reklam

+ Konuyu Cevapla
Sayfa 4 - Toplam 5 İlkİlk ... 2345 SonSon
Bulunan 31 den 40 - Toplam 50
Ağaç Şeklinde Aç4Beğeni

Araştırma Görevlisi miyim Çaycı mı Anlamadım???

Araştırma Görevlisi Forumunda Araştırma Görevlisi miyim Çaycı mı Anlamadım??? Konusunu İncelemektesiniz

bjk_metin Demiş ki: bazı arkadaşlar uyanmış burada yapılanlara ama tam idrak edememiş haliyle. bayanlar baylar ...


  1. #31
    Ordinaryüs Profesör Doktor
    Üyelik Tarihi
    05-2011
    Nerden
    Ankara, Turkey, Turkey
    Mesaj
    6.376
    Alıntı bjk_metin Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    bazı arkadaşlar uyanmış burada yapılanlara ama tam idrak edememiş haliyle. bayanlar baylar buradaki bazı insanlar sizleri akademisyenlikten soğutarak şanslarını artırmaya çalışıyolar. yok çok zor yok eşi gibi dawranıyomuş felan filan. torpil- nepotizm diyip duruyolar. yılmayın şanslarını artırmak, rekabetten kaçmak için yapılan bu şeyleri görmemezlikten gelin. bu kadar vahim bir durum olsa buradaki insnlar buraya yazmadı, bu işten vazgeçerlerdi ! inanmayın ve ARAŞTIRMAYA GELİŞTİRMEYE devam edin
    Durum anlatılanlardan çok daha vahim. Fakat devletin her sektöründe bu böyle. Gidin başka kurumlara daha fazlasını da görürsünüz, daha azını da.Seviyorsan çekersin. Ki en fazla YL+Doktora dahil 6 yıl.Sonra sen yrd.doc-doc. oldun mu yapmazsın olur biter...Gerçekleri göreceğiz ama beterin beteri var diyeceğiz...

  2. #32
    Lisansüstü
    Üyelik Tarihi
    07-2011
    Nerden
    ist
    Mesaj
    21
    Alıntı aDNA Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Durum anlatılanlardan çok daha vahim. Fakat devletin her sektöründe bu böyle. Gidin başka kurumlara daha fazlasını da görürsünüz, daha azını da.Seviyorsan çekersin. Ki en fazla YL+Doktora dahil 6 yıl.Sonra sen yrd.doc-doc. oldun mu yapmazsın olur biter...Gerçekleri göreceğiz ama beterin beteri var diyeceğiz...
    ya boşversenize arkadaşlar içerde olmasak inancaz. hep bir-iki kişi ağlıyo. diğerleri böyle şeyler görmüyo. bunlar bıktırmak-yıldırmak için yapılan seyler inanmayın bazı kişilere sanal ortam burası diyorum baska bişey de demiyorum. sewiyosan katlanırsın hem 4-5 yıl nedir ki...
    neyse ben bazı hevesli arkadaşları korumak için devreye giriyorum, kimsenin aklına tesellisine ihtiyacım yok herkes işine baksın, yazmayın bana

  3. #33
    ALES Soru Editörü
    Üyelik Tarihi
    12-2010
    Nerden
    Bolu
    Mesaj
    190
    Alıntı bjk_metin Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    ya boşversenize arkadaşlar içerde olmasak inancaz. hep bir-iki kişi ağlıyo. diğerleri böyle şeyler görmüyo. bunlar bıktırmak-yıldırmak için yapılan seyler inanmayın bazı kişilere sanal ortam burası diyorum baska bişey de demiyorum. sewiyosan katlanırsın hem 4-5 yıl nedir ki...
    neyse ben bazı hevesli arkadaşları korumak için devreye giriyorum, kimsenin aklına tesellisine ihtiyacım yok herkes işine baksın, yazmayın bana
    Pekte bir-iki kişi gibi durmuyor : http://www.cnnturk.com/2012/guncel/0...8.0/index.html

    Sevenin katlanması ayrı bir durum sizin burda gelip hoş olmayanbir üslupla bazı kişileri zan altında bırakmanız ayrı bir durum. Kimse burdaki yorumlara göre geleceğini belirlemek durumunda değildir zaten merak etmeyin.
    Dünyadaki açlık ve sefaletin nedeni yoksulları doyuramadığımızdan değil zenginleri doyuramadığımızdandır.

