kalem sistemi kaldırıldı, bilgisayarlı sisteme geçildi, mantık kısmı kaldırıldı ve kompozisyon yazma kısmı eklendi (analytical writing; yani analitik düşünme yeteneğini ölçen iki kompozisyon yazma zorunluluğu getirildi). Elektronik mühendisliğinde yüksek lisans yapmak isteyen kişi ile Tarih bölümünde doktora yapmak isteyen kişi de aynı sınava girmek zorundadır. Ve bu hala böyle devam etmektedir. Amerika'da GRE olmadan ilk 100 içerisindeki hiçbir üniversiteye lisansüstü eğitime almazlar isterse 3.95 ortalamanız olsun, isterse mükemmel referanslarınız olsun. Değişik ülkelerden değişik üniversitelerden başvuran öğrencileri merkezi bir ölçümle değerlendirerek adayları kıyaslama yaparlar çünkü her üniversitenin not sistemi, eğitim kalitesi ve not enflasyonu farklıdır. Mülakat yoktur fakat çok dikkatle hazırlanması gereken başvuru paketi vardır ve GRE'nin ne kadar önemli olması gerektiğine her üniversite kendi karar verir. Kimi %20 oranında değerlendirir kimi ise %50. Amerika'da bir de GRE Subject Test denen (sadece 6-7 temel anabilim dalında olan mesela matematik ya da psioloji gibi) ayrı bir alan sınavı vardır ki bunun maliyetinden dolayı diğer anabilim dallarına yapılmasından vazgeçilmiştir. Türkiye'de de yüzlerce değişik anabilim dalı için ayrı ayrı bilim sınavı malesef hiçbir zaman yapılamayacaktır bu çok yüksek maliyetlerden dolayı. Tek merkezi sınav neden en kolay ve en effektif yöntem? Çünkü göreceksiniz bu yaz 4 bin kişi kapasitede açılacak kadrolara en az 50 bin hatta 60 bin kişi başvuracak. Talebin arzdan kat be kat fazla olduğu durumlarda tek bir merkezi sınavdan başka adaletli ve etkili hiçbir yöntem bulunmamaktar ki o yüzden de aynı şekilde üniversite giriş sınavları yakın gelecekte ülkemizde var olmaya hep devam edecektir. ALES'in önemi yadsınamaz ama sanki ülkemizde ALES'e gereğinden fazla önem veriliyor. ALES yetenek sınavıdır, bilgi sınavı değidir, sadece adayın 'intellectual potential' denen potensiyelini ölçer. Akademisyenlik için zeka potensiyelinden daha da önemli olan şey ise çalışkanlıktır. Malesef şu şartlarda (yani 100 belki 150 farklı anabilim dalı ve onbinlerce başvuru şartlarında) akademisyenlik için gereken bilgi ve çalışkanlık seviyesini ölçebilmenin tek makul yolu not ortalamasıdır malesef ki bu konuda da yeterince adaletsizlikler mevcut herkesin bildiği üzere.. Sadece not ortalaması ile bu iş olmaz, sadece ALES ile bu iş olmaz, sadece yabancı dil ile de bu iş olmaz, hepsi aynı oranda gereklidir %33.3 %33.3 ve %33.3 şeklinde.. Madem ki rekabet çok yüksek, herkesin üzerine düşen görev bu sınavlardan en yüksek puanları alabilmek için çok çalışmaktır. Bu da bir çalışkanlık göstergesidir ve akademisyenlik için gereklidir. Nisan'daki yeni yönetmelikte de göreceksiniz YÖK bu hali hazırdaki (%50 ALES, %35 GNO, %15 Dil) alım sistemini değiştirmeyecek, forumlarda fırtınalar koparılsa bile virgülüne bile dokunmayacak çünkü her geçen yıl talep daha da artıyor, kimsenin makalesine, üniversitesinin kalitesine, bilgi seviyesine, yok efendim mülakatına falan bakacak hali yoktur çünkü ülkemizde arz talep dengesi hep çok bozuktur.
    bunun bi resmini çekip sitenin ana sayfasına koymak lazım
    ßĪ¥ØŦĪẔĪҚ

    Senin Hile Ve Yalanlarınla Baş Edemedim, Bu Bana Dert Oldu Önünde Diz Çökmedim Ya, Bu da Sana Dert Olsun !

