reklam

Sonuçları Görüntülenen Anket: geçerliliği var mı?

Oy
42. Sizin bu ankete oy verme yetkiniz yok
  • evet

    26 61,90%
  • hayır

    16 38,10%
+ Konuyu Cevapla
Sayfa 2 - Toplam 5 İlkİlk 1234 ... SonSon
Bulunan 11 den 20 - Toplam 50
Ağaç Şeklinde Aç5Beğeni

Ales bilimsel geçerliliği

ALES - Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı Forumunda Ales bilimsel geçerliliği Konusunu İncelemektesiniz

alpertunga84 Demiş ki: Benim bildiğim kadarıyla mülakat (görüşme) yapmadan akademik kadroya almıyorlar. Zaten sınavdan ne ...


  1. #11
    Yasaklı Üye
    Üyelik Tarihi
    08-2011
    Mesaj
    147
    Alıntı alpertunga84 Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Benim bildiğim kadarıyla mülakat (görüşme) yapmadan akademik kadroya almıyorlar. Zaten sınavdan ne kadar yüksek alsan da, mülakatta seni yetersiz gördüklerinde eliyorlar. Ama ÖYP'de ALES başat faktör olarak karşımıza çıkıyor. Ne kadar iyi alan ilgisine, araştırma hevesine sahip olursan ol, ALESte yüksek alamadığın için dışarıda kalıyorsun. Yani bizde sınavın ağırlığı daha fazla.
    Şimdi hocam öyle düşündüğümüz zaman haklısınız
    ancak bizim alımlarımızda dil ve ortalama puanları atamayı belirliyor.
    Diğer tarafta ALES önemli gibi görüler bilir (alınan yüzde olarak) ama GENELLİKLE BAKTIĞIMIZ DA 3 aşşağı 5 yukarı birbirine yakın puanlar alıyor kazanan veya kazanamayan arkadaşlar
    %15 Olarak notumuza etki yapan ve bu durumdan dolayı pek önemsenmeyen dil puanı burada çok etki yapıyor.
    Onlarda dil puanı olmadığından direkt bir ön koşul ve puanlarının üzerine eklenecek bir puan olarak karşılarına çıkıyor.
    Birde onların merkezi atamaları yok
    ve direkt kişiler ile birebir temas kurarak ölçm ve değerlendirme yapıyorlar.
    Bizde belirlili kıstaslar var ve bu puanlardan en başarılı kişilerin akademik olarak başarılı olacağı düşününcesiyle ama yanlış ama doğru edilen bir hareket var.

    Ama Aleste başarı bence de bir önkoşuldur.
    Yüksek not alan iyi akademisyen olur değil düşüncem;
    düşüncem;
    Bir akademisyen Alesten yüksek puan almalıdır.

  2. #12
    Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    06-2011
    Mesaj
    1.750
    Alıntı Anonymous Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Şimdi hocam öyle düşündüğümüz zaman haklısınız
    ancak bizim alımlarımızda dil ve ortalama puanları atamayı belirliyor.
    Diğer tarafta ALES önemli gibi görüler bilir (alınan yüzde olarak) ama GENELLİKLE BAKTIĞIMIZ DA 3 aşşağı 5 yukarı birbirine yakın puanlar alıyor kazanan veya kazanamayan arkadaşlar
    %15 Olarak notumuza etki yapan ve bu durumdan dolayı pek önemsenmeyen dil puanı burada çok etki yapıyor.
    Onlarda dil puanı olmadığından direkt bir ön koşul ve puanlarının üzerine eklenecek bir puan olarak karşılarına çıkıyor.
    Birde onların merkezi atamaları yok
    ve direkt kişiler ile birebir temas kurarak ölçm ve değerlendirme yapıyorlar.
    Bizde belirlili kıstaslar var ve bu puanlardan en başarılı kişilerin akademik olarak başarılı olacağı düşününcesiyle ama yanlış ama doğru edilen bir hareket var.