  4. #34
    shockhan
    Misafir
    .................................................. .................................................. .................................................. .................................................. .................................................. ..............

  5. #35
    Lisansüstü
    Üyelik Tarihi
    09-2011
    Mesaj
    37
    Alıntı bjk_metin Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    ya boşversenize arkadaşlar içerde olmasak inancaz. hep bir-iki kişi ağlıyo. diğerleri böyle şeyler görmüyo. bunlar bıktırmak-yıldırmak için yapılan seyler inanmayın bazı kişilere sanal ortam burası diyorum baska bişey de demiyorum. sewiyosan katlanırsın hem 4-5 yıl nedir ki...
    neyse ben bazı hevesli arkadaşları korumak için devreye giriyorum, kimsenin aklına tesellisine ihtiyacım yok herkes işine baksın, yazmayın bana
    Meseleye bir başka boyuttan bakarsak arş. görevlilerinin durumu bu kadar kötü ise neden bu kadar talep var diyor arkadaşımız. Bir nevi haklıdır. İdealist olanlar üzerine alınmasınlar ama arz ve talebin artmasının en önemli nedeni işsizliktir ve özel sektör şartlarının ağırlaşmasıdır. 10 yıl öncesine kadar arş. görevlisi kadrolarına (özellikle mühendislik fakültelerinde) kolaylıkla adam bulamıyorlardı...

  6. 03-04-2012, 17:35

    Lisansüstü

    Sebep
    tartışma yaratacak mesajlar..

  7. 03-04-2012, 18:36

    Misafir

    Sebep
    tartışma yaratacak mesajlar..

  8. 03-04-2012, 20:25

    Doçent Doktor

    Sebep
    tartışma yaratacak mesajlar..

  9. 03-04-2012, 20:41

    Araştırma Görevlisi

    Sebep
    tartışma yaratacak mesajlar..

  10. 03-04-2012, 21:36

    Profesör Doktor

    Sebep
    tartışma yaratacak mesajlar..

  11. #36
    Lisansüstü
    Üyelik Tarihi
    03-2012
    Mesaj
    10
    Öğretim üyesi-araştırma görevlisi ilişkisi, tıpkı usta-çırak ilişkisi gibidir. Arada bir uyum olmalıdır ki, ortaya güzel bir çalışma çıksın. Usta çırak ilişkisinde çırak ustayı seçmez, usta çırağı seçer. ÖYP'de ise ustanın elinde hiçbir yetki yok.

    Sözüm meclisten dışarı ama konuştuğum hocalar ÖYP'li araştırma görevlilerinden hiç memnun olmadıklarını söylüyorlar. Akademik idealleri olmayan, işe girebilmek için araştırma görevlisi olmuş olan, akademik açıdan yetersiz asistanlar geldiğinden söz ediyorlar. Bu duruma onlar da şaşırmış, çünkü gelenlerin CV'lerine baktıklarında not ortalamalarının çok yüksek olduğunu görmüşler ama bilgi düzeylerini yetersiz bulmuşlar. Cari alım olsaydı, 30-40 puan bile vermeyeceğimiz insanlar şimdi asistanlarımız oldu diyorlar.

    Durum böyle olunca, hoca da asistana çırak gibi değil uşak gibi muamele ediyor.