  2. #22
    Lisansüstü
    Üyelik Tarihi
    03-2012
    Mesaj
    60
    Alıntı mscalevera Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    ALES'in (ya da eski adıyla LES'in) nereden geldiğini söyleyeyim sizlere. Herşeyi Amerika'dan 'copy & paste' yapan güzel ülkem, bu konuda da yine Amerika'yı kopyalamaya çalıştı. 90'lı yıllarda baktılar ki lisansüstü eğitimin önemi artıyor, başvuru sayıları artıyor, mecburen merkezi bir sınav yapmak gerektiği ortaya çıkınca Amerika'daki GRE sınavı kopyalanmaya çalışıldı. O yıllarda GRE aynen şimdiki ALES gibi kağıt-kalem ile yapılıyor; bir sözel kısım, bir sayısal kısım ve bir de analitik kısımdan (mantık kısmı) oluşuyordu ve tamamen test olarak yapılıyordu. Daha sonra 2000'li yılların başında kağıt-kalem sistemi kaldırıldı, bilgisayarlı sisteme geçildi, mantık kısmı kaldırıldı ve kompozisyon yazma kısmı eklendi (analytical writing; yani analitik düşünme yeteneğini ölçen iki kompozisyon yazma zorunluluğu getirildi). Elektronik mühendisliğinde yüksek lisans yapmak isteyen kişi ile Tarih bölümünde doktora yapmak isteyen kişi de aynı sınava girmek zorundadır. Ve bu hala böyle devam etmektedir. Amerika'da GRE olmadan ilk 100 içerisindeki hiçbir üniversiteye lisansüstü eğitime almazlar isterse 3.95 ortalamanız olsun, isterse mükemmel referanslarınız olsun. Değişik ülkelerden değişik üniversitelerden başvuran öğrencileri merkezi bir ölçümle değerlendirerek adayları kıyaslama yaparlar çünkü her üniversitenin not sistemi, eğitim kalitesi ve not enflasyonu farklıdır. Mülakat yoktur fakat çok dikkatle hazırlanması gereken başvuru paketi vardır ve GRE'nin ne kadar önemli olması gerektiğine her üniversite kendi karar verir. Kimi %20 oranında değerlendirir kimi ise %50. Amerika'da bir de GRE Subject Test denen (sadece 6-7 temel anabilim dalında olan mesela matematik ya da psioloji gibi) ayrı bir alan sınavı vardır ki bunun maliyetinden dolayı diğer anabilim dallarına yapılmasından vazgeçilmiştir. Türkiye'de de yüzlerce değişik anabilim dalı için ayrı ayrı bilim sınavı malesef hiçbir zaman yapılamayacaktır bu çok yüksek maliyetlerden dolayı. Tek merkezi sınav neden en kolay ve en effektif yöntem? Çünkü göreceksiniz bu yaz 4 bin kişi kapasitede açılacak kadrolara en az 50 bin hatta 60 bin kişi başvuracak. Talebin arzdan kat be kat fazla olduğu durumlarda tek bir merkezi sınavdan başka adaletli ve etkili hiçbir yöntem bulunmamaktar ki o yüzden de aynı şekilde üniversite giriş sınavları yakın gelecekte ülkemizde var olmaya hep devam edecektir. ALES'in önemi yadsınamaz ama sanki ülkemizde ALES'e gereğinden fazla önem veriliyor. ALES yetenek sınavıdır, bilgi sınavı değidir, sadece adayın 'intellectual potential' denen potensiyelini ölçer. Akademisyenlik için zeka potensiyelinden daha da önemli olan şey ise çalışkanlıktır. Malesef şu şartlarda (yani 100 belki 150 farklı anabilim dalı ve onbinlerce başvuru şartlarında) akademisyenlik için gereken bilgi ve çalışkanlık seviyesini ölçebilmenin tek makul yolu not ortalamasıdır malesef ki bu konuda da yeterince adaletsizlikler mevcut herkesin bildiği üzere.. Sadece not ortalaması ile bu iş olmaz, sadece ALES ile bu iş olmaz, sadece yabancı dil ile de bu iş olmaz, hepsi aynı oranda gereklidir %33.3 %33.3 ve %33.3 şeklinde.. Madem ki rekabet çok yüksek, herkesin üzerine düşen görev bu sınavlardan en yüksek puanları alabilmek için çok çalışmaktır. Bu da bir çalışkanlık göstergesidir ve akademisyenlik için gereklidir. Nisan'daki yeni yönetmelikte de göreceksiniz YÖK bu hali hazırdaki (%50 ALES, %35 GNO, %15 Dil) alım sistemini değiştirmeyecek, forumlarda fırtınalar koparılsa bile virgülüne bile dokunmayacak çünkü her geçen yıl talep daha da artıyor, kimsenin makalesine, üniversitesinin kalitesine, bilgi seviyesine, yok efendim mülakatına falan bakacak hali yoktur çünkü ülkemizde arz talep dengesi hep çok bozuktur.
    çok doğru
    Ayrıca "Bir akademisyen ALES ten yüksek puan almalıdır ." ve iyi seviyede dil bilmelidir bence