    Ama Aleste başarı bence de bir önkoşuldur.
    Yüksek not alan iyi akademisyen olur değil düşüncem;
    düşüncem;
    Bir akademisyen Alesten yüksek puan almalıdır.
    Tamam işte o zaman doçentlikte de ALES barajı konsun madem

  3. #13
    Yasaklı Üye
    Üyelik Tarihi
    08-2011
    Mesaj
    147
    Alıntı alpertunga84 Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Tamam işte o zaman doçentlikte de ALES barajı konsun madem
    Doçentliğe kadar gelebilecek potansiyeli olan bu araştırma görevlilerine konuyor zaten baraj dolaylı olarak doçentlere de baraj konulmuş oluyor

  4. 28-03-2012, 22:33

    Asistan


  5. #14
    Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    06-2011
    Mesaj
    1.750
    Alıntı Anonymous Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Doçentliğe kadar gelebilecek potansiyeli olan bu araştırma görevlilerine konuyor zaten baraj dolaylı olarak doçentlere de baraj konulmuş oluyor
    Doçentlik jurisine girerken de şart olsun. Hatta jurideki ilk soru; "A, B, C, D kişileri bir lokantaya gidiyorlar. A kişisi B kişisinin içtiğinden içmiyor. C kişisi ile A kişisi aynı yemeği yiyorlar" tarzında bir mantık sorusu sorulsun. Bu soruyu bilemeyen baştan elensin.

  6. #15
    Profesör Doktor
    Üyelik Tarihi
    07-2011
    Nerden
    konya
    Mesaj
    1.372
    Alıntı alpertunga84 Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Doçentlik jurisine girerken de şart olsun. Hatta jurideki ilk soru; "A, B, C, D kişileri bir lokantaya gidiyorlar. A kişisi B kişisinin içtiğinden içmiyor. C kişisi ile A kişisi aynı yemeği yiyorlar" tarzında bir mantık sorusu sorulsun. Bu soruyu bilemeyen baştan elensin.
    valla mantığa bakılmasına yok demem
    ßĪ¥ØŦĪẔĪҚ

    Senin Hile Ve Yalanlarınla Baş Edemedim, Bu Bana Dert Oldu Önünde Diz Çökmedim Ya, Bu da Sana Dert Olsun !

  7. #16
    Yardımcı Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    05-2011
    Nerden
    İzmir/Söke
    Mesaj
    830
    arkadaşlar gerçekten bu aralar üds ales ve bu doktoralılar önce gitsin sonra gitsin başlıklarında tartışmalar var ve neden olduğunu anlamış değilim. bu ösym ve yök ün yaptığı 2 güzel sınav var ales ve üds hem geçerlilikleri var hemde kişinin kapasitesi değişmediyse diğer sınavda da aynı puanı alıyor yani güvenilirliği yüksek. bence akademik başarıyı ölçmüyor oyum ondan yana ama başka da sınav yok yani başka sınav çıkana kadar sevilmesede girilecek yani.
    Ben bilim'i sadece 15 inden 15 ine değil üzerine 1'inde döner 7'sinde burs ile yaparım

  8. #17
    Lisansüstü
    Üyelik Tarihi
    02-2012
    Mesaj
    74
    Alıntı Anonymous Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Yüksek not alan iyi akademisyen olur değil düşüncem;
    düşüncem;
    Bir akademisyen Alesten yüksek puan almalıdır.
    Hocam harika özetlemişsiniz. Ekleyebileceğim tek şey, keşke bizde de üniversite ve bilim kavramlarına kendini adadığından olmasa bile hiç değilse ekonomik-prestij kaynaklı kaygılarla bile olsa, çalıştığı kuruma kendisine yakın çizgideki değil yeterli nitelikteki insanların kabul edilmesini gözetecek olgunlukta jüriler çıkarabilsek biz de. O olgunlukta olsak, birçok üniversitede tercih edilen SAT + yüzyüze sınama-tanıma yolu aslında en ideali. Ama yakın gelecekte bizde bu sistemin sağlıklı işleyeceğine kendimi inandıramıyorum nedense