  12. #37
    Araştırma Görevlisi
    Üyelik Tarihi
    06-2011
    Mesaj
    729
    Alıntı guler Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Öğretim üyesi-araştırma görevlisi ilişkisi, tıpkı usta-çırak ilişkisi gibidir. Arada bir uyum olmalıdır ki, ortaya güzel bir çalışma çıksın. Usta çırak ilişkisinde çırak ustayı seçmez, usta çırağı seçer. ÖYP'de ise ustanın elinde hiçbir yetki yok.

    Sözüm meclisten dışarı ama konuştuğum hocalar ÖYP'li araştırma görevlilerinden hiç memnun olmadıklarını söylüyorlar. Akademik idealleri olmayan, işe girebilmek için araştırma görevlisi olmuş olan, akademik açıdan yetersiz asistanlar geldiğinden söz ediyorlar. Bu duruma onlar da şaşırmış, çünkü gelenlerin CV'lerine baktıklarında not ortalamalarının çok yüksek olduğunu görmüşler ama bilgi düzeylerini yetersiz bulmuşlar. Cari alım olsaydı, 30-40 puan bile vermeyeceğimiz insanlar şimdi asistanlarımız oldu diyorlar.

    Durum böyle olunca, hoca da asistana çırak gibi değil uşak gibi muamele ediyor.
    Ya sanki önceden farklıydı da öyp gelince böyle olmaya başladı? açıkladığın gibi olsa bile bu hocaların bu tarz muamelesini haklı çıkarıyor öyle mi? Ha bu dediğini sorun eden hocalar da ancak bizim ülkede olur yurtdışındaki uniler yabancı öğrenci alıp asistan yapıyorlar hiç homurdanmıyorlar bizimkiler de bana ne kadar yakın olur onun derdinde

  13. #38
    Lisansüstü
    Üyelik Tarihi
    09-2011
    Mesaj
    37
    Alıntı guler Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Öğretim üyesi-araştırma görevlisi ilişkisi, tıpkı usta-çırak ilişkisi gibidir. Arada bir uyum olmalıdır ki, ortaya güzel bir çalışma çıksın. Usta çırak ilişkisinde çırak ustayı seçmez, usta çırağı seçer. ÖYP'de ise ustanın elinde hiçbir yetki yok.

    Sözüm meclisten dışarı ama konuştuğum hocalar ÖYP'li araştırma görevlilerinden hiç memnun olmadıklarını söylüyorlar. Akademik idealleri olmayan, işe girebilmek için araştırma görevlisi olmuş olan, akademik açıdan yetersiz asistanlar geldiğinden söz ediyorlar. Bu duruma onlar da şaşırmış, çünkü gelenlerin CV'lerine baktıklarında not ortalamalarının çok yüksek olduğunu görmüşler ama bilgi düzeylerini yetersiz bulmuşlar. Cari alım olsaydı, 30-40 puan bile vermeyeceğimiz insanlar şimdi asistanlarımız oldu diyorlar.

    Durum böyle olunca, hoca da asistana çırak gibi değil uşak gibi muamele ediyor.
    Düşüncelerinde haklılık payı olabilir ama bunu söyleyen hocalara acizane bir tavsiyem var. Madem gelenleri yetersiz buluyorlar YÖK'ten ÖYP için kontenjan talep etmesinler veya ÖYP araştırma görevlisine danışmanlık yapmasınlar. Bir araştırma görevlisine danışmanlık yapacak hoca çok rahat bulunur, merak etmesinler. Hem araştırma görevlisini alabilmek için birbirlerini kırıp geçirirler sonra da araştırma görevlisini beğenmezler...