  3. #23
    Lisansüstü
    Üyelik Tarihi
    01-2012
    Mesaj
    49
    merhaba herkese..benim bi sorum olacakti.. oyp icin ales 85-95 arasi ve UDS 45-55 arasi alacagim muhtemelen.. diploma notumdan gelen puan 69.20.. yuksek lisans yapmadim.sizce hazirandaki basvuruya basvurursam kazanma sansim nedir.bolum besyo..
    simdiden tesekkurler

  4. #24
    Ordinaryüs Profesör Doktor
    Üyelik Tarihi
    05-2011
    Nerden
    Ankara, Turkey, Turkey
    Mesaj
    6.376
    Alıntı Anonymous Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Doçentliğe kadar gelebilecek potansiyeli olan bu araştırma görevlilerine konuyor zaten baraj dolaylı olarak doçentlere de baraj konulmuş oluyor
    Yok Hocam yok...Bundan 7-8 sene oncesıne kadar butun puanlar tavandı.Aras gör olan Hocalarım dil olmadan girdiler. YL dan sonra DR a devam edenlere de Enstıtu dıl sartı aramadı. Daha Sonra Yrd Doc olmak ıcın sart kosuldu o zaman aldılar 60-70 yettı. Doncetlerımızı Ales e dıle sokalım emınım %10 ancak kalır. Yrd. Doc ıcın dıl sınavını Rektorluk yapıyor.Gecmeyen oranı %2. Hatta görebilen varsa Başarısızı Halley Kuyruklu Yıldızı görmüş gibi olsun.Arz talep meselesı ve kontenjan az aday cok.Elemek ıcın de para kazanılarak tek sıstem var sınav. Isın ozu eskıler her zaman avantajlı.Nüfus arttıkça iş zorlaşıyor her anlamda...