  9. #18
    Profesör Doktor
    Üyelik Tarihi
    07-2011
    Nerden
    konya
    Mesaj
    1.372
    Alıntı emreyz Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Hocam harika özetlemişsiniz. Ekleyebileceğim tek şey, keşke bizde de üniversite ve bilim kavramlarına kendini adadığından olmasa bile hiç değilse ekonomik-prestij kaynaklı kaygılarla bile olsa, çalıştığı kuruma kendisine yakın çizgideki değil yeterli nitelikteki insanların kabul edilmesini gözetecek olgunlukta jüriler çıkarabilsek biz de. O olgunlukta olsak, birçok üniversitede tercih edilen SAT + yüzyüze sınama-tanıma yolu aslında en ideali. Ama yakın gelecekte bizde bu sistemin sağlıklı işleyeceğine kendimi inandıramıyorum nedense
    ne yazık ki üniversiteler çiftlik,babadan oğul geçiyor kadrolar öyle olunca bilimsel tarzda alım bekleme.adamlar ÖYP ye bile isyan ediyo baksana.
    ßĪ¥ØŦĪẔĪҚ

    Senin Hile Ve Yalanlarınla Baş Edemedim, Bu Bana Dert Oldu Önünde Diz Çökmedim Ya, Bu da Sana Dert Olsun !

  10. #19
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    12-2011
    Mesaj
    15
    ALES'in (ya da eski adıyla LES'in) nereden geldiğini söyleyeyim sizlere. Herşeyi Amerika'dan 'copy & paste' yapan güzel ülkem, bu konuda da yine Amerika'yı kopyalamaya çalıştı. 90'lı yıllarda baktılar ki lisansüstü eğitimin önemi artıyor, başvuru sayıları artıyor, mecburen merkezi bir sınav yapmak gerektiği ortaya çıkınca Amerika'daki GRE sınavı kopyalanmaya çalışıldı. O yıllarda GRE aynen şimdiki ALES gibi kağıt-kalem ile yapılıyor; bir sözel kısım, bir sayısal kısım ve bir de analitik kısımdan (mantık kısmı) oluşuyordu ve tamamen test olarak yapılıyordu. Daha sonra 2000'li yılların başında kağıt-kalem sistemi kaldırıldı, bilgisayarlı sisteme geçildi, mantık kısmı kaldırıldı ve kompozisyon yazma kısmı eklendi (analytical writing; yani analitik düşünme yeteneğini ölçen iki kompozisyon yazma zorunluluğu getirildi). Elektronik mühendisliğinde yüksek lisans yapmak isteyen kişi ile Tarih bölümünde doktora yapmak isteyen kişi de aynı sınava girmek zorundadır. Ve bu hala böyle devam etmektedir. Amerika'da GRE olmadan ilk 100 içerisindeki hiçbir üniversiteye lisansüstü eğitime almazlar isterse 3.95 ortalamanız olsun, isterse mükemmel referanslarınız olsun. Değişik ülkelerden değişik üniversitelerden başvuran öğrencileri merkezi bir ölçümle değerlendirerek adayları kıyaslama yaparlar çünkü her üniversitenin not sistemi, eğitim kalitesi ve not enflasyonu farklıdır. Mülakat yoktur fakat çok dikkatle hazırlanması gereken başvuru paketi vardır ve GRE'nin ne kadar önemli olması gerektiğine her üniversite kendi karar verir. Kimi %20 oranında değerlendirir kimi ise %50. Amerika'da bir de GRE Subject Test denen (sadece 6-7 temel anabilim dalında olan mesela matematik ya da psioloji gibi) ayrı bir alan sınavı vardır ki bunun maliyetinden dolayı diğer anabilim dallarına yapılmasından vazgeçilmiştir. Türkiye'de de yüzlerce değişik anabilim dalı için ayrı ayrı bilim sınavı malesef hiçbir zaman yapılamayacaktır bu çok yüksek maliyetlerden dolayı. Tek merkezi sınav neden en kolay ve en effektif yöntem? Çünkü göreceksiniz bu yaz 4 bin kişi kapasitede açılacak kadrolara en az 50 bin hatta 60 bin kişi başvuracak. Talebin arzdan kat be kat fazla olduğu durumlarda tek bir merkezi sınavdan başka adaletli ve etkili hiçbir yöntem bulunmamaktar ki o yüzden de aynı şekilde üniversite giriş sınavları yakın gelecekte ülkemizde var olmaya hep devam edecektir. ALES'in önemi yadsınamaz ama sanki ülkemizde ALES'e gereğinden fazla önem veriliyor. ALES yetenek sınavıdır, bilgi sınavı değidir, sadece adayın 'intellectual potential' denen potensiyelini ölçer. Akademisyenlik için zeka potensiyelinden daha da önemli olan şey ise çalışkanlıktır. Malesef şu şartlarda (yani 100 belki 150 farklı anabilim dalı ve onbinlerce başvuru şartlarında) akademisyenlik için gereken bilgi ve çalışkanlık seviyesini ölçebilmenin tek makul yolu not ortalamasıdır malesef ki bu konuda da yeterince adaletsizlikler mevcut herkesin bildiği üzere.. Sadece not ortalaması ile bu iş olmaz, sadece ALES ile bu iş olmaz, sadece yabancı dil ile de bu iş olmaz, hepsi aynı oranda gereklidir %33.3 %33.3 ve %33.3 şeklinde.. Madem ki rekabet çok yüksek, herkesin üzerine düşen görev bu sınavlardan en yüksek puanları alabilmek için çok çalışmaktır. Bu da bir çalışkanlık göstergesidir ve akademisyenlik için gereklidir. Nisan'daki yeni yönetmelikte de göreceksiniz YÖK bu hali hazırdaki (%50 ALES, %35 GNO, %15 Dil) alım sistemini değiştirmeyecek, forumlarda fırtınalar koparılsa bile virgülüne bile dokunmayacak çünkü her geçen yıl talep daha da artıyor, kimsenin makalesine, üniversitesinin kalitesine, bilgi seviyesine, yok efendim mülakatına falan bakacak hali yoktur çünkü ülkemizde arz talep dengesi hep çok bozuktur.