  14. #39
    Lisansüstü
    Üyelik Tarihi
    06-2011
    Mesaj
    36
    1.5 senedir araştırma görevlisi olarak çalışıyorum. Büyük şehirde oturuyorum ve evliliğim dolayısıyla şehre 2 saat uzaklıktaki yeni kurulan bir üniversiteye günü birlik gidip geliyorum. Ben objektif olarak yaşadığım olumlu ve olumsuzlukları yazmak isterim size. Öncelikle üniversitede birçok hoca şehir dışından gidip geldiği için günübirlik şehir değişimine izin veriyorlar. Bu güzel bir şey çünkü mevzuata göre bir memurun şehir dışına çıkması için izin alması gerekir. Bu artı bir özellik. Ama ben zihniyet açısından bir şeyleri eleştirmek istiyorum. Bölümde ikinci öğretim olduğu için nöbet, 2 günde toplamda 24 saat gözetmenlik yapma, vs... işler haricinde sadece oturuyoruz. Okulun ve şehrin kitap ve sosyal kaynaklara erişimi neredeyse sıfır. Ve yeri geldiğinde araştırma görevlisinin kütüphane çalışmalarını yapması, makale yazması için teşvik edilmeli. Çünkü köklü bir üniversitede çalışan arkadaşımdan biliyorum ki onlardan her sene yazacakları makale, bildiri, sempozyum, vs. gibi faaliyetler için taahhütname alınıyor. Burada ise mesai saatlerinde katı bir uygulama var. Gerektiğinde sözlü ya da yazılı olarak mesai saatlerine uyulmadığında "normal memura" uygulanan hukuki yaptırımlar yazılarak, üstü kapalı "tehdit" ediliyoruz. Bu da Milli Eğitim zihniyetinden kaynaklanıyor. Oysa diğer bölümler araştırma görevlilerine 2-3 gün gelmesi haricinde onları serbest bırakıyorlar. Yani aynı okulda hem çok mutlu, hem de çok mutsuz olan kişiler mevcut. Yazın ise okulda yaz okulu, öğrenci, hoca olmamasına rağmen, haftada 3 gün gelinmesi isteniyor. Tek yapılan, odada booş booş oturmak. Kendi mezun olduğum okulda ise, gerçekten amir-çalışan ilişkisi mükemmel diyebilirim. Çalışan hakları korunuyor, sınav gözetmenliklerinde dahi ders-mezuniyet durumuna göre adil bir paylaşım yapılıyor ve bölümün işleri ise sekreterlik tarafından yürütülüyor. Ben yine de Allah'a binlerce kez şükrediyorum böyle bir iş bulabildiğim için. Çünkü ben göğsümü gere gere söylüyorum ki torpilsiz geldim. Ve anabilim dalı başkanımdaki hocama da çok teşekkür ederim anlayışı, insaniyeti ve adil seçiminden dolayı. Ne olursa olsun, imkansızlıklara, efendime söyleyeyim bazı olumsuzluklara rağmen, her şey "insanın kafasında" bitiyor. 10 kitapla birden çalışmak, profesörlerin engin tecrübelerinden yararlanamıyoruz belki ama her bir hocadan öğrenilecek farklı şeyler vardır bence. Yanımda taşıdığım 1 kitabı okumak, belki çalışacağım yerleri tarayıcıdan geçirip bilgisayara yüklemek geçici çözümlerden biri. (Bu arada bölümde teknolojik olarak sadece internet! olanağı sağlanıyor, bilgisayar ve ekipmanlarından hiçbiri yok, olsun varsın olmasın).
    ÖYP'ye gelince... Bizde cari usulle alınmış ÖYP'li arkadaşlar var. Ve onlar şimdi öğrenim gördükleri yerlere atandılar. Okula girdikten sonra yüksek lisans ve doktora için sınavlara girmeden yalnızca puanla öğrenci olmak, iyi okullarda çalışmak bence güzel bir avantaj. Yurtdışı dil eğitiminin desteklenmesi, vs. vs. Ancak 6 sene alıştığınız şehirden tekrardan eski geldiğiniz yere dönmek evli olanlar için çok zor. Hele bir bayan için daha zor. Ama büyük bir üniversitede ÖYP'li olmak bence mükemmel bir şey. Ben ileride buraya atanan ÖYP'lilerin başka küçük üniversitelere gönderileceğini zannetmiyorum. Bu merkezi sistemle yapılan atamalara da karşıyım ayrıca. Ortalamanın kriter olarak konulması, küçük üniversitelerden 50 geçme notu ve çan eğrisiyle yüksek not alanların az bir bilgiyle öne geçmesine neden oluyor. Merkezi sınavlarda ise tamamen teknik öğrenilerek alınan yüksek puanlarla ancak amaçsız olarak giren kişileri tanıyorum. Ve çalıştığım bölümde, sırf girebilmek için birbirinden alakasız anabilim dallarına "ya tutarsa" mantığıyla başvurulan kişiler de. Umarım bu örnekler bir istisna olarak kalır. Çünkü ben sayısalcı ve sözelcilerin laboratuarda, kütüphanede, eğitim hayatlarında öğrendikleri her bir yeni bilgi ve çalışma için heyecan duymasını, zevk almasını temenni ediyorum. Eğer bir yerden memnun değilsek de, maalesef sistem getirisi olarak merkezi sınav puanlarını yükseltip yeni kapılar denemek gerekiyor. Ve keşke bu seçim usulleri ön değerlendirmeler "ALES, ortalama ve yabancı dil" şeklinde olsa ve yine bir mülakata tabii tutulsa alınacak araştırma görevlileri. Bir hocanın çalıştıracağı kişiyi önceden görmesi en büyük hakkı bence. Uzun yazdıysam affola. Sadece izlenim ve fikirlerimi paylaşmak istedim objektif bir biçimde.