  5. #25
    Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    06-2011
    Mesaj
    1.750
    Alıntı mscalevera Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    ALES'in (ya da eski adıyla LES'in) nereden geldiğini söyleyeyim sizlere. Herşeyi Amerika'dan 'copy & paste' yapan güzel ülkem, bu konuda da yine Amerika'yı kopyalamaya çalıştı. 90'lı yıllarda baktılar ki lisansüstü eğitimin önemi artıyor, başvuru sayıları artıyor, mecburen merkezi bir sınav yapmak gerektiği ortaya çıkınca Amerika'daki GRE sınavı kopyalanmaya çalışıldı. O yıllarda GRE aynen şimdiki ALES gibi kağıt-kalem ile yapılıyor; bir sözel kısım, bir sayısal kısım ve bir de analitik kısımdan (mantık kısmı) oluşuyordu ve tamamen test olarak yapılıyordu. Daha sonra 2000'li yılların başında kağıt-kalem sistemi kaldırıldı, bilgisayarlı sisteme geçildi, mantık kısmı kaldırıldı ve kompozisyon yazma kısmı eklendi (analytical writing; yani analitik düşünme yeteneğini ölçen iki kompozisyon yazma zorunluluğu getirildi). Elektronik mühendisliğinde yüksek lisans yapmak isteyen kişi ile Tarih bölümünde doktora yapmak isteyen kişi de aynı sınava girmek zorundadır. Ve bu hala böyle devam etmektedir. Amerika'da GRE olmadan ilk 100 içerisindeki hiçbir üniversiteye lisansüstü eğitime almazlar isterse 3.95 ortalamanız olsun, isterse mükemmel referanslarınız olsun. Değişik ülkelerden değişik üniversitelerden başvuran öğrencileri merkezi bir ölçümle değerlendirerek adayları kıyaslama yaparlar çünkü her üniversitenin not sistemi, eğitim kalitesi ve not enflasyonu farklıdır. Mülakat yoktur fakat çok dikkatle hazırlanması gereken başvuru paketi vardır ve GRE'nin ne kadar önemli olması gerektiğine her üniversite kendi karar verir. Kimi %20 oranında değerlendirir kimi ise %50. Amerika'da bir de GRE Subject Test denen (sadece 6-7 temel anabilim dalında olan mesela matematik ya da psioloji gibi) ayrı bir alan sınavı vardır ki bunun maliyetinden dolayı diğer anabilim dallarına yapılmasından vazgeçilmiştir. Türkiye'de de yüzlerce değişik anabilim dalı için ayrı ayrı bilim sınavı malesef hiçbir zaman yapılamayacaktır bu çok yüksek maliyetlerden dolayı. Tek merkezi sınav neden en kolay ve en effektif yöntem? Çünkü göreceksiniz bu yaz 4 bin kişi kapasitede açılacak kadrolara en az 50 bin hatta 60 bin kişi başvuracak. Talebin arzdan kat be kat fazla olduğu durumlarda tek bir merkezi sınavdan başka adaletli ve etkili hiçbir yöntem bulunmamaktar ki o yüzden de aynı şekilde üniversite giriş sınavları yakın gelecekte ülkemizde var olmaya hep devam edecektir. ALES'in önemi yadsınamaz ama sanki ülkemizde ALES'e gereğinden fazla önem veriliyor. ALES yetenek sınavıdır, bilgi sınavı değidir, sadece adayın 'intellectual potential' denen potensiyelini ölçer. Akademisyenlik için zeka potensiyelinden daha da önemli olan şey ise çalışkanlıktır. Malesef şu şartlarda (yani 100 belki 150 farklı anabilim dalı ve onbinlerce başvuru şartlarında) akademisyenlik için gereken bilgi ve çalışkanlık seviyesini ölçebilmenin tek makul yolu not ortalamasıdır malesef ki bu konuda da yeterince adaletsizlikler mevcut herkesin bildiği üzere.. Sadece not ortalaması ile bu iş olmaz, sadece ALES ile bu iş olmaz, sadece yabancı dil ile de bu iş olmaz, hepsi aynı oranda gereklidir %33.3 %33.3 ve %33.3 şeklinde.. Madem ki rekabet çok yüksek, herkesin üzerine düşen görev bu sınavlardan en yüksek puanları alabilmek için çok çalışmaktır. Bu da bir çalışkanlık göstergesidir ve akademisyenlik için gereklidir. Nisan'daki yeni yönetmelikte de göreceksiniz YÖK bu hali hazırdaki (%50 ALES, %35 GNO, %15 Dil) alım sistemini değiştirmeyecek, forumlarda fırtınalar koparılsa bile virgülüne bile dokunmayacak çünkü her geçen yıl talep daha da artıyor, kimsenin makalesine, üniversitesinin kalitesine, bilgi seviyesine, yok efendim mülakatına falan bakacak hali yoktur çünkü ülkemizde arz talep dengesi hep çok bozuktur.
    Güzel belirtmişsiniz hocam. ALES'i abartanlar o kadar çok ki. Hatta "Bir akademisyen Alesten yüksek puan almalıdır" mantığı bile mevcut...Bilim merakı, araştırma azmi gibi akademisyen olmadaki en önemli faktörleri takan yok ne yazık ki...Varsa yoksa ALES...Yüzde 50 belirleyici maşallah...Adam 3-4 ay sadece bu sınava kasıyor, sonra da çakıyor 90-95. Al sana akademisyen adayı. Bence ALES gibi sınav olmalı tamam ama yüzde 30-35 bandında belirleyiciliğe sahip olmalıdır.