  11. #20
    Araştırma Görevlisi
    Üyelik Tarihi
    06-2011
    Mesaj
    729
    Alıntı mscalevera Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    ALES'in (ya da eski adıyla LES'in) nereden geldiğini söyleyeyim sizlere. Herşeyi Amerika'dan 'copy & paste' yapan güzel ülkem, bu konuda da yine Amerika'yı kopyalamaya çalıştı. 90'lı yıllarda baktılar ki lisansüstü eğitimin önemi artıyor, başvuru sayıları artıyor, mecburen merkezi bir sınav yapmak gerektiği ortaya çıkınca Amerika'daki GRE sınavı kopyalanmaya çalışıldı. O yıllarda GRE aynen şimdiki ALES gibi kağıt-kalem ile yapılıyor; bir sözel kısım, bir sayısal kısım ve bir de analitik kısımdan (mantık kısmı) oluşuyordu ve tamamen test olarak yapılıyordu. Daha sonra 2000'li yılların başında kağıt-kalem sistemi kaldırıldı, bilgisayarlı sisteme geçildi, mantık kısmı kaldırıldı ve kompozisyon yazma kısmı eklendi (analytical writing; yani analitik düşünme yeteneğini ölçen iki kompozisyon yazma zorunluluğu getirildi). Elektronik mühendisliğinde yüksek lisans yapmak isteyen kişi ile Tarih bölümünde doktora yapmak isteyen kişi de aynı sınava girmek zorundadır. Ve bu hala böyle devam etmektedir. Amerika'da GRE olmadan ilk 100 içerisindeki hiçbir üniversiteye lisansüstü eğitime almazlar isterse 3.95 ortalamanız olsun, isterse mükemmel referanslarınız olsun. Değişik ülkelerden değişik üniversitelerden başvuran öğrencileri merkezi bir ölçümle değerlendirerek adayları kıyaslama yaparlar çünkü her üniversitenin not sistemi, eğitim kalitesi ve not enflasyonu farklıdır. Mülakat yoktur fakat çok dikkatle hazırlanması gereken başvuru paketi vardır ve GRE'nin ne kadar önemli olması gerektiğine her üniversite kendi karar verir. Kimi %20 oranında değerlendirir kimi ise %50. Amerika'da bir de GRE Subject Test denen (sadece 6-7 temel anabilim dalında olan mesela matematik ya da psioloji gibi) ayrı bir alan sınavı vardır ki bunun maliyetinden dolayı diğer anabilim dallarına yapılmasından vazgeçilmiştir. Türkiye'de de yüzlerce değişik anabilim dalı için ayrı ayrı bilim sınavı malesef hiçbir zaman yapılamayacaktır bu çok yüksek maliyetlerden dolayı. Tek merkezi sınav neden en kolay ve en effektif yöntem? Çünkü göreceksiniz bu yaz 4 bin kişi kapasitede açılacak kadrolara en az 50 bin hatta 60 bin kişi başvuracak. Talebin arzdan kat be kat fazla olduğu durumlarda tek bir merkezi sınavdan başka adaletli ve etkili hiçbir yöntem bulunmamaktar ki o yüzden de aynı şekilde üniversite giriş sınavları yakın gelecekte ülkemizde var olmaya hep devam edecektir. ALES'in önemi yadsınamaz ama sanki ülkemizde ALES'e gereğinden fazla önem veriliyor. ALES yetenek sınavıdır, bilgi sınavı değidir, sadece adayın 'intellectual potential' denen potensiyelini ölçer. Akademisyenlik için zeka potensiyelinden daha da önemli olan şey ise çalışkanlıktır. Malesef şu şartlarda (yani 100 belki 150 farklı anabilim dalı ve onbinlerce başvuru şartlarında) akademisyenlik için gereken bilgi ve çalışkanlık seviyesini ölçebilmenin tek makul yolu not ortalamasıdır malesef ki bu konuda da yeterince adaletsizlikler mevcut herkesin bildiği üzere.. Sadece not ortalaması ile bu iş olmaz, sadece ALES ile bu iş olmaz, sadece yabancı dil ile de bu iş olmaz, hepsi aynı oranda gereklidir %33.3 %33.3 ve %33.3 şeklinde.. Madem ki rekabet çok yüksek, herkesin üzerine düşen görev bu sınavlardan en yüksek puanları alabilmek için çok çalışmaktır. Bu da bir çalışkanlık göstergesidir ve akademisyenlik için gereklidir. Nisan'daki yeni yönetmelikte de göreceksiniz YÖK bu hali hazırdaki (%50 ALES, %35 GNO, %15 Dil) alım sistemini değiştirmeyecek, forumlarda fırtınalar koparılsa bile virgülüne bile dokunmayacak çünkü her geçen yıl talep daha da artıyor, kimsenin makalesine, üniversitesinin kalitesine, bilgi seviyesine, yok efendim mülakatına falan bakacak hali yoktur çünkü ülkemizde arz talep dengesi hep çok bozuktur.
    çok rasyonel bir bakış açısı olmuş tebrik ederim





Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Benzer Konular

  1. ÖYP İle Atandıktan Sonra Lİsansüstü Başvurularında ALES'in Geçerliliği Nasıldır?
    ÖYP Hakkındaki Sorularınız forum içinde, yazan BURCUEBRU
    Cevap: 7
    Son Mesaj: 23-08-2012, 11:46
  2. 2012 ÖYP Başvurusu İçin ALES Puanı Geçerliliği
    ÖYP 2012- Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı Bölümü forum içinde, yazan osmanaba
    Cevap: 4
    Son Mesaj: 30-07-2012, 22:04
  3. ÖYP İçin ÜDS Geçerliliği
    ÖYP Puanı forum içinde, yazan canusu
    Cevap: 7
    Son Mesaj: 23-07-2012, 19:19
  4. akademik personelin ales gecerliliği
    ALES - Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı Hakkındaki Sorularınız forum içinde, yazan aylinnn
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 13-04-2011, 02:12
  5. ÜDS Geçerliliği Kaç Yıl?
    YDS / Yabancı Dil Sınavı Hakkındaki Sorularınız forum içinde, yazan denizzznehir
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 07-01-2011, 23:48

Bu Konu için Etiketler

Mesaj Yetkileriniz

  • Yeni konu açmaya yetkiniz yok
  • Cevap yazmaya yetkiniz var
  • Eklenti yüklemeye yetkiniz yok
  • Mesajınızı düzeltmeye yetkiniz yok
  •  
Yukarı Git