  15. #40
    Yardımcı Doçent Doktor
    Üyelik Tarihi
    06-2011
    Nerden
    ANKARA
    Mesaj
    845
    Alıntı mehmetsah Demiş ki: Mesajı Görüntüle
    Ben şahsen düzenin değişeceğine inanmıyorum. Geçtiğimiz sene Ankara'da YÖK'ün düzenlediği araştırma görevlileri çalıştayına katılmıştım. Güya dertlerimizi dinleyip çözüm bulmak amacıyla toplanılmıştı ama daha ziyade iş YÖK başkan vekilinin taleplerimizi niye gerçekleştiremeyeceklerine dair bizi ikna çalışmasına döndü. Daha da komiği adam "ne yaptırıyorlar ki size" diye bir soru yöneltti...Üniversitenin içinden çıkma bu arkadaş asistanlara ne yaptırıldığını bilmiyor daha
    hocam "it iti ısırmaz" demiş atalarımız.nasıl öğrenci bir diğer branş öğretmeninden yakınsa müdür veya diğer öğretmenler öğrenciyi suçlar, "o hocanız öyle bir şey yapmaz, sen yanlış anlamışsındır vs" diyerek öğrenciyi kendinden şüphe ettirip psikolojik bunalıma sokarlar, aynen akademik camia da böyle.. Allah'tan benim danışmanım benzer şeyleri ziyadesiyle yaşadığından - hatta yaşadıklarından öyle bıkmış ki erken emekli olmayı bile düşünmüş - yaşadığım şeylerde daha düşünmeksizin suçlamıyor, anlamaya çalışıyor. bir de "yarın buna işim düşerse" durumu var, ondan hepsi birbirine arka çıkar demişti bir akademisyen arkadaşım.sanırım öyle..





Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Benzer Konular

  1. Cevap: 0
    Son Mesaj: 10-07-2015, 18:23
  2. Cevap: 4
    Son Mesaj: 29-12-2014, 00:23
  3. Cevap: 4
    Son Mesaj: 29-12-2014, 00:23
  4. Cevap: 29
    Son Mesaj: 23-01-2013, 16:27

Mesaj Yetkileriniz

  • Yeni konu açmaya yetkiniz yok
  • Cevap yazmaya yetkiniz var
  • Eklenti yüklemeye yetkiniz yok
  • Mesajınızı düzeltmeye yetkiniz yok
  •  
Yukarı Git