  6. #26
    Yasaklı Üye
    Üyelik Tarihi
    08-2011
    Mesaj
    147
    Alıntı alpertunga84 Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Güzel belirtmişsiniz hocam. ALES'i abartanlar o kadar çok ki. Hatta "Bir akademisyen Alesten yüksek puan almalıdır" mantığı bile mevcut...Bilim merakı, araştırma azmi gibi akademisyen olmadaki en önemli faktörleri takan yok ne yazık ki...Varsa yoksa ALES...Yüzde 50 belirleyici maşallah...Adam 3-4 ay sadece bu sınava kasıyor, sonra da çakıyor 90-95. Al sana akademisyen adayı. Bence ALES gibi sınav olmalı tamam ama yüzde 30-35 bandında belirleyiciliğe sahip olmalıdır.
    "Bir akademisyen Alesten yüksek puan almalıdır" mantığı ; Belirttiğiniz faktörlerin kısaca açıklanamasıdır.

    Ne kadar FAZLA skor O kadar hızlı araştırma ve sistematik bir şekilde düzenleme yapma ile doğru orantılıdır.
    Merak konusunda ise Alese girmesi akademik ortama merakının kanıtıdır.

    O mantık : araştırma ve bunları en hızlı doğru bir şekilde yapabilieceği potansiyeli olan kişiler için geliştirilmiştir.
    Alesten 90 alan bi adama Ales bilimsel bilgiyi ölçmüyor diyebilirsiniz direkt
    Zaten alesin mantığı bilimsel bilgiyi değil muhakeme ve okuma hızını ölçen bir sınavdır.
    Bir akademisyen adayı için de en önemli kıstas budur.
    Ayrıca Alan Sınavı da olması gerekir benim kanaatimce.

    ''-ALES bişe yaramaz ya da çok fazla işe yaramaz''demekle olmuyor malesef
    ALES çok önemli bir kıstastır.

    ayrıca kapatiseyi ölçer bu sınav 10 sene de çalışsa belirli bir puana gelir ve durur insan.
    Çünkü bugüne kadar ki okuma alışkanlığı,düzeyi,problem çözme yetisi bir yere kadardır.

  7. #27
    Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    06-2011
    Mesaj
    1.750
    Alıntı Anonymous Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    "Bir akademisyen Alesten yüksek puan almalıdır" mantığı ; Belirttiğiniz faktörlerin kısaca açıklanamasıdır.

    Ne kadar FAZLA skor O kadar hızlı araştırma ve sistematik bir şekilde düzenleme yapma ile doğru orantılıdır.
    Merak konusunda ise Alese girmesi akademik ortama merakının kanıtıdır.

    O mantık : araştırma ve bunları en hızlı doğru bir şekilde yapabilieceği potansiyeli olan kişiler için geliştirilmiştir.
    Alesten 90 alan bi adama Ales bilimsel bilgiyi ölçmüyor diyebilirsiniz direkt
    Zaten alesin mantığı bilimsel bilgiyi değil muhakeme ve okuma hızını ölçen bir sınavdır.
    Bir akademisyen adayı için de en önemli kıstas budur.
    Ayrıca Alan Sınavı da olması gerekir benim kanaatimce.

    ''-ALES bişe yaramaz ya da çok fazla işe yaramaz''demekle olmuyor malesef
    ALES çok önemli bir kıstastır.

    ayrıca kapatiseyi ölçer bu sınav 10 sene de çalışsa belirli bir puana gelir ve durur insan.
    Çünkü bugüne kadar ki okuma alışkanlığı,düzeyi,problem çözme yetisi bir yere kadardır.
    Bu açıklamalarınızdan sonra YÖK, ALES'in belirleyiciliğini % 50'den 70'e çıkartmazsa ayıp etmiş olur sanırsam...

  8. #28
    Yüksek Lisans
    Üyelik Tarihi
    09-2011
    Nerden
    kayseri
    Mesaj
    66
    ben bunu üds icin söylüyordum ales icin de söylüyorum, alın yüksek bir puan, sonra dilediğiniz gibi elestirin, bir arkadas da deginmis,kim hangi puan türünden eksik notu varsa o puan türünü elestiriyor, üds pis kötü diyen arkadas alsın ortalamanın üzerinde bir puan, ales eh tüh diyen alsın yüksek puan, sonra dilediği gibi elestirsin..

  9. #29
    Yasaklı Üye
    Üyelik Tarihi
    08-2011
    Mesaj
    147
    Alıntı alpertunga84 Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Bu açıklamalarınızdan sonra YÖK, ALES'in belirleyiciliğini % 50'den 70'e çıkartmazsa ayıp etmiş olur sanırsam...
    Yahu mevcut durumda %50 den daha az alma imkanları var mı sizce,
    İstemek ayrı,istenilen şeyin olması ayrı.



    -Ales'e bakmasınlar,
    -Dil'e bakmasınlar,
    -Ortalamalar şirilmiş ona da bakmasınlar


    E nasıl alacaklar kadroya?
    Hepsine %33.3 mü verecekler ?
    Elbette bu kıstasları ,kadro için alıcakları Arş.grlisi niteliğini karşılayacak değerde belirli bir oranlarını alarak sağlıyacaklar.

  10. #30
    Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    06-2011
    Mesaj
    1.750
    Alıntı Anonymous Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Yahu mevcut durumda %50 den daha az alma imkanları var mı sizce,
    İstemek ayrı,istenilen şeyin olması ayrı.



    -Ales'e bakmasınlar,
    -Dil'e bakmasınlar,
    -Ortalamalar şirilmiş ona da bakmasınlar


    E nasıl alacaklar kadroya?
    Hepsine %33.3 mü verecekler ?
    Elbette bu kıstasları ,kadro için alıcakları Arş.grlisi niteliğini karşılayacak değerde belirli bir oranlarını alarak sağlıyacaklar.
    Ben bu kıstaslar konulmasın dedim mi? Hayır...Konulsun ama yüzdeler olabildiğince eşitlensin. 50-35-15 olacağına; 35-35-30 olsun.





Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Benzer Konular

  1. ÖYP İle Atandıktan Sonra Lİsansüstü Başvurularında ALES'in Geçerliliği Nasıldır?
    ÖYP Hakkındaki Sorularınız forum içinde, yazan BURCUEBRU
    Cevap: 7
    Son Mesaj: 23-08-2012, 11:46
  2. 2012 ÖYP Başvurusu İçin ALES Puanı Geçerliliği
    ÖYP 2012- Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı Bölümü forum içinde, yazan osmanaba
    Cevap: 4
    Son Mesaj: 30-07-2012, 22:04
  3. ÖYP İçin ÜDS Geçerliliği
    ÖYP Puanı forum içinde, yazan canusu
    Cevap: 7
    Son Mesaj: 23-07-2012, 19:19
  4. akademik personelin ales gecerliliği
    ALES - Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı Hakkındaki Sorularınız forum içinde, yazan aylinnn
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 13-04-2011, 02:12
  5. ÜDS Geçerliliği Kaç Yıl?
    YDS / Yabancı Dil Sınavı Hakkındaki Sorularınız forum içinde, yazan denizzznehir
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 07-01-2011, 23:48

Bu Konu için Etiketler

Mesaj Yetkileriniz

  • Yeni konu açmaya yetkiniz yok
  • Cevap yazmaya yetkiniz var
  • Eklenti yüklemeye yetkiniz yok
  • Mesajınızı düzeltmeye yetkiniz yok
  •  
Yukarı Git